Radikal gazetesinde 3 temmuz 08'de İsmet BERKAN'ın yazısını okurken ? bir şeyler dikkatimi çekmişti. Ergenekon'da ki bir ayrışmaya dolaylı bir gönderim yapıyor ve ’ayrılık 1999 yılında gerçekleşti’ diyordu.
Bu tarih kafamda bir çağrışım yapmaya başladı ama bir türlü hatırlayamadım. Yaklaşık (bu konulara ilişkin)1.500(bin beşyüz) makaleden oluşan Arşivimin içine girdim. Bir şeyler çağrıştırıyordu ama ne ?
Yoğun bir arama-tarama yapmama rağmen dişe dokunur bir şey bulamadım. Yorulmuştum.’Her halde yaşlılıktan dolayı ben karıştırıyorum’ başka bir şeyle bu tarihleri,diye vaz geçtim arama yapmaktan.
Yatağa girmesine girmiştim ama beynim hala olaya ve tarihe kilitlenmiş, ha bire faaliyet halinde olduğundan uyuyamıyordum. Birden aklıma arşiv yaptığım eski CD'ler geldi. Çaydanlığı yeniden ocağa koydum ve ’Yahudi nin iflas edince eski defterleri karıştırması’ gibi yeniden arşiv dünyasını karıştırmaya başladım.
’Aloihbar.org’ CD'sini bulduğumda (ben bu siteyi komple kopyalamıştım yıllar önce) bir yığın virus saldırısı ile nerdeyse anlaşılmaz bir hale getirilen Haberin Kaynağını bulmuştum. Hemen kendime bir çay ısmarladım bu keyifle.Haketmiştim.
Şimdi bütün mesele yazıyı eski haline getirmekti.Anlamadığım yeri olduğu gibi bıraktım. Diğer kısımlar tamamlandı ve ’görücüye’, siz sayın okurların huzuruna çıkmaya hazır hale gelmişti.
Fakat bir muamma gibi ortada duran (olaylara yabancı okurlar açısından) bazı sorunlar vardı. Zaten bu belge ‚’ÇOK GİZLİ’ bir kodla yollanıldığı gibi, çok da ’gizemli’ bir dil kullanılmıştı.Mesela; kimdi bu ’LOBİ’ tasarısını hazırlayan ve ’ileride’ (yazıda adı geçmeyen ama ima edilen) ’Genelkurmay başkanı olacak’ ve yazıda ‚’artık önünde engel kalmayacak’ adam kimdi ? Yani ’BİR NUMARA’ ?
Ve yine bu belge Aloihbar .org’ a ‚’2006’ yılında gönderilmişti. Şunlarda eklenmişti; ’LOBİ TASARISI bir dönem için RAFA kaldırıldı’. Bu tasarıyı sunan adam (General) ileride Genelkurmay Başkanı olacaktı...?
Bunların cevaplarını ,okuduğunuz yazı içine ‚’dip not’ gibi yerinde açıklamaya çalıştım okurlar açıssından daha anlaşılır olur diye..
Diğer bir mesele ?; neydi bu ‚’ALO İHBAR.ORG’ ? Savunma bakanlığı tarafından kurulmuş(Sivil) ve sözüm o'nlara ‚’yolsuzluklarla mücadele’ için faaliyet yürütecekti.
Bu siteye kısa zamanda bizzat Ordunun ‚’alt kademelerinden’ gelen yüzlerce ‚’Ordu içi hortumlamayla ilgili Belge geldi’ ama Alo İhbar org. hattı yani Savunma Bakanlığı bunların üzerine gideceğine; gelen ihbarların altına bir notta kendi düşerek ‚deyim yerinde ise,Allaha havale etti.Bu yazının altında da kendine has bir feryat notu var. Sanki ’sorumlu’ olan kendileri değilde biziz ?
Ve yine,Alo ihbar.org. Yaşar BÜYÜKANIT'ın Genelkurmay Başkanı olmasından sonra,önce kilitlendi,virus saldırısı ile okunamaz hale getirildi,sonra da bu belge dolu Site faali meçhul bir şekilde internetten silindi...
Bir diğer mesele; İhbarı yapan Kurmay Yarbay'ın göderdiği ‚’LOBİ'nin ‚’çok gizli’ ibareli yazısında ‚’LOBİ’ nin 1999 kurulan ‚ ’BELGESİ’ de yer alıyor ama o'nu diğer arkadaşlar düzeltim yaptıktan sonra yayınlanacaktır. Fakat burada Kurmay Yarbay zaten içeriği hakkında bilgi veriyor.
Şimdi; ERGENEKON içinde Kurulan ama gittikçe ayrı düşen ve güçlenen, Giderek te Genelkurmay Başkanlığına bile (efendisine) kafa tutan ‚’LOBİ’ ve Ergenekon'un çatışmasını ve bugünkü duruma nasıl geldiklerini izliyeceğiz.(unutmayınız Kemalisttir bu ihbarı yapan Kur.Yarbay) Kalın sağlıcakla.
DEMOKRASİ VE HALKA KARŞI “SİVİL KONTRA HAREKET“
Piyade Kurmay.Yarbay. XX
Aloihbar'a yazının göderildiği tarih; 12 Temmuz 2006 (Yani Yaşar büyükanıt'ın az sonra Genelkurmay Başkanı (Ağustos'ta) olacağı.Ayrıca,okur buradaki 'sivil Kontra Hareket' başlığına aldanmamalıdır.Zaten Kur.Yarbay bunun 'sivil' olmadığını yazısında itiraf ediyor.(H.KAR)
Aloihbar son yılların en büyük demokrasi skandalının “ÇOK GİZLİ“ belgesini yayınlıyor. Bu belge Genelkurmay'a bağlı ERGENEKON çatısı altında kurulan LOBİ isimli bir gizli örgüte ait. Sivil toplum kuruluşlarından vakıflara kadar halka ait her kuruluşu ihanet içinde gören bu gizli örgüt emrindeki sivil uzantıları yoluyla hepsini ele geçirme peşinde. Bu planın içinde mafya ve tarikatlar da var. Şemdinli ve Danıştay saldırıları sonrasından p?trak gibi ortaya dökülen çeteler gizli “LOBİ Örgütü“nün uzantıları.
Aloihbar'a gelen mektup:
Sayın Aloihbar sitesi görevlileri, umarım size göndereceğim bu elektronik posta ve eklediğim gizli belge elinize ulaşır ve siz de yayınlarsınız. “LOBİ“ başlıklı bu tasarının ülkemize ve milletimize bir fayda getireceğine inanmıyorum. Zaten üst düzey komutanlarımız da aynı düşüncede oldukları için o dönemde uygulanmadı ancak malesef şimdi herkesten gizli olarak yürütülmeye çalışılıyor. Tasarıda iddia edilenlerin aksine, bu gizli örgüt milli birliğimizi ve toplum huzurunu tehdit eder hale geldiği için birşeyler yapmam gerektiğini düşünerek size yazmaya karar verdim.
1999 yılında bir grup şahin generalimizin hazırladığı LOBİ Tasarısı, ekte gönderdiğim “ÇOK GİZLİ“ belgede açıklanan ERGENEKON'un çatısı altında kurulacak bir “gizli örgüt“ projesiydi. Kamuoyu tarafından ismi ilk kez duyulan LOBİ; Şemdinli, Cumhuriyet Gazetesi ve Danıştay saldırısı, VKGB, Sauna, Bursa, Atabeyler ve henüz açığa çıkan ve çıkmayanı ile onlarca çetenin perde arkasındaki kuruluştur.
(Halim KAR'ın notu;28 Şubat 1997'de Postmodernist DARBE denilen darbe yapılmış ve 1998'de REFAH PARTİSİ kapatılmıştı.Yani 28 Şubat darbesinden hemen sonra ‚’LOBİ TASARISI’ Ergenekon –Siz ‚’Özel Kuvvetler Komutanlığı’ yada eski ismiyle ‚’Özel Harp Dairesi’ anlayınız- Çatısı altında kuruluyordu.)
1999 yılında hazırlanan ancak uygulamaya konulmayan LOBİ Tasarısı, bir süre önce gizlice yürürlüğe girdi.
Halka ait, akla gelebilecek her kuruma; sivil toplum örgütlerine, insani yardım kuruluşlarına, sendikalara, siyasi partilere, bankalara, holdinglere, mason localarına, yayınevleri, medya ve vakıflara açıkça “hain“ damgası vuran bu tasarıda, askeri yapı perde arkasında kalmak üzere, kurulacak gizli sivil uzantılarla, Türkiye'de ticaretten siyasete, sivil toplum örgütlerinden tarikat ve mafyaya kadar her alanda askerin kontrolü altında tutulacak birimler yapılandırılması öngörülüyordu.
LOBİ adı verilen bu proje ve saklı yapılanma, resmi belgede ifade edildiği üzere “Ergenekon'un denetiminde ve gizli olarak“ yürütülecekti. Proje sahipleri ancak ve ancak LOBİ isimli bu gizli örgüt sayesinde milli birlik ve bütünlüğün sağlanabileceğini aksi halde gençliğin sahipsiz kaldığı ve Türk halkının dış istihbarat teşkilatlarının oyuncağı olduğu düşüncesindeydi.
LOBİ Tasarısının en üst askeri makamlara intikal ettiği dönem, 28 Şubat sürecinin henüz yaşandığı çok gergin günlerdi. Komutanlar, hazırlayanların aşırı ısrarları neticesinde tasarı ile ilgilendiler ancak uygulama emri hiçbir zaman verilmedi. Türkiye'de hava yumuşadıkça tasarı daha az gündeme geldi. 28 Şubat öncesi gibi, Türkiye'nin sıkıntılı dönemlerinde yazılan ve bazıları uygulanıp bazıları da uygulanmayan onlarca “andıç“ gibi bu tasarı da bir “iç yazışma“ olarak genelkurmay arşivlerinde yerini aldı. Şahin bazı paşaların emekli olması ile birlikte LOBİ Tasarısı iyice unutuldu ta ki AK Parti iktidarının seçim zaferine kadar.
(Halim KAR'ın notu; AKP kadroları,SAADET partininden ayrılıp 2001 yılında AKP kurmuş ve Kasım 2002'de ise %34 oy alarak Hükümet olmuşlardı.Yani ’LOBİ’ tamda bu dönemde faaliyete geçmeye başlıyor.)
O dönemde Genelkurmay'da kritik bir görevde bulunan ve gelecekte bir numara olmasına kesin gözüyle bakılan bir general LOBİ Tasarısı'nı raftan indirdi.
(Halim KAR'ın notu; 3 Ağustos 2002'de Genelkurmay başkanlığını Hilmi ÖZKÖK devr almıştı ve bu Başkanlığını 2006 Ağustos'una kadar yürüttü. Demek burda kast edilen Hilmi ÖZKÖK değil. ’gelecekte bir numara olmasına kesin gözle bakılan’ diyor burada ihbarı yapan ’Kurmay Yarbay’. Kimdir bu bir numara olacak olan ve kesin gözle Genelkurmay Başkanı olacak olan komutan ? Yaşar BÜYÜKANIT ! Ağustos 2006'da Genelkurmay Başkanı olan zat budur. Yani ‚’BiR NUMARA’ ! devam edelim ihbarnameyi okumaya)
Generalin, hazırlanmasında da söz sahibi olduğu tasarının uygulanması gerektiğinden kuşkusu yoktu ancak Birinci Başkan'ın tasarı ya sıcak bakmadığını bildiği için resmi olarak başlatma emrini veremedi. General, kendisine direk bağlı ve ağzı sıkı birkaç muvazzaf ve emekli generalle birlikte tasarıyı bir ucundan uygulamaya koyarken zaten bir kaç yıl sonra yaptığına itiraz edilemeyecek bir makamda olacağından emindi ve zaman kaybetmek istemiyordu.
Gizli emri alan grup, LOBİ Tasarısı'nda “ELEMAN PROFİLİ“ başlıklı bölümde “Lobi örgütlenmesinde gereğinde her tür eleman profilinden yararlanılmasından kaçınılmamalıdır. Özellikle sistemle barışık olmayan, aradığını bulamamış yapıdaki kişilikler seçilmelidir. Çünkü, bu türden kişiler sistemin boşluklarını, mekanizmanın işleyişini, oyunların kurallarını ve zaaflarını çok daha iyi bilmektedirler“ şeklinde tarif edilen sivil kişilerle temas kurarak gizli yapılanmayı oluşturmaya başladılar. Kasım Zengin, Tamer Ünal, Ayhan Parlak, Muzaffer Tekin gibi bir kaç isim sanırım size bir fikir verir.
LOBİ, normal planlamaya göre tamamen hukuk kuralları ve anayasal yapı içinde yürütülecekti ve gizlilik herşeyden önce gelecekti. Aynı zamanda, “Tasarı başlangıçta Ergenekon'un mali desteği ile yürütülecek ancak en kısa zamanda kurulacak şirketlerle LOBİ kendi ayakları üzerinde duracaktı“. Ekonomik bağımsızlık tasarının en önemli maddelerinden birisiydi.
Fakat, tasarıyı uygulayanlar plan ve yürütmeyi paralel götüremediler. Gizliliğe sonuna kadar uydular ancak hukuk sınırları içinde kalmayı başaramadılar. Ticari denemeler pek ilerlemese de mafya ve tasarıda ki ifade ile “naylon fundamentalist“ yapılanmada oldukça mesafe aldılar ancak bu kez de bunları kontrol altında tutma sorunu yaşanıyordu.
(Halim KAR; ’LOBİ’,Ergenekon'un,asıl ismiyle ‚’Özel Kuvvetler Komutanlığı'nın emir komuta zincirinin dışına çıkıp,kendi başına hareket etmeye başlıyor. Ve ‚’iç sürtüşme başlıyor. Devam edelim okumaya)
Mevcut hükümetin ekonomik başarıları ve kısa vadede alternatifsizliği yanında Avrupa birliği yolundaki ciddi ilerlemeler neticesinde LOBİ, ilk tasarı halinden iyice sapıp iktidarı ve Avrupa Birliği sürecini yıpratmaya yönelik bir kimliğe büründü. Sözde milli birlik ve bütünlüğü hedefleyen ilk maksat da şahin generallerin ülke ve ordu içinde yeniden söz ve güç sahibi olmasına kilitlendi.
LOBİ Tasarısıının son halini görmek için, Türkiye'nin son dönemine peşpeşe damgasını vuran Şemdinli, Cumhuriyet ve Danıştay saldırılarına, mantar gibi ortaya çıkan çetelere, bunların fail ve bağlantılarına bakmak yeterlidir.
Saygılarımla
P.Kur.Yrb. XX
Alo ihbarın notu:
Posta kutumuza düşen bu mektup ve gizli belgeyi okuduktan sonra hayret ve şaşkınlık içinde kaldık. Bir kısım şahin generalin Cumhurbaşkanı ve başbakan dahil devlet yapısını, cumhuriyet ve demokrasiyi hiçe sayarak, Genellkurmay Başkanı'nın dahi haberi olmadan bütün halkı düşman sayan bir tasarıyı uygulayabileceğini hayal bile edemezdik.
LOBİ Tasarısı'nı hazırlayan ve son dönemde gizlice uygulamaya koyanların Türkiye'yi, Türk halkını ve demokrasiyi nasıl algıladıklarını görebilmek için tasarı içerisine bir göz atmak yeterli.
Tasarı sahipleri, Türkiye'nin geleceği konusunda korkunç bir karamsarlık içinde. Onlara göre, Türkiye'de Atatürkçülük ve Kemalizm bitmeye yüz tutmuş. “Yaşlısından gencine bütün vatandaşlar ümitsiz ve sorumlu olarak mevcut rejimi görüyorlar. Toplum tarafından özümsenmeyen Kemalizm sadece Harp Akademisi'nde geçerli.“
Yine tasarıya göre, “Milli birlik ve bütünlük parçalanma eşiğide.“ “Toplum, sosyal patlamaya hazır“. Bütün sivil toplum örgütleri, insani yardım kuruluşları, sendikalar, siyasi partiler, holdingler, mason locaları, yayınevleri, medya ve vakıflar adamsendeci ve aymaz. Hepsi “kısır iç çatışmalar içinde, yabancı istihbarat teşkilatları ve yerli işbirlikçilerinin güdümünde.“
“Sivil toplum Örgütlerinin gerçek işlevlerini yerine getirmemiş olmaları, uygulana gelen emperyalist senaryolara uyum sağlama görevini üstlenmiş bulunduklarının kanıtıdır.
“Türk sivil toplum Örgütlerinin finans kaynakları, yabancı ortaklı karteller ve dış ülkelerin vakıf veya sivil toplum kuruluşlarıdır. Demeklerden başlayarak vak?ı ve sivil hareket örgütleniş biçimlerinin her aşamasında ülke dışı kaynaklarca finanse edilerek, programlanan kamu örgütlenişinin, ulusal çıkarlara uygun olması beklenemez“
Tasarı Türk halkının “kültürel sığlık“ içinde bulunuşunu da şöyle açıklıyor:
“Kamuoyunu etkileyen, yönlendiren ve biçimlendiren medya organları, ülke çıkarlarını hiçe sayarak, salt kendi çıkarlarına uygun hareket eden mekanizmalar haline getirilmiştir. Direnenlerin ise; önüne çeşitli setler çekilerek ayakta kalıp varlıklarını sürdürmeleri olanaksız kılınmıştır.
“Türkiye'de küçük ama bağımsız tek bir yayınevi kalmamıştır. Çünkü medya kartelleri ile banka sektörü kitap yayıncılığına yönelmiş, her türlü düşünce üretimine bu yolla son verilmiştir.
“1950-60 doğumlular içinde varlığından söz edilecek bir tane bile yazar çıkmamıştır.
“Yazılı basın, radyo ve televizyon yapımları halkın kültürel düzeyini gün geçtikçe giderek daha da aşağı düzeylere çekmiştir. Düzeysizlik sonucu, geniş halk kitlelerinin anlayış , kavrama ve sorgulama yeteneği ortadan kaldırılarak, çağını ve içinde bulunduğu koşulları algılamasının önüne geçilmiştir“
Çok partili hayata geçişten 1980'lere kadar her on yılda bir yapılan askeri müdahaleleler ve tekrarlanan postmodern darbelerle toplum ve demokrasi şuurunun mütemediyen sıfırlanmasının, halkın, çağı ve koşulları kavrama ve sorgulama yeteneğini nasıl etkilediğinden bu tasarıda hiç söz edilememektedir zira yeri değildir.
Tasarıya göre, bütün bu negatif gelişmelerin sorumlusu “ihanet içinde bulunan, sultacı siyasi liderler ve yandaşlarıdır“ Aslında zıt düşüncede olan bu kişilerin hepsi “Kemalizm'i yargılamak ve kaldırmak için konsesüs içindedir.“
Tasarı sahipleri, bu gidişatı durduracak, vatanın bağrına dayalı hançeri çekip, bahtı kara maderini kurtaracak yol olarak LOBİ Tasarısı'nı ortaya koymakta, hatta benzeri yapılanmaları başarı ile uygulan ülkelere kıyasla Türkiye'nin geç kalmasını bir “talihsizlik“ olarak tanımlamaktadır.
Onlara göre, bu tasarının uygulamaya konulması ile birlikte LOBİ tarafından kurulacak şirketler anında para kazanmaya başlayıp kuruluşun bütün giderlerini karşılayacak ve pek yakında ülke ekonomisinde söz sahibi olacak bu milli şirketler sayesinde diğer holdingler de hizaya gelecektir.
Yine LOBİ vasıtası ile Türkiye'nin doğusu ve batısındaki bütün gençler “Vatansever olunacak... Ol“ komutuyla bir anda vatansever olacaklar ve geleceğe ümitle bakacaklardır.
Sadece ticari şirketler değil sendikalardan sivil toplum örgütlerine kadar her alanda LOBİ'nin sivil uzantılarının sahibi olduğu yeni kuruluşlar sayesinde “yabancı ve işbirlikçi güdümündeki -sözde- sivil toplum örgütleri“ sindirilecektir.
LOBİ, Türkiye'nin dört bir yanına salınan mafya ve tarikat yapılanmalarını da ihmal etmemiştir. Aşağıdaki satırlar Tasarı'dan aynen alınmıştır:
“MAFYA grupları tümüyle yeniden gözden geçirilmeli, deneyimli mevcut grupların karşısında yeni ve güçlü bir grup oluşturularak, denetim, ve kontrol altına alınmaları sağlanmalıdır.
“Fundamentalist faaliyetler doğrultusunda kurulan çeşitli vakıfların yurt içi ve yurt dışında halktan para toplayarak güçlenmesinin önüne geçilebilmesi için de aynı kulvarda kurulacak naylon bir vakıfla önlenebilmesi mümkün kılınacaktır.“
Aloihbar, ekte tamamını göreceğiniz “ÇOK GİZLİ LOBİ Tasarısı“nı yayınlamakla tarihi bir görevi yerine getiriyor. Darbeci zihniyetin toplumu nasıl aşağıladığını, toplum değerlerini ve toplum kuruluşlarını nasıl hor gördüğünü gözler önüne seriyor.
Halka ve halka ait kurumlara saygı duymak bir yana, LOBİ, sivil uzantıları vasıtasıyla kurulacak asker güdümlü sivil toplum örgütleri ile onları sindirmeyi planlıyor. Türkiye'de bir iç savaş varcasına kana kan diye di? zihniyeti ile kontra mafya örgütleri ve naylon tarikatlar bile kuruyor.
Aloihbar; varlığı, planları ve faaliyetleri inkar edilemeyecek resmi belgelerle isbat edilen kanun dışı bu oluşuma karşı halka ve halkın oy vererek seçtiği siyasilere ve bütün devlet görevlilerine sesleniyor...
Asil Türk halkına, yüce Atatürk'e ve onun ölümsüz eseri olan cumhuriyet ve demokrasiye saygısı olan her Türk vatandaşını, devletten ve milletten gizli olarak yürürlüğe koyulan bu tasarının Genelkurmay Başkanlığı tarafından iptal edildiği açıklanana kadar demokratik direnişe davet ediyoruz.
Saygılarımızla
Aloihbar
Destxweş Birayê Halim