Skip to main content
Submitted by Anonymous (not verified) on 2 September 2008

Cengiz Çandar*/Gül'ün Erivan'a gidişini, Hindistan'a gitmek isterken Amerika'ya ulaşan Kolomb'a benzetmek mümkün ... Geçen yıl Abdullah Gül ile Tiflis'e gittiğimizde, daha önce birkaç kez bulunduğum Gürcü başkentinin Saakaşvili-öncesinden en çarpıcı farkını derhal görmüştüm.Gürcistan Cumhurbaşkanı Mikhail Saakaşvili, Kafkasya'da ortaya çıkan durumun (Karadeniz havzasındaki Batı-Rusya çatışması) baş sorumlusu olarak gösteriliyor. En hafifi ’beceriksiz' olan bir dizi olumsuz sıfatla damgalanıyor. Örneğin Murat Belge, Saakaşvili'yi ’Amerikancı milliyetçi' olarak etiketledi. Saakaşvili'nin ’Amerikan yanlısı' ya da Amerika'nın ’Saakaşvili yanlısı' olduğuna şüphe yok. Bir ’Gürcü milliyetçisi' ve koyu bir Hristiyan olduğu da tartışma götürmez. Cumhurbaşkanı seçildikten sonra ilk yaptığı işlerden biri, Gürcistan bayrağını haçlar ile donatmak olmuştu.

Bölgedeki siyasi liderler arasında en ziyadesiyle Kafkasya'da post-Sovyet dönemdeki ilk Gürcü Cumhurbaşkanı Gamsahurdia ile Azerbaycan'daki Ebulfez Elçibey'e herkesten daha fazla benzediği söylenebilir.

Bütün bunlara rağmen, Saakaşvili'nin ateşli bir AB yandaşı olduğu, ülkesini AB üyesi görmek istediği ve buna paralel olarak aynı ateşlilikle Gürcistan'ı NATO'ya sokmak istediği de biliniyor. Geçen yıl Abdullah Gül ile Tiflis'e gittiğimizde, daha önce birkaç kez bulunduğum Gürcü başkentinin Saakaşvili-öncesinden en çarpıcı farkını derhal görmüştüm. Her Gürcistan bayrağının yanında Avrupa Birliği'nin lacivert zemin üzerine 12 sarı yıldızlı bayrağı asılıydı. Bu ancak AB üyesi Avrupa ülkelerinde görülen bir durum.

Saakaşvili'nin, Rus yetkililerinin bazılarının abartmalı biçimde “Rusya'nın 11 Eylül'ü“ gibi sundukları 8 Ağustos'ta, yani Gürcistan askerlerinin Güney Osetya'da harekâta girişmesinde hata yaptığı da bir başka doğru. Zaten bunu Saakaşvili de kabul ediyor. Geçen hafta Fransız Liberation gazetesiyle söyleşisinde, Güney Osetya'yı ’Rus blöfü' olarak görmekte hata ettiğini, Rusya'nın hamlesini Güney Osetya'dan değil Abhazya'dan beklediği için, o hataya sürüklendiğini açık yüreklilikle belirtmişti.Konu, Saakaşvili'nin hatasıyla kapanmıyor. Saakaşvili'yi Amerikalıların böyle bir hataya özendirdiği iddiası da var.

O Amerikalılar, esas olarak, Washington'da ’Rusofob' yani Rusya fobisi sahibi iki Dışişleri yetkilisi. Biri Amerikan Dışişleri'nin Avrupa ve Avrasya'dan sorumlu bakan yardımcısı Dan Fried. Diğeri, Müsteşar Yardımcısı Matt Bryza.

Saakaşvili'ye ’gaz verenler' diye işaret edilenler bu Amerikalılar. Dan Fried'in mesleki kariyerinin en önemli bölümünü Amerikan Dışişleri'nin Polonya sorumlusu olarak geçirdi. Solidarnosc (Lech Walesa'nın Dayanışma Hareketi) ile ilk temasları kuran, destekleyen, yönlendiren yetkili oydu. Matt Bryza ise Amerikan Dışişleri'nin bir numaralı Gürcistan ve Hazar petrolleri uzmanı. Saakaşvili ile çok yakın ilişkisi de söz konusu.

Buradan gelelim bir ilginç Türkiye bağlantısına...

***

Matt Bryza'nın eşi Türk. Geçen yıl 22 Temmuz seçimleri öncesinde ’AK Parti'ye iktidar nasıl
verilmemeli' senaryolarının tartışılmasıyla Türk medyasında yankılanan Hudson Institute'un Türkiye ve Gürcistan uzmanı Zeyno Baran. Tanıdık bir isim.

Zeyno Baran dört gün önce Wall Street Journal'da yayımlanan ve nedense Türk basınında atlanan ’Will Turkey Abandon NATO?' (Türkiye NATO'yu Terkedecek mi?) başlıklı önemli bir makale yazdı.

Türkiye'nin Kafkasya krizi üzerine takındığı tutuma hayli eleştirel bir yaklaşımla kaleme alınmış yazının son bölümleri şöyle:

“Türkiye beş ülkenin katılacağı bir ’Kafkasya İstikrar ve İşbirliği Platformu' önererek, Gürcistan'a karşı yürüttüğü savaşın en sıcak noktasında Rusya'ya iştirak etti. Bir başka deyişle, (Türkiye ile Rusya) ABD ve AB'yi bölgeden uzak tutmak istiyor. Her ikisi de Gürcistan'ın Amerikan eğitimli Cumhurbaşkanı Mikhail Saakaşvili'nin yeni bir dünya savaşını başlatacak kadar çılgın olduğunu düşünüyor. Türkiye'nin bu görüşü, Fransa ve Almanya'nın pozisyonlarının çok uzağında değil. Ama o iki ülke bile, Kremlin'in hava kuvvetleri Gürcistan şehirlerini bombalarken Rusya'nın eş başkanlığını yapacağı bir yeni bölgesel düzenlemeyi Gürcistan'ın kabul etmesini önermediler...

Türkiye nereye gidiyor? Türk yetkilileri bölgedeki çeşitli taraflar arasında arabuluculuk yapabilmek için onlarla güvene dayalı ilişkilerden yararlandıklarını söylüyorlar: “ABD ve İran, İsrail ve Suriye, Pakistan ve Afganistan vs. Olabilir. Ama artan sayıda Amerikan gemisinin Karadeniz'e doğru yol aldığı bir sırada taraf seçme zamanı gelmiştir.“

***

Bu dikkate değer bir gözlem. ’Kafkasya İstikrar ve İşbirliği Platformu' ortaya atılıp, Tayyip Erdoğan, Moskova ve Tiflis yolunu tuttuğunda aynı düşünceler benim de aklımdan geçmişti. Türkiye hem NATO üyesi ve AB'ye tam üyelik müzakereleri yürüten bir ülke olup, aynı zamanda NATO ve AB'yi dışlayacak ’bölgesel düzenlemeler'in başını çekemez.

Nitekim, Türkiye'nin bu önerisine Gürcistan soğuk. Azerbaycan ile Ermenistan ne kadar sıcak, bilemiyoruz. İstanbul'da önceki gün Ali Babacan ile ortak basın toplantısında Gürcistan Dışişleri Bakanı Eka Tkeşelaşvili “Biz Rusya'nın güvenilir bir partner olacağını göreceğimiz ana kadar hiçbir işbirliğini görüşemeyiz“ diyerek kestirip attı.

Ali Babacan bugün Rusya Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov'a neyi, nasıl pazarlayacak acaba?

ABD ve AB desteği almayan ve onları dışarıda tutan, ayrıca Gürcistan'ın da içinde yer almayacağı bir Türkiye inisyatifine, Azerbaycan ile Ermenistan nasıl katılacak?

’Kafkasya İstikrar ve İşbirliği Platformu', Türkiye'nin ’Batılı kimliği'ni tereddüde sokacak, ’olmayacak duaya amin demek' gibi bir girişime benziyor.

Bununla birlikte bir olumlu yan-ürünü olabilir: Ermenistan ile doğrudan ilişkiler kurulmasının zorunlu hale gelmesi.

Türkiye ile Ermenistan arasında en üst düzeyde doğrudan ilişki kurulması ise, paradoksal biçimde, Türkiye'nin ’Batılı kimliği'ni tahkim edecek bir gelişme olarak algılanacak.

Abdullah Gül'ün Erivan'a gidişini, sonuçları itibarıyla, Hindistan'a gitmek isterken Amerika'ya ulaşan Kristof Kolomb'a benzetmek mümkün...

*Radikal gazetesi/02/09/2008

نەناسراو (not verified)

Tue, 09/02/2008 - 12:43

Gürcistan'ı herkes konuşuyor. Rusya'nın Gürcistan'a düşmanlığı ile aynı sebeplerden türeyen Ermenistan'ın soykırımlar eşliğinde Kurdistan'a Sor'u tasfiyesi konuşulmuyor bile. Sahi bir zamanlar Kurdistan'a Sor denilen özerk bir kürt cumhuriyeti vardı. Ermenistan denen rus uydusu devletin sınırları içerisinde 300 binin üzerinde kürt yaşıyordu. Kürtlerin 1500 yıldan beridir orada yaşadıklarına tarih tanıklık ediyordu. Belki daha önceki zamanlardan itibaren bölgeyi yurt edinmişlerdi. Yaşadıkları topraklar kafkas petrollerinin İskenderun Körfezi'ne yada Karadeniz'e ulaştırılmasında en uygun güzergahın üzerinde yer alıyordu. KGB albayı Koçeryan'ın katil sürüleri "kutsal cihad" mantığıyla kürtleri aydın, çocuk, yaşlı ayırımına tabi tutmaksızın katlettiler. Kızılhaç görevlileri yalnızca Mirov ve Kelbajar'da 15 bin ceset saydıklarını açıkladılar. Açıklamalarında yer alan bir ibare oldukça düşündürücüydü; 'Kelbajar ve Mirov Dağı'nda 1915 yöntemleri uygulanmıştı'.. Geriye kalanlar sürgün edildiler. 150 bin kürt eski sovyet cumhuriyetlerinde mülteci olarak am adah acısı haymatlos olarak çok zor koşullarda hayatta kalmaya çalışıyorlar. Az sayıda kürt Avrupa ülkelerine ulaşabilmiş durumda. Geriye dönmelerini önü kapatılmış olarak bekliyorlar. Ermenistan'ın çoğunluğu müslüman olan kürtlere yönelik katliamının baş destekçileri arasında "müslüman" İran rejimi vardı. Aynı dönemde Türkiye soydaşları azerileri de kapsayan vahşete devlet olarak desteğini esirgemedi. Demirel, Türkeşi temsile yetkili görüşmeci olarak Koçeryan'a gönderiyor ve kürt "temizliğine" tam destek sunuyordu. Oyunun baş aktörü ise Rusya idi. Bugün "müslüman" Abdullah Gül TC cumhurbaşkanı sıfatıyla Ermenistan'a gidiyor. Neler konuşacağını bilemeyiz, ancak geçmişe bakarak kürtlere yönelik vahşetin sürdürülmesine dair ahit ve destek tazeleneceğini bilmek için keramet sahibi olmak gerekmiyor. İktidarı ele geçirdikten sonra 1915 olaylarıyla ilgili olarak 'bugün ermenileri kim hatırlıyor' diyen Hitler'in tüyler ürperten sözü Mirov Dağı katliamından sonra kürtlerle ilgili olarak traji-komik bir biçimde Mehrdad İzady tarafından hatırlatılıyordu.. Amerika Gürcistan'a yardım ediyor.. Türkiye, Rusya'ya destek veriyor.. Abdullah Gül ermenistan'a gidiyor.. Kürtler makro politika alanındaki dehalarını sergileyerek uluslararası politika analizleri serdediyorlar. Gürcü'ye, Türk'e, Amerika'ya, Rusya'ya dair.. Geleceğe dair.. Laçin kürtlerini kim hatırlıyor, geriye kalan az sayıdaki êzdî canların ızdırabını kim hatırlıyor?

hocam bu gun itibariyle Rus radiosu Kurdce yayina basladi Iranli Molla ahmedi Nejat haydutu Rusyayla beraber hareket etmeyecegiz turunden aciklamasi var ajanslarda ABdula Gul hoca Turkiye reisi cumhuru olarak, Turkiye'yi ulkesel olarak tanimayan Ermenistana gideyimmi arayislarinda, nabiz yokluyor hani dedim bunlar it gibi Kurdistan kokusumu aldilar nedir the New World Dizayn devam ediyor insalla henuz ortadoguda ciddi bir dizayn gormedik nereyi dizayn ederlerse etsinler Kurdistan fiskiracak amma Kuzey kil tuy yun, bide bogazdaki akintiyla mesgul yokmu bizden ortak bi aday ulke yonetimine talip Karayilan bu forumlari okurmu acep yoksa aday degisip Dr Bahoz mu diyelim ne dersiniz

Anonymous (not verified)

Thu, 09/04/2008 - 07:56

Oncelikle ABD'nin Saakasvili'yi cesaretlendirdigi konusunda bir iki sey soylemek istiyorum. Herhalde oncelikle "neden?" diye sormak gerek. Yani ABD'nin Gurcistan'in boyle bir hareketinden cikari ne olabilir? En hararetli ABD suclayicilari bile "McCain secimi kazansin diye yapildi" demekten oteye gidemiyorlar. (Bakiniz bizzat Putin'in kendi demeci). Acikcasi bu biraz fazlaca abartili geliyor. Onun yerine Iran'a bir iki bomba atsaydi hem McCain'e faydasi olurdu hem de ABD vatandasi tum Yahudilerin oylarini alirdi. Yani daha iyi bir alternatifi vardi demek istiyorum. Bu konu bizzat Rice'in kendisine soruldu. "Gurcistan'a tutamayacagimiz sozler verildi mi, cesaretlendirildi mi?" diye. Biliyorsunuz Cengiz Candar'in bahsettigi kisiler Rice'a bagli kisiler. Rice "Saakasvili'yi bizzat kisisel olarak uyardigini, Rusya ile basedemeyecegini soyledigini" acikladi. Ama benim ilgimi ceken Rice'in Saakasvili'ye yaptigini soyledigi uyaridan ziyade, Saakasvili'nin niyetini Rice'a aciklamis oldugu gercegi. Yani yoksa neden desin Rice "Rusya ile askeri olarak basedemezsiniz" diye? Yani ABD Saakasvili'yi ayartmis demesem bile, en azindan engel de olmamis. Bu olayin diger Sovyet ulkelerinin NATO"ya uyeligini hizlandirmak isteyecegi ve NATO'nun genislemesine yardimci olacagi kesin. Unutmayalim Turkiye'de benzer sekilde Sovyetler Birliginin korkusuna NATO'ya uye olmak icin herseyi yapmis ve Kore'ye asker gondermisti. Onlar da tek tek ABD'nin isteklerini yerine getirmek sartiyla NATO'ya uye olacaklar. Yani uzun vadede ABD kazancli cikacak bu gerilimden. Acikcasi Turkiye'nin Kafkas platformu onerisi, olu dogmus bir oneri. Bu oneriye Rusyanin acik destek vermesinden daha dogal ne olabilir ki? Buyuk bolgesel guc Rusya ve etrafinda ufak tefek gucsuz 4 tane ulke. Boyle bir cephenin kuruldugu takdirde kimin tarafindan kontrol edilecegi cok asikar degil mi? Ama bizim Turkler kendilerini dev aynasinda gordukleri icin bu gercegi goremiyorlar. O yuzden bu onerinin ABD ve Gurcistan tarafindan desteklenmesi soz konusu olamaz. Yasam sansi bulmayacak bir oneri. Turkiye kendince 'bolgesel guc' olamaya calisiyor ya.... Oneme hacet yok sizin anlayacaginiz. Turkiye'nin ABD'yi, AB'yi ve NATO'yu dislamasi soz konusu dahi olamaz. Zaten Basbug da cok net bir sekilde koydu Turkiye'nin yerinin ABD'nin yaninda oldugunu. Ustelik emin olun ABD'ye ters dustugu anda ne olacagini en iyi AKP hukumeti bildigi icin su ana kadar bunca engele ragmen ayakta kalabildi. Yani AKP hukumeti ile TSK'nin 'ben daha iyi Amerikanci'yim" diye birbiriyle yaristigi bir donemde Turkiye'nin ABD'nin disinda yer almasini dusunmek hayaldir. Hanife

Add new comment

Plain text

CAPTCHA This question is for testing whether or not you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.