Skip to main content
Submitted by Anonymous (not verified) on 21 August 2008

Agit Olayı: Sarı Baran Anlatıyor...
- Sevgili Baran, Mahsum Korkmaz'ın öldürülmesi olayı, yakın tarihimizin kuşkulu hadiselerinden birisi. Çeşitli senaryolar zaman zaman gündeme geliyor. Bu senaryolardan, bizim bildiğimiz ama, kamuoyunda bilinmeyen bir tanesini yazdım.

Konuyu gündeme taşımamın iki nedeni var, birincisi, Öcalan'ın 23 Temmuz 2008 tarihli avukat görüşmesinde, Mahsum Korkmazı “Sanıldığı gibi askerler öldürmemiştir, İçimizde ki çetelerin Mahsum'un öldürülmesinde parmağı vardır“ demektedir.
Ayrıca aynı dönemde, Şemdin Sakık'ın Korkmaz ile ilgili açıklaması gündeme düştü. Sakık'a göre, Mahsum Korkmaz'ın öldürülmesi, Öcalan'ın işiydi.

Sen o dönemde Kürdistan'daydın ve pratik saha komutanlarındandın. Sanırım olayın ne olduğunu nasıl geliştiğini biliyorsun, konuya ışık tutmak bakımından senin anlatacakların önemli. Ne dersin?

Baran- Sevgili Murat, beni ağır bir yükün altına soktun. Ama at izi ile it izinin birbirine karıştığı bir ortamda kısmen de olsa bazı şeylerin ayırt edilmesine yardımcı olabilirsem ne mutlu.

- Başlayalım öyleyse, Mahsum Korkmaz'ın öldürüldüğü dönemde siz neredeydiniz?

Baran- Ben o dönemde, Cemil Bayık, Ali Haydar Kaytan, Meral Kıdır ve Elif le birlikta İran'da bir evdeydim. Agit (Mahsum Korkmaz) arkadaşın öldürüldüğünü, radyo haberlerinden öğrendik. Haberi önce anlayamamıştık, bir birimize “kim kim“ diye sormaya, anlamaya çalışırken Elif'in “Agit arkadaş öldürülmüş“ Demesiyle şok olmuştuk.

- Mahsum Korkmaz arkadaşın öldürüldüğü dönemde PKK 3. Kongre hazırlığı vardı. Sanırım ülke içi düzenlemeler buna göre yeniden düzenleniyordu ve düzenleme işi Agit arkadaşın sorumluluğundaydı.

Baran- Evet. Zaten Agit olayı üçüncü Kongre sürecinin öncesinde yaşandı.

O dönem ülke pratiğinde, özellikle savaş pratiğinde yer alan, orta kademe kadro yapılanması ağırlıklı olarak İran'a toplanmış ve İran üzeri Kongreye aktarılmaya çalışılıyordu.

Merkez bünyede yer alan arkadaşların önemli bir bölümü aktarıldı. Ama savaşın ağırlıklı yükünü taşıyan orta kademe kadro yapılanması İran'la yaşanan bazı sorunlardan ötürü aktarılamadı.

Bundan dolayı, bir kısmı kış'ı İranda geçirirken, bir kısmı Güney Kurdistan'da ki kamplara döndü. Doğa ve iklim koşullarının düzelmesine parelel olarak bu kadro yapılanması Botan başta olmak üzere, gene ülke topraklarına dönecekti. Yapı bu hazırlıklar içerisinde iken Agit olayı gelişti.

- Agit arkadaşın öldürülmesini duyduktan sonra neler yaptınız?

Baran- Ülke pratiğinde en fazla ihtiyaç duyulan bir dönemde, arkadaşın katledilmesi tabi ki beklenen bir olay değildi.

Acilen müdahale edilmesi gerekiyordu. Bu amaçla Erdal (Mustafa Yöndem) komutasında bir grup hemen alana gönderildi. Olay hakkında kimse bir şey bilmiyordu. Giden arkadaşlar hem olayın mahiyetini öğrenecek, hemde Agit arkadaşın şahadeti ile yaşanan moral bozukluğu ve dağınıklığında önünü alacaktı.

Grup alana ulaştıktan sonra, Agit arkadaşın grubu ile baglantı kurarak, onlarla birleşmiş, grupta bulunan arkadaşların hepsinden olayın bireysel raporlarını alarak, kendi raporları ile birlikte partiye ulaştırmışlardı.

- Size gönderilen raporlarda, Agit'in ölümü ile ilgili herhangi bir kuşku yaratacak açıklama varmıydı?

Baran- Ne arkaşdaların bireysel raporlarında, nede olayı araştırmak için gönderilen arkadaşların gönderdiği raporlarda, olayın bir iç komplo olduğuna yönelik bir ifade veya bunu çağrıştıracak bir düşünce bulunmuyordu.

Grup pusuya düşmüş yaşanan çatışma sonrası bir arkadaş yaralanmış Agit arkadaş şehit düşmüştü.

- Gönderilen raporlarda Agit arkadaşın nasıl vurulduğuna veya nasıl öldüğüne dair ifadeler varmıydı?

Baran- Hayır böyle bir gözlem yoktu, İşin ilginç yanı buydu, kimse Agit arkadaşın nasıl vurulduğunu görmemişti. Bu ister istemez kafalarda soru işaretleri oluşturmuştu.

Nasıl olurda arkadaşın şahadetini kimse görmemişti. Ve neden başka kimse değilde Agit şehit düşmüştü. Bu benim kafamda da bir soru işaretiydi. Bu belki de arkadaşa duyulan sevgi, saygı ve ihtiyaçtan kaynaklanıyordu.Ve bir türlü şahadetini kabul edemeyişimiz, konuyu irdelememizin belki de temel nedeni idi.

- Sen o grupta bulunan arkadaşlarla olayı bire bir konuşmuşmuydun?

Baran- Evet. Ben kişi olarak grupta bulunan tüm arkadaşlarla konuştum. Şemo (Şemdin Sakık) da dahil olmak üzere. Başta dişsiz Harun (Şehmuz Yigit), Şiyar (Kazım Kulu) Eruhlu Selim,(Fevzi Aslan) Kemal (Veli Tayan) olmak üzere tüm arkadaşların anlatımında olay şöyle gelişmişti.

Agit arkadaş kongreden dolayı, ülkeden ayrılan arkadaşların oluşturduğu boşluğu doldurmak üzere ülkeye girecek, gerekli düzenlemeleri yaptıktan sonra Türkiye üzerinden Suriye'ye geçerek kongreye katılacaktı.

Alanda hala kış koşulları egemen. Her ne kadar güney yamaçlarda kar kalkmış ise de kuzey yamaçlar hala karlı.

Agit grubu ile birlikte hareketleniyor. Bu faaliyetlilik içerisinde Botan'a giriliyor. Ancak grubun alana girişi ile birlikte düşmana da bilgi sızıyor. Asker yeni oluşturulmuş özel timleri de devreye koyarak grubun geçebilecegi belli alanlara güç kaydırıyor. Bu noktaların başında'da Gabbar bulunuyor.

Agit arkadaşın grubu, Gabbar eteklerinde ugradığı köyden Gabbar'a doğru çekilirken, konaklama noktasına yakın alanda düşmanın izlerine rastlıyor.

Karda askerin potin izlerini görüyor. Öncüler durumu Agit arkadaşa iletiyor. Öncülerle birlikte kısa bir durum değerlendirmesinden sonra, üç kişilik bir öncü birimin, tepeyi keşfetmesine karar veriliyor. Bu amaçla Şehmuz Yiğit, Eruh'lu Salih ve başka bir arkadaş keşif amacıyla tepeye gönderiliyor.

Öncü grup tepeye çıkıp çevreyi kontrol ediyor. Herhangi bir şeyle karşılaşmıyor, dönüp gruba işaret veriyor. Ancak tepeye 100-150 m ilerde bir kayalık alan var, keşif grubu bu noktaya gitmiyor. Özel timlerden oluşan birim, bu kayalıklarda pusuya yatmış. Aslında Türk özel timi, üç kişilik öncü birimin tepeye çıkışını görüyor ama, bilinçli müdahale etmiyor. Ana grubun arkadan geleceğini biliyor ve grubun gelişini bekliyor.

Keşif grubunun işareti üzerine, ana grup tepeye çıkınca kayalıklardan üzerlerine yoğun bir şekilde ateş ediliyor.

- Agit arkadaş bu ilk açılan ateşte yara alıyor mu?

Baran- Hayır, ilk atışta Eruh'lu bir savaşçı yaralanıyor. O ana kadar Agit arkadaş sağlam ve grubun başındadır. Belli bir süre özel timlerle yaşanan çatışma sonrası Agit arkadaş üç kişiden oluşan öncü grubu, diğerlerini savunması ile görevlendirerek geri çekilme talimatı veriyor. Buna göre, üç kişilik grup tepede askerlerle çatışmayı sürdürerek grubun çekilmesini sağlıyacak, grubun çekilmesinden belli bir süre sonra da, onlar çekilecek ve kararlaştırılan buluşma noktasında grupla birleşecek.

- Şimdiye kadar olanı özetlersek, Agit ve grubu Pusu'ya düşüyor, pusu mesafesi yaklaşık 100-150 metre. Türk özel güçleri yoğun bir tarama yapıyor Eruh'lu bir savaşçı dışında kimse yaralanmıyor Agit arkadaşta yara almadığı gibi grubu idare ediyor.

Baran- Evet tamamen böyle gelişiyor. Hatta ana gruptan en son çekilen gene Agit arkadaş. Grubun çekilmesinden sonra, savunma grubuna “Bende çekiliyorum, beş dakika sonra da siz cekilirsiniz .“ Diyor. Vadiden aşağı doğru çekilen grubun ardından oda çekiliyor.

Öncü grup belli bir süre daha çatışmayı sürdürüp grubun uzaklaştığına emin olduktan sonra, onlarda çatışmayı sonlandırarak kararlaştırılan ilk toplanma noktasına doğru çekiliyor.

- Agit arkadaş, bu aşamaya kadar yaşıyor mu?

Baran- Evet yaşıyor. Fakat ilginç şeyler yaşanıyor. İlk toplanma noktasında Agit arkadaşın dışında tüm grup buluşuyor. Ama Agit arkadaştan bir haber yok. Kimse vurulmasına ihtimal vermiyor, muhtemelen ikinci toplanma noktasına çekildi diyor ve o noktaya gidiliyor. Ancak Agit o noktada da yok. Buna rağmen grupta bulunan arkadaşlar Agit arkadaşın vurulmasına ihtimal vermiyor. Muhtemelen yolu kaybettiğini ve geleceğini düşünüyorlar, daha sonra Şahadetini aynı gün radyodan öğreniyorlar.

- Konuştuğun gruptaki kişiler Mahsum Korkmaz'ın nasıl öldürülmüş olabileceğine dair görüşleri nelerdi?

Baran- Olayın gelişimi anlattığım gibidir. Konuştuğum arkadaşların hepsinin ortak kanaati, ana grubun çekilmesinden sonra, savunma grubuna son talimatını verip kendisi de çekilirken isabet aldığı. Tek başına olduğundan kimse tarafından fark edilmiyor. Birde beklenmedik bir anda baskına uğramalarının yarattığı kısmi bir panik havası da var.

- Mahsum Korkmaz'ın komplo sunucu, grupta ki biri tarafından öldürülmüş olabileceği ihtimali varmıydı, bu yönde soruşturuldu mu?

Baran- Apo dışında, savaş pratiği içinde bulunan hiç bir arkadaş böyle bir duruma ihtimal vermiyordu. Ve PKK içinde bulunduğum süre içinde hiç bir arkadaşın da buna ihtimal vermediğini biliyorum. Ama Apo tarafindan olay ha bire kaşındı. İlkin Veli Tayan'a (Kemal) yüklenmeye çalıştı ama bu arkadaşın şahadeti ile bu boşa çıktı. Sonra Şemo dedi, Şahin Balic dedi, Eruh'lu Selim dedi, Ferhan dedi, Kör Cemal dedi. Kime yüklenmek istedi ise olayla ilişkilendirmeye çalıştı.

- Öcalan ile Mahsum Korkmaz'ın ilişkisi ne durumdaydı o dönemde?

Baran- İyi olduğunu söyleyemem. Apo'nun Agit'i fazla sevdiğini de sanmıyorum. Çünkü bizzat Apo tarafından ülkeye Üçüncü Kongre öncesi müdahale grubunun başında gönderilen Sadun, Apo'nun talimatlarını yerine getirmek isterken Agit'in tepkisiyle karşılaşmış ve bizzat Agit tarafından tutuklanmıştı. Bu olay üçüncü kongre arifesinde gerçekleşmişti.

- Mahsum Korkmaz'ın Öcalan'a yönelik olarak “Savaş Şam'da oturarak yönetilemez“ dediği söyleniyor doğrumudur?

Baran- Kesinlikle doğrudur. Ve bu söz Agit arkadaşa aittir. Bunların ne demek olduğunu sende en az benim kadar bilirsin. Bunlardan dolayı Agit eğer şehit düşmemiş ve kongreye katılabilmiş olsaydı, diğerlerinin başına gelenlerden daha ağır uygulamalarla karşılaşacağı açıktır.

- Eruhlu Ferhatın olayına gelirsek, Mahsum Korkmaz'ın en sevdiği savaşçılarından birisi olduğunu biliyoruz. Akademiye geliyor kısa bir süre sonra ortadan kayboluyor, bir gün sonra cesedi bulunuyor. Öcalan Birand'a yaptığı röportajda bu kişinin Agit'in öldürülmesinde parmağının olduğunu söylüyor, bunu nasıl değerlendirirsin?

Baran- Ferhat olayının bir intihar olayı olduğunu biliyorum. Akademide Agit'in şahadeti üzerine bir seyler söyledigine gelince, yazdıgın tarzda bir şeyi tüm samimiyetimle söylüyorum ki ilk olarak duyuyorum..
Bildigim bu arkadaşın, mert dürüst samimi ve yiğit oluşu idi. Zaten bundan dolayı akademiye gönderilerek bir nevi ödüllendirilmişti. Orada direk Apo'nun korumalığına verilmişti. Ne oldu ise bu korumalık yaptığı dönemde oldu. Muhtemelen Apo'nun bazı pisliklerine şahit oldu, bunu kendisine yediremedi.

O alanda yapabileceği bir şeyde yoktu. Bunun bunalımı içinde intihar etti. İntihar olayının tartışılmaması içinde, bizzat Apo tarafindan Agit'len ilintilendirildi.

- Konuya ilişkin eklemek istediğin bir şey var mı?

Baran- Agit'in şahadeti ile ilgili söyleyebileceklerim bunlardır. Apo'nun Agit'in şahadetini her dönemde, birilerine mal etmesi acayip bir şey değil. Apo her zaman bu tür yöntemleri kullandı. Birilerini tasfiye etmek istiyorsa, o kişiye Agit arkadaşın öldürülmesi suçlaması yöneltmiştir.

Şemdin Sakık'a gelince, bana o dönemde Agit'in öldürülmesiyle ilgili anlattıkları yukarıda söylediklerim gibidir.

Bence esas üzerinde durulması gereken konu, tüm ileri kadro yapılanması orta kademe kadrolarda dahil olmak üzere, Iran üzerinden emin bir şekilde kongre alanına ulaştırılmaya çalışılırken neden Agit Türkiye üzerinden kongre alanına çekilmek istendi. Tamam diyelim ki ülkede o süreçte doğan boşluğu doldurması ve gereken düzenlemeleri yapması için belki de arkadaşa ihtiyaç vardı ama bu düzenleme sonrası emin yollardan arkadaş kongre alanına aktarılabilirdi. Bu yapılmamıştır.

- Sevgili Baran verdiğin bilgileri için çok teşekkür ederim

Baran- Olayın aydınlanmasına yönelik yürüttüğün çalışmaya ve olayın kendisine bir ışık tutabildiysem ne mutlu. Çalışmalarında başarılar diliyorum.

Devam Edecek..................................

20.08.08

Murat Dagdelen

Add new comment

Plain text

CAPTCHA This question is for testing whether or not you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.