Skip to main content

Anonymous (not verified)

Sun, 04/06/2008 - 01:26

Güzel sözlerin için teşekkür ederim. Niyet güzel olunca gönülalıcık rolünü daha etkin oyanayabiliyor. İşin bu yanı bizlerin çok az dikkate aldığımız kısmı oluşturuyor. Daha dayanışmacı olmamız lazım. Franko'nun algıladığı şekilde değil ama romalıların ürettiği tarzda falanj kavramı bizler için de gereklilik. Yanlış anlaşılmamak için sözcüğün yaygın siyasi anlamını değil, fiziki niteliğini kastettiğime vurgu yapıyorum. Önümüzde iki yol var. Biri, herbirimizin yekiğerimize yöneliminden, diğeri ise topluca kitlemize dönerek paslı çivileri sökme eylemini yaygınlaştırmaksızın kalıcı sonuçlar alınamayacağı gerçeğinden oluşuyor. Aslında her iki yol biribirinden ayrık değil. Herbiri ötekini tamamlar nitelikte. Bir yandan kendimizi miadı dolmuş kalıpların etkisinden arındırıp yenilerken diğer yandan kitlenin hapsedilmek istendiği kalıpları kırmak gerekiyor. Biri ötekinin önkoşulu gibi. Uygun dil yakalanabilirse okumuşlar düzeyinde birbirimizi etkilememiz ve uçurumları kapatmamız fazlaca zor değil. Bir noktadan sonra uçurum sandığımızın yapay zıtlaşmalar olduğunu görebilme keyfini tatmamızda mümkün. Esas zorluk kitleyi dönüştürmekten geçiyor. Eğitmeksizin, ikna etmeksizin kitlenin dışardan örülmüş kabuğunu kırmasını beklemek fazlaca verim sağlamayacaktır. Dahası, iğdiş edilmişliğin sivri örnekleri okumuşların ekseriyeti arasında hala hüküm sürebildiğine göre işe dört işlemden başlamamız gerekecektir. Bu buyrultu değil. Buyrukçuluk önce haddim değil. Ancak sizin çok yakından tanığı olduğunuz cehalet hatta ilkelliğin bu denli tutunabilmiş olması karşısında yüksek matematikten anlayabilecekleri aramak bana göre nafile çabalar dizininde yerini almaya adaydır. Birlikte birçok şeyin başlatıcısı olma şansı burada hepimizin önünde duruyor. Biz istesekte birbirimizden kaçamayız. Diğer yandan duygusallığa fazlaca ağırlık bahşetmek herbirimizin önce kendimize yaptığımız haksızlık olarak karşımıza dikililmiş vaziyette. Bunu tecrübelerimizden biliyoruz. Ülkedeyken fakında değildim. Yurtdışında farkına vardım. Kürtlerin aydınları, siyasetçileri arasında yeryüzünün benim diyen aydınlarını fersah-fersah aşacak birikimde beyinler var. Bizim dışımızdakiler hiç değilse kitleyle daha işlevsel bağlar kurabiliyorlar. Bizlerin eksikliğimizi ise sen zaten ortaya koymuşsun. Sevgi, dayanışma, çağdaş davranış kurallarını özümsemek ve ilişkilerimizde izlemek, birey hürriyetlerini, toplum hürriyetlerini bir nebzesini dışarda bırakmamacasına, hakkı-hukuku gözeterek, savunarak yol almaya çalışmak şeklinde algılıyorum. Belki farklı sözcüklerle açıklıyorum ama olgu olarak aynı şeyleri dile getirdiğimizi düşünmekteyim. Vefa, kötü bir kavram değildir. Kötü bir duygu da değildir. Bütün bu saydıklarımla birlikte gözetirsek, herşeyden önce bireyler olarak kendi aramızdaki güvenin pekişmesine imkan sunar. Politikada güven de önemlidir. Kaldıki bizlerin soyunduğumuz iş bir yandan politikaya ilgi sarfederken diğer yandan toplumun köhnemiş fikri şekillenmesini sarsamaya, giderek yenilemeye farz derecesinde önem vermekliğimiz nedeniyle tek başına politikadan daha ağırdır, daha zorludur. İlerde fazlaca yazışacağız. Selam ve sevgiyle

Plain text

CAPTCHA This question is for testing whether or not you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.