بازبدە بۆ ناوەڕۆکی سەرەکی
Submitted by Anonymous (Pesend ne kirin) on 23 December 2008

Kürdistan gibi parçalanmış,
tarihi ilgili esas kaynaklar ve tarihsel veriler sömürgeci vandalistlerin
hışmına uğramış sömürge bir ülkede ortak bir duruşu ortaya çıkarmak
tam Herkules işidir.
Kürdlerin tarihi, bugünü ve geleceğine ilişkin eli kalem tutan, dili laf eden her Kürd'ün üzerine bir tarihsel sorumluluk var.

Sömürgecilerin asırlar boyunca yıktığı ve viraneye çevirdiği sadece Kürdistan coğrafyası, siyasal ve kültürel yapılaması değil..
Kürd insanıda payını almıştır..
Zaten Kürdistan coğrafyasında yapılan tüm tahribatların esas hedefi Kürd insanıydı..

Dün böyleydi..
Bugünde ...

Bu enkazların altında çıkmak uzun bir süreç alır..
Önemli olan geçmişte yaşanan tüm süreçleri elimizdeki olanaklar çerçevesinde sorgulamak gerekir..

Bu çabanın küçük bir kıvılcım olabilmesi için kollektif bir çaba
gerekir. Yani bir çok kürdün ortak hareket etmesi, ortak bir zeminde kendilerini ifade etmesi bu kıvılcımı yayabilir..

Kürdlerde bu ortak hareketlilik tarih boyunca ve hala devam eden süreçte de totaliter, merkezi ve yukarıdan empoze edilen yapılar sayesinden gündeme geliyor..
Bu tarihsel dinsel ve siyasal duruş, tek üniformalı bir yapı yaratığından
dolayı iradesiz kalıyor..
Çünkü karar mekanizmaları bir yada bir kaç kişiden düğümlendiğinden dolayı
alınan kararın doğru yada yanlışlığına bakmaksızın gelen emir dahilinde herkes uyar..
Aslında bu karar alıcıları Kürdlerin tüm dünya halkların sahip oldukları
hakları hedeflemiş olsaydılar, durum farklı olabilirdi..
Dünya esasında böyle oldu..
Ama, bizimkiler hep kaldıkları sistemler içinde kendilerini ifade ettiklerinden dolayı, bu ortak duruş geleceğimiz üzerine büyük açmazlar/hanidkaplar yaratıyor..

Kürdistan'da sivil toplumun ekonomik, siyasal ve kültürel altyaoısının zayıflığı ise işin tuzu biberi olabiliyor..

Diğer bir seçenekte özgür düşünen ve yukarıda dikte edilen emirlerini dışında hareket eden bireyler..
Bu bireylerin çabalarını birleştirilmesi önemli bir husustur.. Fakat, fertleşmiş(yada bu konuda bir mesafe almış Kürdler) Kürdleri bir araya getirmek ve ortak zeminde buluşturmak çok zordur.. Bu bireyler tamda Kürd atasözünde ifadesini bulduğu "serê du beranan di dîzekê de nakele" de ifadesini buluyor..
Benim isteğim bir çok beran'ın kafası bir arada pişsin..

Biz, duygularımızla hareket eden ve reaksiyon gösteren bir toplumuz..
Bunun tarihsel, toplumsal ve kültürel nedenleri vardır.. Sanıyorum Pascal söylemişti: "Duygularıyla hareket etme alışkanlığı olanlar, aklın alanıma giren şeylerden hiç bir şey anlamzlar" diye..
Ben Pascal kadan en uca vardırmak istemiyorum, ama bu duygularla hareket etme alışkanlığı insani ilişkilerde ya boğucu yada yıkıcıdır..
Ya sarılırız yada tekmeleriz..
Bunun bir ortak yeri olmalı..
İnsanlar ortak bir zeminde kendilerini ifade ettikleri zaman, birileri yanlış düşünebilir... Biri doğru..
Önemli olan o ortamda bulunan biriylerin tutumudur..
İşi duygulara bindirdiğimiz zaman karşımızdakileri dıştaladığımız zaman belki bir anlık kendi duygumuzu tatmin edebiliriz..
Ama, zaman aradan geçtikten sonra bir burukluk başlar insanın içinde..
Ve insanlar kendi kendilerine niçin böyle yaptım diye sormaya başlar..,
Ama bir kere kalp/kalpler kırılmıştır..
Tamiri zor..
Bizim gibi vatanın dışına düşmüş insanlarda bu çok görülür.

Silav û Rêz

Sevgili Ferzende, Yazın ortaya söylendiğinde güzel. Epey emek vermişsin. İyiniyetinden, birleştirici olmak isteğinden kuşku duymadığım gibi tamamen paylaşıyorum. Başlığa "kitabi" yazdım. Ekseriyetle taraf olduğumuz bir tartışmada bir çoğumuzun uğradımızdan sonra sizin bu yazınızda önerdiklerinizi davranış hattı olarak benimsemiz halinde hangi kefeye konulacağımızın anlaşılması anlamında bu nitelemeyi yaptım. Yazdıklarınız yaşanan durumun uzağında seyretmesi bakımından kitabidir. Dünyanın hiçbir yerinde insanlar herkese hakaret yağdırarak bir tartışmanın içinde bulunmazlar. Bu yolu seçenlere hiçbir tartışmada yer verilmez. İkincisi, dünyanın hiçbir kültüründe birileri kalkıp 'bize bu kadar hakaretamiz yaklaştığın yeter, hakaret etmeye hakkın yok' dedikten sonra hakarete devam etmezler. En önemlisi, realitenin kendisidir. Bu forumun katılımcıları istisnasız sömürgeci aşağılamanın, hakaretin, haksızlığın her türlüsüne kuşaklar boyu maruz bırakılmış insanlardır. Bu nedenle bu forumdadırlar. Haksızlığa, hakarete, aşağılamaya tavırlı oldukları için, bir daha karşılaşmamak için, boyun eğmemek için başkaldırmış insanlardır. Bu insanların çoğu kürtlerden gelen aşağılamalara karşı da aynı duyarlılığı taşımakta, insan onuruna yönelen aşağılamaların her türlüsüne karşı olduklarından birçoğu ülkesine dönememektedirler. Bu insanlara hakaret edilmez. İnsanın bu türlüsüne, insan soyunun bu cinsine hakaret edilmez. Bizler insanlığımıza kendine kürt diyenler tarafından forumlarda hakaretler yağdırılması için bunca kahra, bunca eziyete katlanmadık. Aksine, bütün bunlar bir son bulmalıdır diyerek taraf olduk, risk aldık ve daha da almaktayız. Hıyar, madrabaz, çizik kestane, göt, dedesi çapulcu, ilkel ve daha onlarca sıfatla aşağılanacak insanlar değiliz. Tüm bunların tartışma adabına sığıp sığmayacağı tamamen ayrı bir konudur. İstisnasız her kürt nezarethanelerden tutunuz cezaevlerine kadar bu aşağılama silsilesine maruz bırakılmıştır. Tüm bunların insanlıkdışı olduğundan hareketle kürtlerin her ferdinin onurlu bir yaşama layık olduğunu düşünmemizdir ki bizi milli bir mücadelenin içine itmiştir. Bağımsızlık mücadelesi başka hiçbir şey değildir. Sömürgecilik bu yüzden lanetlidir. Kürtlerin omuzlarına basmaya çalışanların aramızda yeri olmadı. Bundan sonra da olmayacaktır. Omuzlarımız halkımızın yüceltimesine merdiven olarak vardır. Şahıslara merdiven edilmesi halinde ucunun nereye varacağı kürt siyasasının bugün saplandığı bataklığın tecrübeleriyle ortadadır. Hiç kimse "dava" uğruna, siyaset uğruna, kürtlerin hakareti sineye çekmesini beklemesin. Bizler o kadar çektik ki artık sinemiz yırtıktır, daha fazlasınınn sığdırılmasına yer yoktur. Kürdün aşağılanması isyan sebebidir. Bu tarihin her döneminde, her yerde, her kürt topluluğuyla ilgili olarak böyledir. Aksini düşünenenler yüreklerindeki sızının niçin onları dağa çıkardığına, mülteci ettiğine, mahkum ettiğine, mahpus ettiğine bir baksınlar derim. Bu forum mahkumların, mahpusların, sürgünlerin forumudur. Başka hiç kimsenin değil. Selam ve sevgiler.

Sn. Kenan Fani, Dediklerinizde cok haklisiniz hakaret etmeden tartismayi ogrenmemiz gerekir. Hele hele karsinizdaki sozlerinizden (goruslerden degil) rahatsiz oluyorsa ve bunu da acikca soyluyorsa karsi tarafin bunu goz onune almasi gerekir. Ama soylediklerinizde bir eksik nokta var onu da ben dile getirmek istiyorum. "Freedom of speech", konusma ozgurlugu genel olarak bir insanin hic bir yaptirima tabii tutulmadan, cekinmeden dusunduklerini dile getirmesidir. Bu aslinda en tehlikeli ozgurluklerden biridir. Cunku buyuk ihtimalle kisi genel bir goruse dair elestirel fikirlerini aciklar daha sonra da genel kabul goren fikrin neden degismesi gerektigini belirtir. Konusma ozgurlugu aslinda kisiyi devletin baskisindan korumak icin cikartilmistir ve demokratik ulkelerde tepe tepe kullanilir. Mesela ABD'de Amerikan bayragi yakmak serbesttir. Bir cok kisi bayraklarinin yakilmasini engellemek icin en yuksek mahkemeye (anayasa mahkemesi gibi) basvurmuslardir ama her seferinde yuce mahkeme bayrak yakmayi 'konusma ozgurlugu' cercevesinde ele alarak istegi ret etmistir. Bizim devletimiz olmadigi icin devlet seviyesinde konusamiyoruz ama gelin gorun ki bu son tartismada da goruldugu gibi genel kabule karsi fikirlerini aciklayan arkadasa yapilan kisisel saldirilar ve onu 'dusman' olarak nitelemeler de bunun tipik ornegi. Konusma ozgurlugune inanmayan bireylerin yarattigi bir devletin de demokratik olamayacagi da kesin. HeK'e yapilan saldirilara baktiginizda bu saldirilarin buyuk bir kisminin kullandigi dilden ziyade goruslerinden oturu yapildigini da gorursunuz. Bu bana gore cok daha tehlikeli. Sevgiyle kalin, Hanife

Sevgili Hanife, Bağışlayın ama düşünce belirtmek için çapulcu diye mi hitap edeceğiz Yoksa Hergele mi... Bu nun adı da düşünce özgürlüğümü oluyor... Kürdleri aşağılamak için, güvercin taklası ata ata gelip üstü başına pisliği bulaştırmanın adı mı oluyor. Söz konusu şahsa kimse hakaret etmedi ama onun hakaretleri ibreti alem olsun diye yukarıda duruyor zahmet olmazsa oku. KKKK,Hergele,Çapulcu,çatlak,kestaneci, sayayım mı daha... Bu kelimelerle tartışma olacaksa buyrun... Hele bir kişi Kürdüm diyorsa çok daha duyarlı olmak zorunda... Fikirlerinizi söyleyin bu hak sizin.Kimsenin buna karşı durduğu da yok...Ama terbiye ve adap olmadan diyalog da olmaz. Dolayısıyla sizin peşin hükümlü söz konusu kişiye hakaret edildi tespiti subjektiftir. Yazılarımız tara tek bir hakaret görmesiniz...taaa ki bu laflar tekstlere serpiştirerek verene kadar. Hakedilen cevap verilmeliydi ve verdim de...Bu kural benim için de geçerlidir. Birilerine hakaret etmem durumda, hakediyorsam özgürsünüz. Kürdlere olur olmaz aptal demek ve aşağılamak kabuledilmez. Önce atalarımıza laf yetiştiren kişi hızını almadı bu kez bizi aşağılamaya başladı. Olmaz ve kabul edilmez bunu adı şarlatanlıktır. Neyse. İyi dileklerimle. Kenan Fani yazmış. En doğru tanımıyla yukarıda okunsun Kürd insanına tartışma adabı dahilinde, sözcüklerle oynarken adam olmanın ne demek olduğunu.

Saygıdeğer Hanife, Hiç kimse sizin belirttiğiniz tarzda birilerine düşüncelerinde yalnız kaldığı için saldırmadı. Tam aksine, saldırı yalnız kalan taraftan sürekli bir şekilde kasıtla herkesi kapsayacak boyutta yönlendirildi. Herkes kendi payına aldığı hakaretlerin farkında. Düşünceleri benimsenmediği için hakarete başvuranlar bizler değildik. Başlatansa hiç değil. Bir sürtüşmeye hatta kavgaya hanımlar yatıştırmak için müdahil oduklarında tarafların saygılı bir tarzda bu hanımın talebini gözetmeleri kürtlerin geleneklerinde vardır. Gelenekler eski anlayışların imbiğinden geçerek bir toplumsal kurum olarak yaşamımızda yer bulmuşlardır. Kuşkusuz geleneklerin vazettikleri uygar davranışın gerekleri açısından sorgulanabilir. Bu gerçeğe rağmen kürtler arasında hanımlara ihtilaflarda önemli bir misyon tanınmış olması geleneği hanımların barışçı ve sağduyulu özelliklerine güvenilmesi anlamında son derece uygar ve fonksiyonel bir anlayışa tekabüle eder. Kadınının toplum içindeki yeri itibarıyla pek muteber bir konumda olmayan kürtlerin bu rolle ilgili tutumları ileri toplumların sahip olduklarından hiçte geri bir tutum değildir. Sizin son derece nazikane uyarılarınıza karşılık aldığınız "dinsizin hakkından imansız gelir" şeklindeki küstahça cevaplar sizin dikkatinizden kaçmış olsa bile benim dikkatimden kaçmadı. İbareler size cevaben yazılan yazıda duruyor. Tartıştığı insanları imana getirebileceği dinsizler olarak tanımlayan, muarızlarını bu şekilde algılayan birinin sırf bu mantıkla hakaretler atağı sürdürmesi bir yana, böyle bildiği insanların arasında bulunması dahi etik değildir. Kaldıki ortada bilinçli bir şekilde sürdürülmüş hakaretler furyası var. Farklılığa saygının, düşünceye ve ifade edilmesine saygının salık verileceği kişilerin her halde biz olmamamız gerektiğini takdirinize sunarım. Foruma daha yeni ayağını atan birine yazdığı son derece makul bir yazının düşünce farklılığı içermesini bile "çizik kestane" ahlaksızlığıyla karşılayanlar benim gibi düşünenler değildi. Tekrar ediyorum. Defaatle lütfen bize hakaret etme, hakaretlerini tımandırma dendi. Birilerinin her önüne gelene hakaretle muhatap olma ayrıcalığı bulunduğunu düşünmeyeceğinize inanmak istiyorum. Düşünceleri nedeniyle hakarete yada bastırılmaya yada dışlanmaya uğramışlık sözkonusu ise bu bizleriz ve faili belli. Sizin müdahil olmanıza saygı duyuyorum. Her şeyden önce varlığınıza saygı duyuyorum. Ancak anlama özürlü olmadığımı affınıza sığınarak belirtmek istiyorum. Hiç kuşku duymadığım iyi niyetiniz ve nazikane bir şekilde uyarma zahmetleriniz için teşekkür ederim. Hürmetlerimle.

Sn. Kenan Fani, Amacim yeni bir tartisma baslatmak degil sadece herkesin kendi icinde biraz dusunmesini istiyorum. Ben cok genc yasta gelmedim Amerika'ya. Yani bizim cografyadaki tartisma sistemi icinde buyudum emin olun hem sesim gur ciktigi hem de makineli tufek gibi hic durmadan konusabildigim icin zamaninda boyle tartismalarda herkesi bastirirdim. Ama unuttum artik o sistemi ve artik hic hosuma gitmiyor. Kabul ediniz ki en zor seydir karsinizdakiyle soylemedikleriniz uzerine kurulmus bir zemin uzerinde tartisma yapabilmek. Biliyorsunuz bizim cografyada 'ben kisinin ahlaklisini severim deseniz' karsinizdaki aninda size 'sen bana ahlaksiz mi demek istiyorsun' diye atlar ustunuze. O yuzden bir yabanci ile bir Amerikalinin konusmasini dinlemek bana cok komik gelir. Amerikali habire cumlesini tekrar edip edip durur, ben onu demedim ben soyle dedim der ve karsisindakinin neden sozlerine soylemedigi anlamlari yukledigini kavrayamaz bir turlu. Karsisindakinin ayni tavrinin devam ettigini gordugunde 'whatever-her neyse' der ve tartismayi birakir. Yani tartisma adabi aslinda sadece kullanilan sozlerle sinirli degil, tartismayi karsidakinin soyledigi sozler cercevesinde yurutmek de sart. O yuzden ben net olarak karsimdakinin ne dedigini anladigimdan emin olmadigim durumlarda 'anladigim kadariyla' 'eger dogru anladiysam' gibi ifadeler kullanirim ki karsimdaki beni duzeltebilsin. Eger karsimdakinin ne demek istedigine de ben karar veriyorsam kendi kendime tartisiyorum demektir. Boyle bir tartismanin sagirlar diyalogu olmasi kacinilmazdir. Bu tartismada da boyle oldu ve HeK mesajlarinin cogunda 'ben onu mu dedim?" diye itiraz etti. Ama karsi taraftakiler onun soylemedikleri uzerine kurulu bir tartismayi surdurduler, HeK de sabrini yitirdi ve kirici olmaya basladi. Aslinda en dogrusu Amerikalilar gibi tartismayi kesmesiydi. Sevgiyle kalin, Hanife

Saygıdeğer Hanife, Doğru söylüyorsunuz. Hepimiz sabrımızı yitirdik ve bu noktadan sonra bunun üzerine konuşmanın fazlaca bir yararı yok. Haksızlığa uğrayan bizleriz. Aramızda hiç kimse kürtlerin soykırıma katılmadığını söylemedi. Soykırımı olumlayan ifadeyi hiçbir katılımcının yazdıkları arasında bulamazsınız. Esas konu kürtlerin ne şekilde rol aldığı, katılımlarının hangi düzeyde olduğu ve bunun kürtlere ne türden bir sorumluluk yüklediği noktasında çıktı. Bizlerin söylemediklerimiz üzerine tezler kuruldu, daha ileri gidilerek düşüncelerimiz yanlış anlamlara çekildi hakaretlerle bastırılmak istendi. İkinci bir husus, ben tartışmalara katılmadan önce bugün burada yürütülen tartışmalar aracılığıyla oluşmuş düşüncelerimi seslendirmedim. Bundan 4 yıl önce yazılmış bir makalemi öncelikle aktardım. Makaleye girişten anlaşılacağı gibi bu makalem bir tartışma yazısıdır, tartıştığım insanlara yıllardır aynı düşünceleri kendilerine karşı savunmakta olduğumu hatırlatmaktadır. Ermenilerin soykırıma uğratılmış olmasının aynı zamanda ülkelerinin gaspedilmesiyle eşanlamlı olduğunu, soykırım suçunun özürle yada tazminatla karşılanmasının imkansız olduğunu, ancak ermenilere ülkelerinin geri iade edilmesiyle bir nebze hafifletilmiş olabileceğini açıkça yazmaktayım. Burada tekrar etmiş oldum. Gerek ermeni soykırımını tanıyan ülkeler içerisinde ve gerekse kürtler aarasında bu denli açık ve hakkaniyet taşıyan düşünceleri sadece siz değil her kim biliyorsa aktarsın yararlanalım. Meseleyi bu denli kapsamlı düşünen insanlara hakaret edenin hakaretlerinde boğulması tabiidir. İnternet ortamda tartışmanın sağladığı kolaylıklardan biri de tartışmalarımızı kamuoyu önünde yapmakta oluşumuzdur. Dolayısıyla, herkes tartışmaya kendi düşünceleriyle gelir kendi çizgisini tanıtmaya çalışır. Tartışmacıların muarızları tarafından zorlanan mecraya kilitlenmemeleri ve konuları kendi zaviyelerinden ele almaları düşünce açıklama hürriyetinin bir parçasıdır ve son derece tabiidir. Hiç kimse bir diğerinin istediği mecrada tartışmak zorunda değildir. Daha önemlisi, bizler, söylenenlerin içerdiği mahzurları açıklarken son derece doğru bir tutum izledik. Söylediklerinin ne anlama gelebileceğini ölçüp biçmeme hesapsızlığı, hatta hoyratlığı bizlere ait değil. hHr söylediğinde keramet araryıp karşısındakini bu konuda bilgi ve düşünce sahibi olmadığını hakaretamiz bir saplantı haline getirmekte tartışmalar boyunca bizlerin tavrımız olarak belirginleşmedi. Bir ihtilafta empati bütün taraflar için doğru kullanıldığında iş görür. Şahsen ben kendimi karşımdakinin yerine koymaktan aciz değilim, ancak bu sadece bana vazife değildir. Anlaşılacağım umuduyla. Hürmetlerimle.

Sn. Kenan Fani, Haklisiniz herkes kendisini karsisindakinin yerine koymali. Tek tarafli empatinin kimseye faydasi yok. Sahsen ben her iki tarafinda ne demek istedigini anlayama calistim ve hakikaten hepinizin goruslerinden faydalandim. Herkes yogunlastigi noktalara dikkatimi cekerek dusunmemi sagladi. Hepinizie tesekkur ederim, ufkumu genislettiginiz bana bu konuda daha genis bir bakis acisi sundugunuz icin. Sevgiyle kalin, Hanife

Şîroveyeke nû binivisêne

Plain text

CAPTCHA This question is for testing whether or not you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.