Direkt zum Inhalt
Submitted by Anonymous (nicht überprüft) on 3 September 2008

ASAGIDAKI AKTARMA GENE WP DEN.
WP BIR YONU ILE KURD TOPLUMUNUN BIR KESIMININ RANDOM KESITINI YANSITIR GIBI.
BIR AYAGI HALEN APOCULUKTA OTEKI AYAGI ISE BOSLUKTA BIR SURU KURDUN DE IZLEDIGI BIR YER (DE EKI SADECE ONLARIN IZLEDIGI BIR YER OLMADIGINI VURGULAMAK ICIN).
ASAGIDAKI YAZI ISE
ABDOIZMIN KURDLER ARASINDA
SIYASI BILINCI BIR HAYLI GELISMIS DEGERLI KURD NUFUSU ARASINDA
HANGI GORUSLERE MAYA CALDIGINA BIR GUZEL PATOLOJIK ORNEK.
YAZARIN IYI NIYETINDEN BENIM KUSKUM YOK
ELBETTE KURDISTANI SEVEN ONUN ICIN DUSLER KURAN
BELKIDE BIR SURU ISLER YAPAN BIR KISIDIR
ANCAK ABDOZIMIN GOBEGINDE BILE OLMASA
MERKEZ KAC CURUTME MEKANIZMASINA YAKAYI KAPTIRMIS GORUNUYOR.
TABBI ORTALIK BOSH DEGIL
BU ORTALIGA WP DE DAHIL
HANIFE VERMIS HIZLI BIR CEVAP
YERLI YERINDE
ZAHMET EDIP ORYA GITMEYIN
BEN BURYA AKTARACAGIM
AKTARMAK YASAK DEGIL
KURD SITELERI DE TIKLAMA YARISINA GIRMEMIS OLUR
BU KALITEYI ARTIRIR.
BUYRUN ONCE ZINCIRIN ILK HALKASINI OKUYUN
HEK

Demirci Kawa
BAĞIMSIZ KÜRDİSTANIN MADDİ KOŞULLARI YOKTUR.

Tue, 02 September 2008 11:04

Üzülerek başlığını koyduğum bu yazı,malesef biz kürtlerin acı gerçeğidir.Soğuk savaşın bitmesinden sonra onlarca yeni devletin ortaya çıkması ve en son kosova ve osetyanın bağımsızlığı bile,biz kürtleri uzaktan yakından bağımsızlık örneği teşkil etmiyor.

Konumumuz benzersizdir.

Bu güney kürdistan için de geçerlidir.Yani federal ve daha pek çok genişletilmiş haklara sahip olabilir ama bağımsız devlet olma koşuları yoktur.

İsterse güney kürdistan yönetimi ve onun parlemantosu bağımsızlık kararı alsın,yada pkk ve pjak parti tüzüğünü değiştirip,bağımsızlığı hedeflesin,hiç bir şey değişmez.Kağıt üzerinde bir metin olarak kalır.

Çünkü emperyalizmin ortak kararı ve çıkarı kürdistanın dört parçada sorunlu olarak kalmasıdır.

Emperyalizm kürtlerin bağımsızlığına şidetle karşı olduğu gibi,bulunduğu devletlerle barış içinde demokratik haklara sahip olmasınada karşıdır.Haklarını alarak bulunduğu devletle barış içinde yaşamasıda emperyalizmin çıkarına değildir.

Üstelik kürdistanı işgal altında tutan devletler öyle sıradan devletler değildir.Dünyanın en büyük ordularına sahip despot ideolojilere sahip ülkelerdir.

Burda bir parçada doğan özgürlük bu dört devletin hışımına uğryacağı kesindir.Hali ile kürtler bu çıkmazı aşmak için farklı yol ve yöntemler izlemek zorunda kalmışlar.

Şimdilik güneyde federal bölge,diğer bölgelerde özerklik dile getirilmektedir.

Belki bu devletlerle uzlaşma yoluna gidip,onları değişime uğratarak,yakın gelecekte olmasa bile ileride bağımsızlığa gitmenin kapısı açılabilir.

Ama her kürdün nihai hedefi

Bağımsız ve birleşik kürdistan olmalıdır.

Hanife Re: Emperyal Ayaginiza Kadar Gelir, Tue, 02 September 2008 22:00 Sn. Kawa, Su anda vaktim yok size cevap yazmaya ama dogrusu sizin su yazinizi okuyup da ABD'nin 'hamili kart sahibi yakinidimdir, bir bagimsizlik verirsiniz artik" niye demedigini sorguladiginizi dusunmeden edemedim. Ilahi Sn. Kawa, uluslararasi iliskiler oyle 'hamili yakinimdir, bir bagimsizlik verin artik' gibilerinden tavirlarla mi oluyor? Siz en iyisi boyle keskin cikislar yapmadan once dunyada olup bitenleri "Kurdler disindaki olaylari" bir dusunun, uzerlerine bir yorum yapin. Bakalim orada tutturabiliyor musunuz olacaklari? Ondan sonra Kurd meselesine donersiniz.. Hanife

yaw bu adamin 24 sati kesin bu sitede geciyor belli.hergun 20 yazi asar hepsinin icerigi 5 para etmez. Abdonun ve tc yaratmak istegi ruhun ta kendisi.teslimiyeten ba$ka bi $ey degil.ihaneti herkeste içsele$tirmenin çabasidir. özgürlük bagimsizlik ilkesinde yanilmayan tek dogru özgürlük alinir verilmez. $imdi bu uydurklarla ugra$mak zaten yersizdir.Apo 30 yil tc nin yaratigi adam tum 4 dü$manin istikbaratiyla Kurde tarihte görülmemi$ bi darbe vurdu.her$eyden önce yüzlerce kahraman devrimci dinamigi kendi eliyle öldürdü ki bunu inkar dahi etme geregi duymuyor çünkü kiçi saglamda. Toplumlarda devrimci dinamik oyle $ap diyece geli$en bi durum degil dijmin bunu daha iyi biliyor.onyilarin birikimi sonucu bu dinamik canlanir.Apo bu dinamigin bitirldigini anladigi an Kurd ve Kurdistan ve özgürlük kelimelerinide hizla terk eti. d.Kawa (sözde) ki$i ruhu kirlenmi$ inanci kirilmi$ bitmi$ miilyonlarca beyni sulandirlan Kuzeyli den biri.ben dogal karsiliyorum artik yilarca caniyla maliyla her$eyini kaybedenler dahi ruhlari bu apo oyunuyla bitirldi.

BAĞIMSIZ KÜRDİSTANIN MADDİ KOŞULLARI YOKTUR diyen sadece Abdo değil. Celal Talabani de aynı şeyi söylüyor. Üstelik Abdo gibi İmralı'dan, söyledikleri sadece kendi bağlar bir poziyonde değil.. Meşruiyet kazanmış YNK'nin bir numarası ve kürtlerce sağlanmış mutabakat sonucu Irak Cumhurbaşkanı seçilmiş biri olarak daha yüksek mevkilerden bağlayıcılığı olan bir tonda söylüyor. "Türkiye büyük ağabeymizdir" diyenleri de hesaba katarsak WP'ye yazanın niteliğinin, sonu "ist"le biten birçok kürt politikacısını temel almakta olduğunu kabul etmemiz gerekebilir.

merhaba KF arada fark var neyi kimin hangi pozisyonda soyledigi onemli. bu konuda bu forumda daha once birileri ile tartismistik o tartismada bu tur mevzularda bas vurdugum MIles Law (Miles in yasasi) na gene basvuracagim. (bu Miles antik yuna filozofu filan degil- US butce burosunda calisan bir ust duzey memur-bir daireden otekine gecince butce uzerine olsuturdugu gorusleri degistirdiginde bu yasasini olusturmus-amerikda bu tur basit formulasyonlar bir tuttu mu pir tutar. bu da oyle bir yasa iste. hepimizin aklinda bir yrde duran basit ama dile getirirken Miles kadar net formule edemedigimiz ancak hep bildigimiz bir sey) miles yasasi soyle der "Where you stand depends on where you sit" sesitiv tercumesi -becerebildigim kadariyla- soyle hangi goruste oldugun nerde oturduguna baglidir. apo imralida ikame etmekte-gorusleri ister istemez once ve derinden olum korkusu had safhada turk etkisi yaranma psikozu ve elinde koyunlastirdigi kitle ile sagladigi gucu terketmeme istegi ve melanet yetenekleri ile belirlenmektedir talabani ise bagdad da ve suleymaniye de iki ozgur mekanda guc olarak oturmakta gecmisinde daglar gerilla mucadelerindeki ciddi hayati riskler KDP ile olan son yillarda dis baskilar ve kurd ahalissinin yeter artik sinyali ile terbiye edilmis rekabeti bugun ulastigi uluslarrasi gucu-iliskileri daha kucultmeme ve barzani ile paylasmam durtusu ve diplomasi-siyasetten anladigi saga sola yag yakma tarzinin etkileri ile gorus belirtiyor. apo da esir dusmus pis bir caresizlik ve melanet var iken talabi de secerek uzerine gidilen bir egilim var ikisi de ayni cumleyi ediyor gibi gorunse de talabai de retorik ile gercek bir birine uymaya bilir. dilindeki retorik ile uyguladigi gerceklerin farkli olmasi ihtimali vardir (suleymaniye de gozledigimiz bu) ancak kullandigi retorik bana gore de hatali ve basimiza is acacak turde. tabbi yanilgi payi burda yuksek oysa apo da oyle degil adamin retorigi aslinda gerceginden daha iyi sayilabilir gercegi daha da berbat burda yanilma payimiz neredeyse yok gibi mal ortada dolayisiyla ikisini ayni torbada incelemek bence buyuk hata. birine elestirel davranmak durumundayiz otekine toptan kokten red! gorunurde semptomlar ayni bile olsa sacilan hastaliktan biri kangren edici oteki ise orta karar- sagalmasi basit bir hapla mumkun bir hastalik. bence boyle hurmetler HeK

Selam Hoca, Kısa notun başlığını senin yazındaki bir cümleden aldım. "yaranma psikozu"..nu kişiliksizliğin yansısı olarak algılıyorum. İmralı'da maruz kaldığı baskı sonucu olmasa da (çünki eskiden de böyleydi) Öcalan'ın yaranma psikosuzunu anlarım. İdeolojik şekillenmesi, ilaveten karakteri yalakalığa müsait. Kendini beyaz türk gören şoven demek pek abartı olmaz. Belirttiğin gibi güç olmayı sürdürme iptilası da ayrı bir ucube. Urfalı Üveyş'in sümüklü oğlu hiç yoktan "önder" olmuşsa haybeden sağladığı konuma yeni gelinin sopaya sarıldığı sarılmasında anlaşılmayacak bir yan yok. Talabani'yi hangi dürtünün yalakalığa (yaranma psikozuna) mecbur ettiğini anlamam ise mümkün değil. Saddam gömülmemiş olsaydı Halepçe sonrası yanaklarına yapışan Talabani'nin dudak izleri eminimki kurmadan duruyor olurdu. Al birini vur ötekine. Sen belki bilmezsin ama Talabani'nin Saddam'ın üniformasını giyip KDP'ye karşı arapların silahlarını kuşandığı dönem de olmuştur. Onun gerillacığı daha çok kürtlere yöneliktir, mücadele adamlığı iç çekişmelere hasrolunmuştur. "Cahş-u şeşti şeş" isimlendirmesi o dönemden kalmadır. Bana göre Talabani cephesinde yeni bir şey yok. Şaşırmıyorum. Kürt liderlerinin düşük profilli oluşuna üzülüyorum sadece. Bizler buna layık değiliz. Hürmetler.

HeK hazretleri Markx'tan ve marksizmden bihaber oldugu icün; ve de Amerikali ve amerikanci eblehler de Amerika'yi sürekli kesfettiklerini sandiklari icün, her seyi ve her sözü kendilerinin kesfettiklerini sanirlar... Miles Law da o “süper dahi“lerden biri ! Halbuki ona atfedilen “bulus-söz“den daha güzelini bizim sakalli (Marx), Miles Law'dan 200 sene önce söylemistir: “Sarayda oturanlar sarayli gibi; kulübede oturanlar da kulübede yasayanlar gibi düsünürler“... Hörmetler efeeem ! Kesifci

Simdi onlar Miles yasasindan (1948) bahsedince Amrikanci oluyorsa sen Marx'dan guya alinti yapmis olmakla nerenin eblehi oluyorsun hic dusundun mu suyunu-icmis-tanesini-birakmis quazimerdo? Alaman eblehi mi, Yahudi eblehi mi? Hem ulan, Marx daha dogdugunda "digil-digil" demek yerine, bu ustune oturdugun yerinden uydurup da ona malettigin lafi etmis olsa 130 yil eder ulan. 200 yili nerenden uydurdun catlak malkulator!.. Hadi bunlari da birakalim. Goster, bu lafi Marx nerede soylemis. Yalanci lale!. Sen bunu goster ben de sana Marx nerede senin gibiler icin: "Gecme namert koprusunden, urkutursun vakvaklari..." demis, onu gosterecem... Cayir guzeli seni.. Ama merak etme senin gibi uydurdugunu Marx'a maleden kiyamet kadar hiyarto var ortalikta. Yalniz degilsin.. "Atma recebovski, attikca dubrun genisler!" Karl Heinrich Marx, Yayimlanmamis el yazmalari 'koylum sabalak ireceb'e nasihatler'.

Keşif kolunu sabah erken yola çıkarmışsın. Tedbili kıyafet devri geçti. Zehir hafiyeler artık köşe başlarında simit satarak pusuya yatmıyorlar. Devir internet devridir. Artık her türden puştluk kamuflajı ve araziye uymayı gerektiriyor. Hiç değilse keşif kolu için bu böyle. Koftiden mahlas, marxvari sakal, sonnacıma gözüne gözlük, başına da tarak.. maçın hakemine menfi ve dahi zarfı açılmamış tezahürat.. Eski çamlar bardak oldu kumandan. Eski marxistlerimiz yetme liboş kesilince ordu emeklilerine de marxsit olmak düştü. Zıtların birliği prensibi sadece karşıtların birarada bulunması gerçeğine işaret etmekle kalmaz aynı zamanda bir niteliğin zıddına evrilmesinin her zaman mümkün olabileceğine işaret eder. Zıddına en çabuk dönüşenler her ne hikmetse en uçta yer almakla tatmin bulanlardan oluşuyor. Ne diyelim, diyaletik işte Çözmedi bu lügazın sırrını kimse Bin kafile geçti hukemadan fuzaladan. Gerçek, peçeden ve nikaptan münezzehtir. Sahiplenemediğiniz gerçeğe önce kendinizin inanmadığınız gerçeği öne çıkar ki söyleyeceğini kendi olarak söyleyemeyenin söylediği gerçekte olsa hükmü yoktur. Gerçek, ağırlığı ölçeğinde etki yapar.

beni terrenum etmeye devam et ama cevabi uzerine alinma. yanilipta seni okuyan ayni zamanda marx a saygisi olan soylediklerine ufakta olsa bir mana vermeye kalkmasin diye yazdim yani ucuncu kislere yaziyorum miles law da sozu edilen ayni kisinin gorus degistirmesi marx in ki farkli ayni olsa ne olur? hic bir sey olmaz cunku bu tur basit br gercegi karistirisan eminim romali dusunurlerde de daha guzel formue etmis olabilir meraklilardir retorige marx tan iki bin yil once onardan da bir kac bin kusur yol once eski ahit zarahustra vs vs bu tur seyler yazilmis olabilir. benim bu kadar uzattigim mevzuyu kisadan anlatmak icin gunesin altinda yeni bir sey yok diyenler var bu elbette yanlis bir lakirdidir-kulaga guzel gelse de gunesin altinda hep yeni seyler olur.

DK kimdir nedir bu onemli degil (insan olarak elbette onemli ama tartsima meyaninda onemli degil). aktarirken de yazdim onun yazdiklari bence abdosimin siyasi acidan belli bir duzeye ulasmis kurdler arasinda yarttigi ortalama haleti ruhuye yi yansitmaktadir. bu acidan yaziyi burya astim. wp nin tek yazari mi cift yazarimi iyi adam mi kotu adam mi bunlara takilmadan tartismak lazim. ustelik adamin hakki dusundugunu yazmak. buna da takilma niyetinde degilim. bagimsizligin kuzeyden epey uzak oldugunu ben de dusunmekteyim ancak DK nin gerekcelerindeki gibi b dusunceye ona ve benzerlerine 1999 dan beri kanirtulan ozguven eksikliginden idda etmek dogru degil konjuktur de uygun degilmis-bu da tam tersi konjuktur aslinda bal gibi cok uygundu bunu kuzey beceripte kullanamadi benim nedenlerim daha ic nedenler onun yazdiklari onlara ogretilen de dis nedenlerle birlikte bizden daha fazla bir sey olmaz torka tabii olalim tezidir. tabbi bu taifa da zaman kavrami yeterince gelismedigi veya eksik gelistigi icin bu dunyada isi zamana yatirdiginda baska sureclerin de aleyhine isleyebilecegi akla getirlimez mesela almis basini hzla giden asimilasyon gibi. ortada kurdce konusmayi birakin tork cumhuriyetine adaptasyonun ayarini kacirarak ne farkeder hepimiz kardesiz martavalina yakayi kaptirip turklesen buyuk bir nufus olusunca geride bagimsizligi birakin kenara muzelik miktarda kurd bile kalmayacagini akli edemiyorlar. ancak bu da bir cozumdur ama adini dogru koymalari sarti ile. Kurdluk zaman icinde mecburen degisecek bir seydir daha da guzellesebilcegi daha uretken ve kendine hasligini koruyarak daha dogurgan olabilecegi gibi degishe degishe baskasina tabi olarak yok olmasi da imkan dahilindedir. HeK

Ramazan'ın ilk gününde linç Kürtlere karşı linç girişimlerinin ardı arkası kesilmiyor. Kürtlere yönelik saldırıların yoğun görüldüğü Mersin'de Ramazan ayının ilk gününde Kürtler linç edilmek istendi. Mersin Tepeköy Beldesi'nde şeftali toplamaya giden çoğu kadın 150 Kürt işçi, belde sakinlerinin saldırısına maruz kaldı. Mersin'de linç sezonu açıldı Mersin'in Tepeköy beldesinde şeftali toplamaya giden çoğu kadın ve oruçlu 150 Kürt işçi, belde sakinleri tarafından Ramazan ayının ilk gününde linç edilmek istendi. 90'lı yıllarda bölgedeki çatışmalardan dolayı köylerinin yakılması ve boşaltılması sonucu Mersin'in çeşitli mahallelerine yerleşen Kürt göçzedeler, bir yandan ekonomik sorunlarla boğuşurken, diğer yandan da en doğal haklarının kullanılmasına engel olunarak mağdur ediliyor. Yoklukla 'Kürt kapanına' alınan işçiler gittikleri işyerlerinde ve çalıştıkları mevsimlik işlerde zorunlu asimilasyon ve ayrımcılığa tabi tutuluyor. Bu olay en son Mersin'in Tepeköy Beldesi'nde yaşandı. 'Mehmet Uyar adlı kişi kışkırttı' Mersin'in Tepeköy beldesinde şeftali bahçelerinde çalışan çoğunluğu kadın 150 Kürt işçisi, dün saat 05.00'da yevmiyelerin kadınlar için 25 YTL, erkekler içinde 35 YTL olması yönünde bahçe sahipleriyle anlaşarak iş başı yaptı. Daha sonra bahçe sahiplerinden 'Memiş' diye tanınan Mehmet Uyar isimli bir şahsın yevmiyelerin çok olduğunu dile getirmesi diğer bahçe sahiplerini de harekete geçirdi. Bahçe sahiplerinin işlerin sona erdiği saat 15.30'da yevmiyelerin verileceği anda itiraz etmelerinin ardından işçi çavuşu Abdulkadir Akyüz'da (40) baştan pazarlık yaptıklarını ve yevmiyeler konusunda anlaştıklarını söyleyerek itiraz etti. 'Kürtlere yönelik ağır hakaretler' Bunun üzerine bahçe sahiplerinden 'Memiş olarak tanınan Mehmet Uyar isimli 40 yaşlarındaki adlı şahıs, işçilerin üzerine saldırarak 'Sizin Şırnak'taki terörist Kürtler'den ne farkınız var. Teröristler. Doğuluları doğuran ve burada işe gelen kadınların hepsini bir yere kapatıp ..... yapmak lazım' diye çok ağır hakaretlerde bulunmasının üzerine işçilerle belde sakinleri arasında taşlı, sopalı, demir çubuklar ve bıçakların da kullanıldığı bir kavga çıktı. Belde sakinlerinin kışkırtılmasıyla kadın, çocuk demeden Kürt işçilere saldırıldı. 'Kürtçe konuşanlara tehdit' Saldırı sonucu sırtında, bacaklarında ve vücudunun birçok yerinde darp izleri oluşan İhsan Akyüz (38), Tepeköy Beldesi'nde bahçe sahiplerinin Kürtçeye bile tahammül etmediklerini belirterek, şunları söyledi: 'Biz orda Kürtçe konuştuğumuz zaman ismini bilmediğimiz bahçe sahibi bir kadın 'Niye Kürtçe konuşuyorsunuz? Bize küfür mü ediyorsunuz? Bak karşınızda erkekler var. Hepsi kavgacıdır ve bir işaretimle siz mahvederler' diye bizi tehdit etti. Bize yönelik daha birçok hakaret edildi. Bize belde sakinleri saldırdığında bizim çalıştığımız yer jandarmaya 10 dakikalık bir mesafede olmasına rağmen bizim yardımımıza gelmedi. Üstüne üstlük jandarmadaki yetkili 'Helikopterle mi gelip sizi kurtarayım?' diye hakaret etti.' 'Jandarma olayı görmezden geldi' Defalarca uyarmasına rağmen kavganın kışkırtıcı olduğu iddia edilen Mehmet Uyar adlı kişinin, bu uyarıları dikkate almayarak tehditler savurduğunu belirten Abdulkadir Akyüz, 'Bütün olay bu 'Memiş' diye tanınan Mehmet Uyar isimli şahsın başının altından çıktı. Bu adam belde sakinlerini bize karşı kışkırttı. Bize bıçaklarla, taşlarla, sopalarla ve demir çubuklarla saldırdılar. Kadın çocuk demeden bizi darp ettiler. Bizi darp edenlerden ve olay yerine çağırmamıza rağmen gelmeyen jandarmadan şikayetçiyiz' diye konuştu. Babasının darp edildiği sırada babasının yanına giden Cihan Akyüz'de (12) aldığı darplar sonucu boyun, sırt, yüzü ve vücudunun birçok yerinde yara oluştu. 'Kanlı bir çatışma başlar' Bu yaşanan saldırı olayında tek suçlarının Kürt olmak olduğunu ifade eden İbrahim Halil Şahin (54) şöyle konuştu: 'Böyle devam ederse eninde sonunda Mersin'de Kürtler ve Türkler arasında kanlı bir çatışma başlar. Kimsenin böyle insanlara hakaret etme hakları yok. Kürtlerden bir kişi birisine saldırsaydı oraya devlet bütün ordusuyla giderdi. Kürtlere bir belde halkı saldırıyor fakat yanı başımızdaki jandarma ve polis olaya müdahale etmiyor. Eğer biz orayı terk etmemiş olsaydık ölüm de yaşanabilirdi.' Aralarında kadın ve çocuklarında bulunduğu işçilerin darp edilmesi olayına seyirci kalan jandarma ve polisin olayla ilgili soruşturma bile başlatmadı. Saldırıya maruz kalan işçiler ise İHD'ye başvurmaya hazırlanıyor. MERSİN / DİHA MURAT KOLCA

Hanife -------------------------------------------------------------------------------- Bagimsiz Kurdistan? (Demirci Kawa'ya) Thu, 04 September 2008 06:02 Aslinda size cevap yazanlarin bazilari ’igneyi once kendimize batiralim' demisler ama ben biraz daha acmak istedim. Sn. Kawa anlasilan ABD'nin bagimsiz Kurdistan'I tepsi icinde sunmasini bekliyordunuz ki, olmayinca ABD'yi sucluyorsunuz. Bir de bana Amerikanci derler, hayatimin tek bir saniyesinde bile birilerinin bagimsiz Kurdistan'I tepsi icinde sunacagina inanmadim. Ama ABD'nin bunun kosullarini hazirladigi gercegini de goz ardi etmedim. Soyle bir benzetme yapayim, corba yapmak icin gerekli malzemeleri ABD'nin de katkilariyla tek tek tedarik ediyoruz, halen tamamlamadik malzeme tedarikini. Siz iste o malzeme tedarikinin tam ortasinda ’niye corba hazir degil?“ diye ABD'ye kiziyorsunuz. Eminim ABD duysaydi, ’az ye de kendine bir hizmetci tut, corbani da ben mi hazirlayacagim“ derdi. Simdi bir an icin sizin hakli oldugunuzu, yani ABD'nin gercekten bagimsiz Kurdistan kurdurma gibi bir niyetinin olmadigini dusunelim. Bagimsiz Kurdistan'i engellemek isteyen ABD, Kurdlere kendi kendilerini yonetmeyi ogrensinler diye firsat sundu, bu sure zarfinda disaridan gelecek saldirilara karsi korudu. Oyle firsat deyip gecmeyin, tarihi boyunca dusmanlarinin oyunlari dogrultusunda birbirilerinin bogazina atlamaya hazir olan Kurdler icin oyle az buz zamana ihtiyac yok bu konuda, adam akilli zamana ihtiyac var. Gorduk guneyin ne yaptigini kendilerine verilen ilk firsatta. ’Devlet' olmayi ogrenmek yerine ’birbirlerini bogazlamak icin“ kullandilar firsati. Arada bir PKK de katildi kendilerine, oohhh.. Dunyaya "Kurdler eski tas eski hama, hic akillanmamislar" dedirttik guzelce. Allah icin ABD olmasaydi, bizimkiler daha cok yerlerdi birbirlerini ama yine Allah ABD'den razi olsun... Amerikalilarin bizimkileri Washington'a cagirip, ne dedigini bilemem ama TV'lerde ’biz onlara devlet olma sansi verdik, adamlarin yaptigina bak“ diyorlardi. Kibar adamlar su Amerikalilar, ben olsam cok daha agir bir dil kullanirdim. Devam edelim... Irak anayasasi hazirlanirken Kurdlerin isteklerine oldugu gibi yer verilmis, Kurdistan Federasyonunun diger ulkelerle diplomatik iliskileri gelistirmeleri ve elcilikler acilmasi saglanmis. Sonra petrol antlasmalari falan.. Federal bir system kurulmus ve Kurdistan Federasyonunun kendi ordusu kurulmus. Siz kac tane federasyon biliyorsunuz dunyada federal hukumetin ordusunun giremedigi eyaletlerin oldugu? ABD “aman Kurdler bagimsiz Kurdistan'i kurmasinlar“ diye bunlara destek cikmis o da yetmemis, Kurd ordusunu da egitmis Irak ordusunun yaninda. Yani ben acikcasi ABD butun bunlari bagimsiz Kurdistan kurulmasin diye yaptiysa, bir de kurulmasini isteseydi ne yapardi diye dusunmekten kendimi alamiyorum. Bunlari soylerken ABD'nin su andaki politikasinin ’tek Irak' olmasindan haberim yok mu saniyorsunuz? Elbetteki var. Bagimsiz Kurdistan'in kurulmasindaki engellerden biri, ABD'nin su andaki tek Irak politikasindir. Ama ayni zamanda bana gore en kolay asilacak engel de budur. O yuzden ben sahsen bu politikayi dert bile etmiyorum. Kurdlerin serce parmagiyla devirecegi en kolay engel bu, yeterki Kurdler bagimsiz olmaya hazir hale gelsinler. Simdi tek Irak'a kesinkes inanan bir ABD niye ustte siraladigim firsatlari versin Kurdlere? Sakin “tek Irak“ politikasinin zamani gelince, kosullar uygun olunca degiseceginden olmasin? Bu asamada Joe Biden'in Irak'i uce boldugu planini aciklarken soylediklerini tekrarlamakta fayda var. Hatirimda kaldigi kadarini aciklayayim da herkes ABD'nin bu konuda nerede durdugunu iyice anlasin. “Irak, Saddam gibi bir diktatorun baskici yonetimi altinda, korkuya dayali bir sistemden oturu tek bir devletti. Ne yani simdi biz mi alacagiz Saddam'in yerini Irak'i bir arada tutmak icin?“ ABD hic bir zaman bir Saddam olmayacaktir Kurdler icin. Ustelik Irak bir olmus, 5'e parcalanmis ne yazar ABD icin? Hic bir sey. Parcalanmis Irak aslinda kimsenin de umurunda degil, Turkiye'nin bile, herkesin umurunda olan bagimsiz Kurdistan'in kurulmasi. Yani Turkiye'nin cok mu umurunda olur Irak'in Sii kismi 10 parcaya bolunse? Yoo, sadece Kurdistan isimli bir yer kurulmasin yeter ona. Bu gercegi ABD cok iyi biliyor hic kuskusuz. Yani demem o ki ABD'nin su andaki ’tek Irak politikasi“ oyle ABD'nin cikarlari icin degil ki degismez olsun, Turkiye'yi gucendirmemek icin gecerli olan bir politika. Merak etmeyin ABD zamani geldiginden en iyi dostunu bile gucendirmekten kacinmaz. Siz neye dayanarak Kosova'nin bize uymadigini dusundunuz ve elinizin kenari ile bir tarafa attiniz bilemem ama benim size tavsiyem Sirbistan'I incelemeniz. Kosova ayrildi, kuduran Sirbistan'da secimleri bati yanlisi parti kazandi, AB uyeligi karsiliginda batinin istedigi adimlari atmaya basladi. Zamani gelince hem Kosova hem de Sirbistan Avrupa Birligi icinde kardes kardes yasamayi da ogrenirler hic kuskunuz olmasin. Neden aynisi Kurdistan icin olmasin? Tabii Kurdlerin devlet olmaya hazir olduklarini gostermeleri sartiyla. Siz guneyin ne zamandan beri devlet gibi davranmaya basladigini anladiniz bilemem ama benim bunu hissetmeye baslamam oyle eski bir tarih degil. Halen de kuskularim var Allah gecinden versin Talabani olurse ne olur diye? Kurdler tarihlerinde olmadigi kadar ilk kez devlet olmaya bu kadar yaklastilar. Neye dayanarak “gamli baykus“ olmaya karar verdiginizi halen anlamis degilim. Yani cok mu gecti elimize bundan iyi firsatlar da siz bunu begenmediniz? Sevgiyle kalin, Hanife

Lütfen arkadaşlar, Yeter bu kadar. Burası ayrı bir forum. WP'de kimin ne yazdığı, kimin ne cevap verdiği çok önemli ise WP interaktif bir forumdur dileyen katılır ve orada tartışır yada gerek gördüklerini orada cevaplar. Burası WP'nin gündemine ve orada tartışılanlara endeksli bir forum değil. Katılımcılarının WP'yi ve tartışmacılarını Foruma Kurdistan'da cevaplamak şeklinde sıkıntıları da yok. İki forumu birbirine benzetmeye aynı konularla yada kişilerle güdükleştişmeye hakları da yok. Sıkıntı vermeye başladı. Yeter artık, hangi foruma katılacağınızı kararlaştırın, bu kadar aktarı yapmak yerine tercih yapın lütfen.

merhaba KF en fazla aktariyi (sade wp den degil kp den de) yapan kislerden biri olarak ben nicin katari yaptigimi kendi adima savunayim. 1-kurd siteleri tumuyle butun goruslere acik degil. bunlarin bazilarinda ilkeler ve onceden belirlenen cerceveler yerine keyfe gore (degnekci keyfi) belirlenen yontemlerle sadece editoryal degil ahlak-sosyal-secenek -hak -hukuk kontrolu de yapilir. buna en kotu ornek WP en munis ornek KP dir. WP degnekcilik kulturu-gorusleri kontrol etmekle yetinmez kisleri de kontrole kalkar-ve avrupada orta cagdaki afaroz mekanizmasini 21 yuzyilda kurd internet dunyasina tasir. bunu ben sen ve bir suru kurd yasadi. 2-birinci maddedeki duruma ragmen wp kp nasname de bir suru ilginc konu gayet dogru veya tatamiyla garip bicimde yazilir ve butun bunlar pasif alici durumundaki tum kurd izleyicilerine aciktir. alicinin bu derecede fazla vericilerin bu derecede kontrollu oldugu ortamlarda- ortaya atilan bazi goruslerin ilk duuyuldugu halleri ile yaygin bicimde kabul gormesi ihtimali hep vardir. oysa siki elestirel suzgece ve farkli acilardan kritige ihtiyac duyulmadan yarttigi ilk izlenimle cekici olan bazi goruslerin ince elenip sik dokulerek toplumun onune konulmasi cok onemlidir. birde bazi ilginc konularda gayet derli toplu-yon acici baslatici tartisma yazilari da bir baska sitede oldugu icin gozden kacabilir-bunu da daha yaygin bir okuyucu kitlesine sunmak iyidir. benim yaptigim aktarmalar bu son paragrafta yazdigim surece tabi tutulabilmek icin yapilmakta. ve bence birakalim bir sakincali olmayi, cok da faydasi gorulecek bir yontemdir. uzerine yeniden dusunmeni oneririm. Hurmetler HeK

Selam, Hoca, WP en kötü, KP kötünün munisi diğer bir deyişle ehven-i şer ise ve bu sitelerde tamamen gariplikler doğruyla atbaşı gidiyorsa aktarılarını yaptığın hanımefendinin bu eli sopalı tayfanın forumunda işi ne? Abdoistlerimi dönüştürecek? Yoksa kaşarlanmış siyaset bezirganlarına şapkayı tersinden giydireceğinimi sanıyor? Ne sanarsa sansın kendisinin bileceği iş ve tercihine saygı duyulmalı. Bu forumdan bakarak söylenebilecek olan şudur. Burada doğru görüşlerin temsiliyle birlikte yansıtılması sağlanabilir. Foruma Kurdistan buna fazlasıyla müsaittir. Diğer bir yandan her forumun belli bir siyasi yaklaşımı temsile soyunduğu da bir gerçektir. Sağlıklı yol karşı olunan siyasi eğilimlere karşı topluca bir eğilim geliştirmekten geçer. O zaman buranın rengi de güçlenir. Burayı diğer forumların yedeği yada farklı forumlarda doğru tavır sergilediğine inandıklarımızın arka bahçesi olarak düşünüp orada yazılanları burada devam ettirmek bana pek tutarlı gözükmüyor. Hanife'nin düşüncelerine katılınır yada katılınmaz ayrı meseledir. Kaldı ki Hanife'nin bizzat kendisi burada sürekli yer almaktan özenle kaçınıyor. Eli sopalıların arasında doğruları söylemek dahamı rahat? Eli sopalı tayfa doğru düşüncelere dahamı açık? Yoksa ellerinde sopa olduğu sadece senin faraziyen olarakmı kalıyor? Yoksa burası yazmaya, katılımcıları muhatap alınmaya layık değilmi? Burada kendisine rahatsızlıkmı verildi? Hiçbiri değil. Sen de yakınlık duyduğun belli insanlara aşırı ilgi sarfetme ve eksikliklerini kapatma itiyadı var. Dostlarına yakınlık duyman senin karar verebileceğin bir iştir ve tercihine saygı duyarım. Ancak tercihine duyduğum saygı tavrını olumladığım anlamına gelmiyor. WP'ye eli sopalı dersin, Hanife'nin orda yazmasını olumlar yazılarını WP'den aktarı diye buraya taşırsın. Burada bir standart arazı var. Küfre karşı olduğunu ima eder, küfürbazın birine troll dersin ama aynı küfürbazın etmediği ve edemediği sexist küfürleri foruma mükerrer olarak asanlara pırıl-pırıl kürt demekten geri durmazsın. Burada da bir arıza var. İstersen alın. Sana saygı duymasam bunları yazmazdım. İnsanların bilincini açma çabası sonuçta eğitim faaliyetidir. Bu durumda prensipli olunmak mecrubiyeti çıkar ortaya. Sadece prensipli olmak yetmez, öğretsel (didaktik) davranmak gerekir. Geleneksel ahlakı kastetmiyorum. Öğretici olmanın da bir ahlakı vardır ve ahlaklı olmayı zorunlu kılar. Aydın sözcüğünün içini dolduran özellikler bunlardır. Aksi halde allame-i cihan olunsa kimseye bir sözcük öğretilemez, benimsetilemez. Kaldıki bu forumun katılımcıları eğitim düzeyleriyle olduğu kadar ahlaki biçimlenmeleriyle de modern insan profiline diğer forumların yaza-çizer takımıyla karşılaştırıldığında daha bir uygunluk arzetmek durumundadırlar. Hoca'nın dediğini yapın ama yaptığını yapmayın esprisinde ifadesini bulan kendiyle çelişmenin kimse için öğretici olmamakla birlikte güven sağlayası da yoktur. Bir daha düşünmemi isteyince bunları düşündüm. Hürmetler.

 KÜRDİSTAN'DA HALK OYLAMASI!     Önümüzdeki dönem, Kürtler'in temel sorunlarını ilgilendiren alanlarda önemli kararlar almanın zamanıdır. Kırım, Katalanya ve İskoçya'nın kendi kaderlerini belirlemek için referanduma gitme kararları almaları Kürtlerin yolunu açmaktadır.   1 Milyon civarında bir nüfusa sahip Kosova'ya referandum hakkı tanındı, ama bunun bir benzerini 40 milyonluk Kürt halkına fazla görüyorlar!   Kırım halkının 16 Martta kendi geleceğini belirlemek  için halk oylamasına başvurması Kürt halkı için demokratik bir örnektir. Kosovo'ya bağımsızlık isteyenler, Kırım halkının isteklerine karşı çıkmamalı ve Kürdistan'da da böylesine bir demokratik halk oylamasının gerçekleştirilmesini savunmalıdırlar.   Kürdistan halkı, bu şekliyle tamamıyla tabii olan bir yöntemle, kendi yaşam alanında, kendi geleceğini belirlemek için özgür bir halk oylamasının kaçınılmazlığını iradi olarak kavramalıdır. Bu halk oylaması, Kürtlerin ayrı bir millet olmalarından kaynaklanan doğal bir zorunluluktur: her millet kendi geleceğini daima kendisi belirler.   Irak ve Suriye'deki durum, TC'nin statükocu Kürt politikasının açmazı, Kürt düşmanı ırkçı Kemalistlerle dinci AKP arasındaki yeni flört süreci, Kürtler açısından tamamıyla yeni ve büyük tehlikeler arzetmektedir. AKP, Kürdistan'da katliam yapan bütün çeteleri kendi koruması altına almaktadır. Bu haliyle AKP, çözme değil, öldürme yolunu seçmiştir. Türkiye, Osmanlı ve Arapların 1000 yıldır kullandıkları ''Kürdistan'' kelimesinden öcü gibi korkmakta ve bu kelimeyi yasaklamaya devam etmektedir...en son örneği:  "Kürdistan" kelimesi, AKP, CHP ve MHP'nin ortaklaşması ile TBMM Genel Kurulu'nda bütçe için oluşturulan kitap ve kataloglardan çıkartılmıştı. Kürtlerin bu ülkelerin eğemen güçlerinden bekleyebeilecekleri herhangi bir çözüm sözkonusu değildir. Bu durum dolayısıyla, Kürt halkının kendi kaderini tayin hakkı için Kürdistan’ın dört parçasında referandum yaparak, özgürce, kendi geleceğini kendisinin belirleme hakkını kullanması zorunluluk halini almıştır.   Dünyada bugünkü koşullarda bir milleti zorla parçalanmış halde tutmak olanaklı olmadığı gibi; iki ayrı milleti de bir sistem içinde zorla tutamazsınız. Almanya, parçalanmış bir ülke ve millet halindeydi, soğuk savaştan sonra birleşti. Çekoslovakya federal bir devletti, Çek ve Slovakya şeklinde barışçıl şekilde iki devlet şeklinde örgütlendi. Kürt Milleti parçalanmış bir millet, Kürdistan parçalanmış bir ülke. Bu durum sonsuza kadar devam edemez. Kürtlerde millet olarak artık  bağımsızlık ve birliklerine kavuşmalıdırlar... Kendi kaderini tayin hakkı”nın Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda alınan üç ayrı kararla güvence altına alınnasına rağmen TC Hükümetleri ile oyunlar oynamanın gereksizliği meydandadır. Kaldı ki bu hak ayrıca uluslararası mahkemeler tarafından da kabul edilmiştir. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’nın (CSCE) 1975 yılında Helsinki, 1993 yılında Paris, Birleşmiş Milletler’in 1993 yılında Atina’da düzenledikleri konferanslarda kendi kaderini tayin hakkının en merkezi insan hakkı olduğu, temel insan hak ve özgürlüklerinin yaşama geçirilmesinin temel koşulunun bu hakkın tanınmasından geçtiğini vurgulamışlardır. Belirtilen sözleşme ve alınan kararlara rağmen Kürt halkının en temel haklarının inkar edilmesi, Kürtlerin, bin bir yalan ve dolanla oyalandırılması kaybedilen zaman olarak görülmelidir... Kurdistan’ın büyük bir bölümünün bulunduğu Türkiye’de Kürtlerin varlığı neredeyse yüz yıldır inkar ediliyor. Kemalizm adına Kürtlerin kaderini tayin etmiş bulunan İsmet İnönü, 12 Aralık 1922 tarihli Meclis oturumda, "Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti, Türklerin olduğu kadar Kürtlerin de hükümetidir. Çünkü Kürtlerin gerçek ve meşru temsilcileri Millet Meclisi´ne girmiştir...'' demiştir. Aynı yaygaraları şimdi de duymaktayız. AKP ve diğer TC temsilcileri, içlerindeki Kürtleri bahane ederek kardeşlik demagojilerine devam etmekteler. Aynı İnönü, Ankara’nın Kürt milletvekillerine gelince, onların nasıl seçilmiş olduklarını çok iyi biliyordu...O dönemde halkoyu ile seçilmiş tek milletvekili varmıydı? Bütün bu insanların doğrudan doğruya atanmış oldukları ve bunların çoğunun Türkçe bilmedikleri için Meclis’in çalışmalarına katılmadıkları herkesçe bilinmektedir. Nasıl oluyorda  ''Kürt iradesini temsil eden  kardeşler '' aynı dili konuşamıyorlardı? Sahte Kürt İsmet paşa öldü, Kürtlerin ulusal, politik ve kültürel hakları hala yok. Örneğin kendi dillerinde okuma hakları yok, Kürt isimler yasal sayılmıyor, Kürt toprakları Türk malı diye dayatılıyor... Bilindiği gibi I. dünya savaşının sonunda Kürdistan toprakları Kürt halkının rızası dışında dört parçaya bölünüp, her bir parçası ayrı bir yabancı egemenliğe teslim edilmişti. Kardeşlik yalanları ile çizilen sınırlar ile Kürdistan ve Kürt Halkı parçalamış, Kürdistan Halkına demokratik bir ülke ve devlette birlikte yaşamaları için gerekli şartlar ortadan kaldırılmıştır.   KÜRTLER KİMİNLE KARDEŞ OLDUKLARINI KENDİLERİ BELİRLEMEMİŞLERDİR!.   a- Kürtler, nereden bölündüklerini bile bilimiyorlar, sınırları kendileri çizmemişlerdir. Çoğu Kürt ailesi içki masalarında çizilen sınırlar yüzünden, tel örgülerce bölünmüştür. Ailenin bazı fertleri Irak, bazıları ise Suriye tarafında kalmıştır. b- Bölenler, şimdiki sömürge valileri değil, batı devletleri idi. Yani ingiliz ve Fransızlar Kürtlerin kiminle kardeş olmaları gerektiğini Kürtler'den bağımsız olarak belirlemişlerdir! Birinci Dünya savaşı’ndan sonra Milletler Cemiyeti’ni kuran ülkelerin Kürtlerin taleplerine karşılık vermedi, aynı tutumun İkinci Dünya savaşı’dan sonra kurulan Birleşmiş Milletler tarafından da sürdürüldü. Bu yıllarda Asya, Latin Amerika ve Afrika’da büyük değişiklikler olup 67 yeni devlet kurulup, cemiyetlerce tanınırken, onlarca halk teker teker bağımsızlıklarını kazanırken, Kürdistan’da bir şey değişmedi ve Kürtler'e statü verilmesine amansızca karşı çıkıldı. Bugün Dünyada 208 devlet var. Bunlardan 193’ü Birleşmiş Milletler’in üyesi. BM denilen insafsızlar birliği, Kosova'yı bağımssız devlet yaparken, işlerine gelmeyenleri ise başkalarına bağlıyorlar...Kürtler hala statüsüz... Bugünkü TC hükümeti de bunu örnek alarak Kürtlere insanca bir statü vetrmeye yanaşmıyor! Yabancı devletlerce çizilen sınırlar içerisinde, tanımakdıkları kardeşilerini bulan Kürtler, sömürge valilerince acımasızca ve cok insafsızca katliamlardan geçirildi. Kürtler tarafından buna karşı görkemli çıkışlar olmasına rağmen başarı sağlanamadı.Kürtlerin biribirlerine gidiş gelişleri engellenemeyince,Zahodan Hataya kadar araya tel örgüler çekilmiş, sığınaklar kazılmış,askeri gözcü kuleleri dikilmiş bu da yetmeyince mayın tarlaları döşenmiştir. İran, Irak, Suriye ve Türkiye, Kürtlerin dostu değil, düşmanları olduklarını ispatlamışlardır. Şimdi bu şekliyle, Kürt Halkı dört devlet tarafından eziliyor, bugün, oluşan şartlar altında,  bunlara kendisini sonsuza dek ezdirmeme sinyalini birleşerek vermelidir... Kürt halkı; dört ülkede kardeşlik adı altında, kendisine düşmanlık yapan bu işgalcilerle beraber yaşayamaz. Bunun maddi temelleri ortadan kalkmıştır. Birlikte yaşama yüzyıllardan beri deneniyor,yeniden fantaziler kurmak, insanları kandırıp, başka dilden masallar uydurmak abes kaçmaktadır. TC ve diğer 3 devlet yeterli zamanlarını kullandılar, sonuç tam bir fiyasko olduğuna göre daha fazla zaman geçirmemek gerekir. Kürt halkı 4 devlet tarafından kardeşçe değil, düşmanca muamele gördü. 4 devletin ortak zulmüne karşı birleşik Kürdistan olarak mücadele etmek başarılı olmanın ana şartıdır. Kürtlerin birliği zafer için kaçınılmazdır.   ETNİK TEMİZLİĞE KARŞI OTONOMİ VEYA BAĞIMSIZLIK! Kürtler, bugün kendilerini işgal altında tutan ülkelerle birlikte mi yaşamak, yoksa ayrı bir devlet kurmak istediklerini belirleyebilmek için Birleşmiş Milletler gözetiminde Kürdistan’ın dört parçasında bir referandum yapılmasını şart koşmalıdırlar. Bu, demokratik anlamda tek yoldur. Kürtler, Kürdistan’ın Kuzeyinde ve diğer parçalarında, diğer milletler gibi kendi kaderlerini kendi elleriyle tayin etme, Kürdistan’da hükümran olma haklarına sahiptir.    Türkiye ve diğer müteffikleri böylesine demokratik bir referanduma karşı çıktıkları müddetçe bağımsızlık talebi tekrarlanmalıdır. Hala Irak adını taşıyan kağıt üzerindeki devlette kalan Güney Kürtleri bağımsız bir Kürdistan devleti ilanına geçebilirler, bu kıvılcım diğer 3  parçayı hemen harekete geçirecektir. O zaman AKP'nin sahte açılım, süreç gibi yalanları da çöpe atılacaktır.     Referandum için hazırlık komitesi adına :   SAMİ AKTAŞ, BEDRİ ENGİN, VEDAT KONAK, SEVDA SUNER  

Neuen Kommentar schreiben

CAPTCHA This question is for testing whether or not you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.