Son zamanlarda Kürt ve Kürt kökenli site'larda oldukça olumsuz, sadece masa başında veya empoze edilen gerçek dışı “fikir“lerin gölgesinde pek çok olumsuz metinler okuduk. Adeta şok olduk.. İşte bunlardan bir demet ve gerçek cevaplar:
-Bir çok forum ve site yazarları büyük bir paniğe kapılıp “Xaniqin elden gitti.. Sıra diğer Kürt çoğunluklu yerlerin aynı akibete uğramasında“ gibi ipe sapa gelmez metinlerde umutsuzluklarını başkalarına da enjekte etmeye çalıştılar.
Bu kadar önemli bir konuda bir ajansın yaydığı yalan haberleri “işte gerçek“ diye sunmanın anlamı var mı? Bildiğimiz kadarı ile bir yazar bir konuyu işlerken en aşağısından biribirine zıt üç kaynağa bakmalı, gerektiğinde yerinde tetkikle sonuca varınca yazısını kaleme almalı.. Böyle afaki yazılarla ancak ve ancak kafalarda, minnacıkta olsa, bir kuşku uyandırılır. Bu ise Kürtler'in özgürlük yürüyüşüne katkı sağlamaz.
Gerçek şudur: Evet, Irak Ordusu Xaniqîn dahil Mendeli'ye bağlı bir çok yerleşim birimine ani bir hamle ile girdi. Kürt Peşmerge güçleri şiddetle bu kışkırtıcılara cevap verdi ve Irak Arap Ordusundan 40 kişiyi de esir aldı (çeşitli kaynaklar). Bunun üzerine iki taraf toplanarak Hem Irak Arap Ordusu'nun (ki bu ordu Kürtler tarafından kurulmuştu) ve hem de Peşmerge güçlerinin yerleşim birimlerinden çıkması kararı alındı ve derhal uygulamaya geçildi. Böylece tüm yerleşim birimlerinde SADECE KÜRT POLİS GÜÇLERİ KALDI. Şimdi yörenin kontrolu bu polis gücü sayesine Kürtlerdedir. Öte yandan Başkan Barzani, el-Maliki hükümetine oldukça sert ve “ultimatom“ değerinde uyarıda bulunuldu: “Eğer Hükümet bundan sonra bölgeye bir tek asker dahi gönderse bu cevapsız kalmayacaktır! Onlar bir Tümen gönrirlerse biz iki tümen göndereceğiz!“ Bu mudur Xaniqîn'i kaybetmek? İnsaf edin ve Güneyli liderlerin de biz dahil bütün Kürdistan'ın kurtuluşu için mücadele ettiklerini unutmayınız.
Bir diğer yanlış bu kez malum Site'den geldi: “Kürt Liderleri eleştirilmelidir“ dediler ve ardından “Kerkük'ü bunlar kaybettirdi“şeklindeki afaki, oldu-bittici akıl noksanlıklarını tuşlara döktüler..Oysa site editörünün “Kürtlük için Barzani'den özür dilemeyenlerin Kürtçülükle bir ilgisi olmaz“ mealindeki sözleri hala oranın arşivinde duruyor.. Ne oldu da bu Zat Türk basınının bir iki alıntısı ile birden bire dev aynası kullanmaya başladı? Anlayan beri gelsin..
Gerçek şudur: Irak ABD'nin işgali altındadır. Bunu hiç unutmamak gerekir. Düdük onların elinde!Bu durum karşısında Anayasayı 140. Madde ile kabul edip Iraklilar“a da kabul ettiren ABD olmasına rağmen, göründüğü kadarı ile şimdilik, bu adımından çıkarları gereği vazgeçti. Çünkü Arap ve Türk baskısı Meyvesini vermiş, Washington'un yön ayarına sebep olmuştu. Bu sırada ABD Dışişleri Bakanı Bn Rice “Kerkük sorunu siyasi bir sorundur“ sözlerini o topraklarda dile getirmişti. Tezini kabul ettirmek için Başkan Barzani'yi konuyu görüşmek üzere davet etti. Fakat Kürt lideri Bn Rice'nin görüşme talebini red ederek rahatsızlığını açıkça göstermişti. Öte yanda Türk Genekurmayı, Suriye Rejimi ve İran ard arda demeçler vererek Kerkük sorunu'nun kendileri için hayati olduğunu beyan ettiler. Kürdistan toprağı olan Kerkük Kürtler'e bırakılamazdı! Aksi taktirde demir yumruk altında ezilen bu millet tarih sahnesine çıkabilirdi.
Bekara boşanmak oldukça kolaydır.. Fakat gel gör ki Kürt yönetimi hem topyekun bir ezilmeyi durdurmak, hem de çok çetin bir görev olan Kürdistan'ın Güneyi'nin toprak bütünlüğünü sağlamak gibi bir yükün altına girmeştir. Güney'in gerilla savaşı ile zafer arama şansları çok azdır. Çünkü korumakla yükümlü olduğu büyük bir kitle Düşman'ın açık hedefi halindedir. Bu durumu anlamak okunan bazı bildiriler veya e-basına akseden röportajlar, alınan yanlış sinyaller ve Güneyli bazı gazetelerde yer alan yıkıcı makaleleri okumakla bir yere varılamaz. Şimdi bu kaynaklarınbazılarının ismini veren bir e-maili hepinizin dikkatine sunuyorum (mail sahibinin adını vermiyorum).
İşte o mail (kendi gözlemlerim de bu yönde):
“Baze Gazete ve internet sayfalari son donemlerde Kurdistan'da yasadiğimiz gergin durumdan KDP'yi, Hukumeti ve Barzanileri sorumlu tutuyorlar, ki bunlarin basinda Navsirvan Mistefa geliyor. Bu Zatı taniyorsun, Barzanilerin ezeli dusmani. 1970 oncesi Sulaymaniye de Rizgari adinda bir gazete çikariyordu. O zaman Baba Barzaniyi merkezi hukumete "ayrilikçi" biri olarak sikayet ediyordu. Kendi çevresini ise Sosyalist Yekpare Irak yanlilari olarak gosteriyordu. Bu unsur, o zamanki dusmanligini simdi Mesud Barzaniye karsi yurutmekle mesgul. Celal Talabani ile olan çeliskilerin basinda, "Sen Mesud Barzaniye çok taviz veriyorsun" geliyor. Geçenlerde kendi gazetesi olan "Rojname" yine Barzani dusmanligi ile doluydu. Sozde Barzani Turkiye ile aralarinin bozulmasini istemiyormus, çunku Turkiyede çok yatirimlari varmis. Noşirvan Mistefa'nin destek verdigi diger bir gazete ise "Hemwelati" Bu gazete de Barzani ve KDP ye düşmanlığı ile taninan bir gazete. Arada bir YNK'ye de laf atar. N.Mistefa'nin tamamen denetiminde olan Kurdistan Post internet gazetesi ise tam kan kusuyor (bu türkçe çıkan Kürdistan-Post değil), elestiri degil bayagi kufurlar savuruyor. Bazen Sadam doneminin daha iyi oldugu propagandasini yayiyor. Livîn gazetesi eskiden Yekgirtu Islami hareketine yakindi, ama simdi Berhem Salihin denetimine girmis, elestirileri yikici degil, bazen sinir asiyorlar, ama pek sorun olmuyorlar.
Simdilik bu kadar.“
Bütün bu iç karmaşa ve dış baskıları gözönüne alan Maliki, yerel seçimler kanununu 24. maddesi gizli oturumda olmak üzere meclisten geçirdi. Fakat Cumhurbaşkanı Talabani'nin varlığı Araplar tarafından unutulmuştu. Başkan bu acaip kanunu bir solukta veto etti.. Yeni kanun Kürtler'in istediği doğrultuda çıktı.Rehavete kapılmak bu aşamada ölüm demekti. İşte konu ile ilgili olarak Sn Mahmud Osman'ın Belirlemeleri:
Dr Osman, Kerkük meselesi ve 140.maddenin henüz tek taraflı hale getirilmediğini belirterek ’'bu konuda yerel seçimler yasasının meclisten geçmesi için özellikle Kürdistan İttifak Listesine yönelik büyük bir baskı vardı . Kerkük'te seçimlerin ayrı yapılması için kurulması kararlaştırılan özel komisyon , çalışmalarına başladığı an sorunlar ortaya çıkacaktır, o yüzden Kürtler hertürlü ihtimale karşı hazırlıklı olmalı'' şeklinde konuştu.
Kerkük yerel seçimlerden önce araştırma yapılmak üzere kurulacak özel komisyonda Kürtlere karşı diğer tarafların 140.maddenin uygulanmaması için çeşitli bahaneler üreteceklerini tahmin ettiğini dikkat çeken Dr Osman , ’' bu yüzden Kürtler yeni gelişmelere karşı mutlaka hazırlıklı olmalı'' ifadesini kullandı.
Osman ayrıca , Kürt siyasi liderliği Bağdat yönetimine, Kürtlerin yönetimde ortak olduğunu anlatmalı ve bunu kabul ettirmesi gerektiğini vurgulayarak ’'yeni Irak''ta Kürtlerin rolünün ihmal edilemeyeceğinin altını çizdi.
Evet, Güneyli liderler böylesine kan-ter içinde çalışırken, rahat evinde, kabadayıca “eleştiriler“ geliştirenler ne denmesi gerekiyorsa onu demekte serbestiz. (devam edecek).. 08.10. 02
A. Sirac Kekuyon
Not 1: uzun bir süredir yazamıyorum. Bunun sadece beni ilgilendirdiğini söyleyeyim..
Not 2: Ben politik gözlemci bir kişi olarak Kürdistan'daki bütün dinlere aynı mesafeden baktığımdan dolayı şahsıma yönelik kutlamaları biraz es geçiyorum. Benim için Müslümanlık, Şia, Kızılbaşlık (soyunu inkar etmeyenleri), Êzdilik, Kakeilik, Şebekizm ve Xristiyanlık birer değer
Kürdistan diplomatik baskılara karşı direniyor!