Sevgili Aso,
[b]Kuzey Kürdistan'da 19.yüzyılın sonu ve 20 yüzyılın başında Bedirxanilerin Kürd hareketinde el atmadığı hiç bir alan kalmamıştır..[/b]
Bu cümle bana bugün PKK propagandası yapılırken PKK'nin nasıl takdim olunduğu anımsattı. Geleceğin tarihçileri içerisinde de PKK'yi yukardaki ifedelerle tanımlayacak olanlar çıkabilir. Önemli olan hayranlıkla yada yandaşlık saikiyle yapılan tanımlar değil bu tanımların gerçeğe uygunluğudur.
Benzerlik sadece bununla kalmıyor. Öcalan'ın "anam türktür" demesini çağrıştıran bir tazda Bedirxanilerin kendilerini "Azizi" olarak Abbasilerin ardılları şeklinde tanımladıkları, arap soylu olduklarını iddia ettikleri gerçeği var. En tutarlı olanları bile "Herekol Azizan" mahlasını kullanırken aziziliği reddetmediklerinin kanıtlarını sunar.
Mikdat Mithat'ın ilk kürt gazetesini yayınlamış olmasını takdirle karşılıyorum. Kamran ve Celadet kardeşlerin kürt dili konusunda yaptığı çalışmaları değerli buluyorum.
Bedirxanilerin siyasi duruşlarını ise kürt siyasi geçmişinde sekter bir role indirgiyorum. Kürdistan Teali Cemiyeti'nin şartlar son decere müsait olmasına rağmen yaz yağmuru gibi kısa ömürlü olmasında Bedirxanilerin menfi tutumlarının ve ihtiraslarının rolü var. Azadi Cemiyeti'ne gidilmesi Bedirxanilerden duyulan bıkkınlığın sonucudur.
Mir Bedirxan'ın redif albaylığının yanısıra mutasarrıflığı ve mütesellimlik yapmışlığı var.
[b]Prens Bedirxan Yıldız Sarayına Chambellan(mabeynci) olarak atandı..
Yine onun bir yeğeni olan Osman Paşa Bedirxan daha önce Emir Subayı(yaver) olarak görev almıştı[/b]
Eklenecek bir bilgi daha.. Emin Ali Bedirxan İstanbul Şehremini (Belediye başkanlığı) görevini yürütmüştü. O dönemde şehremini olanların seçimle değil atanma ile görevlendirildiklerini bilmekte yarar var.
Hiç kuşkusuz Bedirxaniler kürtlük için de çalıştılar. Ancak ömürlerini büyük bölümünü Osmanlı olarak yaşadıkları, saray çevresinde arzı endam ettikleri, saltanat ile içli-dışlı oldukları gerçeğini kürtlerden saklamamakta yarar var.
Kürtlere geçen emeklerini saygıyla anar ve sahipleniriz. Ancak, kürtlere örnek siyasi kişilikler olarak lanse edilmelerine sıcak bakmamamız için yeterli nedenimiz var. Bu nedenleri onların ömür hasrettikleri mesailerinden edinmekte olduğumuz bir vakıadır.
Saltanatla sürekli flört halinde, saltanat nezdinde itibarı yüksek olduğu zaman itaatkar ve görevde, durum tersine döndüğü zaman kürtlerin arasında ayaklanma halinde. Sultanla birlikte iken ümmetçi, ayrı düşünce bağımsızlıkçı. Bu şekillenmenin ideal yurtseverliğe uygunluğunu, ahlaki pozisyonunu irdelemeye kalkışmadan, saltanatla işbirliği halinde Osmanlı kurumlarının Kürdistan'da yerleşmesine geçen hizmetlerini, devletin "doğuya taşınmasına" sarfettikleri mesaiyi dikkate almamız lazım geleceğini belirtmekle yetiniyorum. Osmanlı ile sürekli müzakerede bulunmaları sözkonusu. Müzakereciliklerini kürtler için aynı ölçüde işlettiklerinin bilgilerinden yoksunuz. Bunun yerine kürtlere silahlı yönelimle bastırmacılığı esas alan bir Mir Bedirxan var karşımızda. Torunlarının kürt siyasasında oynadığı siyasi roller de fek farklı değil. Aynı ikircikli söylem ve tavır günümüz PKK'sinde de var. Acaba PKK hangi mirası devraldı sorusunu istihza dışında algılıyor ve soruyorum. Osmanlı ile bir tek kez o da Mahmudê Bayezidî'nin telkinatı ile Erzurum'da görüşen, geri dönüşte kendisine refakat eden Osmanlı memurlarını öldürtüp yeniden direnişe geçen, Osmanlı ile hiçbir şekilde pazarlık kabul etmeyen, şahsi konumunu öne çıkararak pazarlık konusu yapmayan Han Mahmud gibilerin varlığında Bedirxanîlerin pratiği pek olumlanacak bir pratik değil.
Eskiden şu yada bu siyasi hareketin bünyesinde politika yapan bizler gerek partilerimizin ve gerekse kendimizin şahsi yada siyasi yetmezliklerimiz sonucu savrularak exile mecbur kaldık. Mültecilikte çoğumuz "yazar, tarihçi, dilbilimci" olduk, dergi ve gazete yayıncısı olduk. Hiç birimiz Bedirxanların bizden önce yaptıklarını aşamadık. Bu anlamda saygı duymamız gerekirmi sorusunun cevabı, onların aşılamayışlarının bizlerin uçmasını henüz öğrenememiş ve gereğini kavrayamamış olmamızda yatıyor. Siyasetçilikten yazarlığa, dilbilimciliğe, tarihçiliğe, yayıncılığa savrulmanın ölçü olmamakla birlikte başarı sayılamayacağı gerçeğinde yatıyor. Bedirxanilerle birlikte bizlerin geçmişin muhasebesini yapmaktan kaçındığımızı ve yetersizliklerimizi onların çelişkili durumunu abartarak hatta yücelterek örtmeye çalıştığımızı düşünmekteyim. Oysa biribirimize çok benziyoruz ve kaybeden taraflar olarak özdeşliğimiz sözkonusu. Bizlerin bir tek şansımız var o da daha genç oluşumuz ve Kürdistan'da bize rağmen kararlı halk kitlelerinin varoluşu. Oysaki biz bu varoluştan bile kopuğuz. Sonumuzun Bedirxanilerin sonundan daha hüzün verici olması da ihtimal dahilindedir.
Kişileri yada siyasi eğilimleri değerlendirirken menfi-müsbet yanlarının birlikte tartılması gerekiyor. Herhangi bir yazarın onlarla yakın dostluklarından edindiği intibalar kadar Bedirxanilerin pratikteki konumlarının da gözetilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Selam ve sevgiler.
Re: Böyleleri hala var [Abbdulrezak Bedirxan -1'le ilgili Aso Za