Kürdistan gibi parçalanmış,
tarihi ilgili esas kaynaklar ve tarihsel veriler sömürgeci vandalistlerin
hışmına uğramış sömürge bir ülkede ortak bir duruşu ortaya çıkarmak
tam Herkules işidir.
Kürdlerin tarihi, bugünü ve geleceğine ilişkin eli kalem tutan, dili laf eden her Kürd'ün üzerine bir tarihsel sorumluluk var.
Sömürgecilerin asırlar boyunca yıktığı ve viraneye çevirdiği sadece Kürdistan coğrafyası, siyasal ve kültürel yapılaması değil..
Kürd insanıda payını almıştır..
Zaten Kürdistan coğrafyasında yapılan tüm tahribatların esas hedefi Kürd insanıydı..
Dün böyleydi..
Bugünde ...
Bu enkazların altında çıkmak uzun bir süreç alır..
Önemli olan geçmişte yaşanan tüm süreçleri elimizdeki olanaklar çerçevesinde sorgulamak gerekir..
Bu çabanın küçük bir kıvılcım olabilmesi için kollektif bir çaba
gerekir. Yani bir çok kürdün ortak hareket etmesi, ortak bir zeminde kendilerini ifade etmesi bu kıvılcımı yayabilir..
Kürdlerde bu ortak hareketlilik tarih boyunca ve hala devam eden süreçte de totaliter, merkezi ve yukarıdan empoze edilen yapılar sayesinden gündeme geliyor..
Bu tarihsel dinsel ve siyasal duruş, tek üniformalı bir yapı yaratığından
dolayı iradesiz kalıyor..
Çünkü karar mekanizmaları bir yada bir kaç kişiden düğümlendiğinden dolayı
alınan kararın doğru yada yanlışlığına bakmaksızın gelen emir dahilinde herkes uyar..
Aslında bu karar alıcıları Kürdlerin tüm dünya halkların sahip oldukları
hakları hedeflemiş olsaydılar, durum farklı olabilirdi..
Dünya esasında böyle oldu..
Ama, bizimkiler hep kaldıkları sistemler içinde kendilerini ifade ettiklerinden dolayı, bu ortak duruş geleceğimiz üzerine büyük açmazlar/hanidkaplar yaratıyor..
Kürdistan'da sivil toplumun ekonomik, siyasal ve kültürel altyaoısının zayıflığı ise işin tuzu biberi olabiliyor..
Diğer bir seçenekte özgür düşünen ve yukarıda dikte edilen emirlerini dışında hareket eden bireyler..
Bu bireylerin çabalarını birleştirilmesi önemli bir husustur.. Fakat, fertleşmiş(yada bu konuda bir mesafe almış Kürdler) Kürdleri bir araya getirmek ve ortak zeminde buluşturmak çok zordur.. Bu bireyler tamda Kürd atasözünde ifadesini bulduğu "serê du beranan di dîzekê de nakele" de ifadesini buluyor..
Benim isteğim bir çok beran'ın kafası bir arada pişsin..
Biz, duygularımızla hareket eden ve reaksiyon gösteren bir toplumuz..
Bunun tarihsel, toplumsal ve kültürel nedenleri vardır.. Sanıyorum Pascal söylemişti: "Duygularıyla hareket etme alışkanlığı olanlar, aklın alanıma giren şeylerden hiç bir şey anlamzlar" diye..
Ben Pascal kadan en uca vardırmak istemiyorum, ama bu duygularla hareket etme alışkanlığı insani ilişkilerde ya boğucu yada yıkıcıdır..
Ya sarılırız yada tekmeleriz..
Bunun bir ortak yeri olmalı..
İnsanlar ortak bir zeminde kendilerini ifade ettikleri zaman, birileri yanlış düşünebilir... Biri doğru..
Önemli olan o ortamda bulunan biriylerin tutumudur..
İşi duygulara bindirdiğimiz zaman karşımızdakileri dıştaladığımız zaman belki bir anlık kendi duygumuzu tatmin edebiliriz..
Ama, zaman aradan geçtikten sonra bir burukluk başlar insanın içinde..
Ve insanlar kendi kendilerine niçin böyle yaptım diye sormaya başlar..,
Ama bir kere kalp/kalpler kırılmıştır..
Tamiri zor..
Bizim gibi vatanın dışına düşmüş insanlarda bu çok görülür.
Silav û Rêz
Kitabi