بازبدە بۆ ناوەڕۆکی سەرەکی
Submitted by Anonymous (Pesend ne kirin) on 28 March 2009

„Mame Rıza“

Mame Rıza (Rıza Amca) 1905 de Şedele köyünde dünyaya gelmiştir. Kültürlü, sakin ve espritüel bir insandı. Anadili olan Kürtce´nin dışında Arapça ve Farsça'yı da bilirdi. Kürt ve Fars edebiyatı hakkında bilgi sahibiydi. Ayrıca Kürt ulusunun ve diğer müslüman milletlerin tarihini iyi bilirdi. Hayatında birçok defa işkenceye ve sürgüne maruz kalmıştır. Çağdaş ve ilerici bir düşünceye sahipti. Kürt toplumunun ve emekçi sınıfın çıkarlarını korumuş ve ilerlemesini istemiştir. Yaşadığı dönemin Kürt ileri gelenleriyle dostluk kurmuştur. Özellikle Ammare'ye sürgüne gönderildiği zaman Mirhac'la iyi ilişkiler kurmuş ve bu ilişkiler daha sonra da Hakkalıların Mehabat Kürt Cumhuriyetiyle iyi ilişkiler kurmasına yardım etmiştir.

Mame Rıza, Şeyh Abdülkerim'in yolunu takip etmiştir. Ama ondan daha fazla topluma hizmette bulunmuş ve Hakka Cemiyeti'ni ilerici ve yurtsever bir çizgiye oturtmuştur. Kürt ulusal hareketleriyle iyi ilişkiler kurmustur. Mehabad Kürt Cumhuriyeti sırasında, Hakkalılardan oluşan bir heyeti Cumhuriyet işlerinde hizmette bulunmaları ve çalışmaları için Mehabad'a göndermiştir. Bu heyete Şeyh Muhammed Emin Melhe başkanlık etmiştir. Aynı zamanda Irak yurtsever hareketiyle de iyi ilişkiler kurmuştur. Bu geniş ilişki ve düşünceleri sayesinde Hakka hareketinin daha ilerici ve yurtsever bir özellige sahip olması ve sofuluk çerçevesinden çıkması gerektigi kanaatine varmıştır. Bunu gercekleştirmek ve cemiyeti yeniden canlandırmak için birkaç noktayı temel almıştır. Böylece Hakka Cemiyeti yeni bir aşamaya girmiş ve bazı ileri düşünceleri ilke edinmiştir. Bunları; hayat eşitliği, kadınların özgürlüğü, demokrasiye inanç, toplumdaki zorbaların karşısına çıkmak, yoksul ve emekçi sınıfı sömüren ezen sınıfa karşı mücadele etmektir. Bunları gerçekleştirmek için de birçok ileri adım atılmıştır.

Şeyh Muhammet Emin Melhe, Havica'ya bağlı Melhe köyündendi ve Kerküklü Seyit Ahmet Haneka'nın akrabasıydı. Kabiliyetli ve iyi bir kişiliğe sahip birisiydi. Bu nedenle de Mame Rıza onu yardımcısı olrak seçmiştir. 1950´ye kadar da Mame Rıza'nın en yakın adamıydı.

Bence; Mame Rıza'nın; Hakka hareketinin yenilemesinin ve yeni bir şekle sokmasının nedeni; hareketin o güne kadar bir din ve sofuluk hareketi olarak adlandırılıp birçok sofu ve müridin Hakka tarikatı ve şeriat çerçevesinden çıkıp toplantılarda felsefi konuları tartışması ve halkın da bunu dinden çikma şeklinde değerlendirmesidir. Ayrıca Şeyh Abdülkerim'in ölümünden sonra Hame Sur'un ortaya çıkmasıyla meydana gelen bölünme, harekete yapılan saldırıları daha da arttırmıştır. Dolayısıyla da hareketi sağlam bir temele oturtup, güçlendirmek Mame Rıza'ya düşmüştür. Hamza Abdullah Hoca'nın da dediği gibi Şeyh Abdullah'in ve Hame Sur'un taraftarları daha sonra da Mame Rıza'nın saflarına katılıp, onu lider olarak seçeçeklerdir. (M.M.K.)

Şeyh Hüseyin Haneka, Hakka hareketinin yeniden düzenlenmesi hakkında söyle demiştir: „Böyle karğaşalıklarda, birçok kimsenin, özellikle kendilerini bu meselede yetki sahibi sananların gayri meşru ve makul olmayan davranışlarda bulunmaları hiç de şaşırtıcı değildir. İşte böyle bir ortamda yeniden bir düzenlemenin yapılması düşünüldü. Bu düzenin taslağı, kanun ve yasanın, kötülüklerin önünde geçebilmesi için hazırlandı. Hame Sur bunu düşünenlerin başlarındaydı ve Hasan Coblahi adında da bir yardımcısı vardı. İste bunun için bana gelip yardım da bulunmamı istediler. Ben de yardımda bulunacağımı söyledim. Ama daha sonra Mame Rıza ve yardımcısı Şeyh Muhammed Emin Melhe bunu fırsat bilip kendi adlarına yaydılar“ (M.M.K.)

Bunun bir örneği de şöyledir: Pıjder ve Köysancak'ta ki bazi toprak ağaları, Ranya kasabasının Gelnéri köyünün arazilerine göz koyarlar. Bunun üzerine köy halkı Mame Rıza'dan yardım ister. Köylülerle Mame Rıza bir plan hazırlarlar. Bu plana göre Köylüler noterden topraklarının Mame Rıza'ya ait olduğuna dair bir belge alırlar. Böylece Mame Rıza bu belge aracılığıyla köylüleri ve topraklarını ağaların ellerinden kurtarır ve toprakları; köylülere iade eder.

„Hakka Cemiyetin'in düzeltilmesi için Mame Rıza'nın Programı“

Mame Rıza'nın Hakka Cemiyeti'ni yeniden düzeltmek için belirlediği ilkeler, bu cemiyetin özelliklerini daha açık bir şekilde gözler önünde sermiştir. Bu ilkelerin hayata geçirilişi cemiyete daha da bir canlılık getirmiştir. Ama öte yandan da cemiyeti sevmeyenler için de bir o kadar anti-propağanda vesilesi olmuştur. Biz burada kısaca su ilkelere değineceğiz.

Kardeşlik: Kardeşlikten kasıt, bütün Hakkalıların kardeş olduğu ve aralarında hiçbir ayrımın olmadığıdır. Yani ne zenginlik-fakirlik bakımından ne de toplumsal mevki bakımından hiç bir ayrım gözetilmeyecektir. Gerçi Hakka hareketi yoksul ve emekçi halkın içinden çıkmıştır. Ama toplumun diğer sınıf ve tabakaları zamanla hareketin etrafın da toplanmış ve hiçbir ayırım yapmadan hep birlikte hareket etmişlerdir. Hakka hareketi içinde yetkili olanlar arasında ağalar, mollalar ve hacılar da vardı. O günlerin tanınmış kişilerinden olup da hakka hareketine katılmış olanlardan şunları sayabiliriz: Kek Hüseyin Hanka, Cemil Ali Ağa Dizeyi, Mela Selimi Kerküki, Mela Hamit Sermond, Esker camisinin imamı Mela Resit Ömer Gometi ve Miravdeli asiretinden olan Mahmut Axa Pıjderi. Mahmut Axa Pıjderi, daha önce Mame Rıza karşıtı birisiydi. Ama sonradan onun müridi oldu. Bunlar Kürt toplumunun Hakka hareketine katılan sınıf ve kesimlerine ait bazı örneklerdir.

Hak yolunu tutmak: Hakka Cemiyetine bağlı olan insanlar herzaman haktan yanaydılar. Hakkın yolunu, kendi kişisel çikarlarına ter düşse de takip ederlerdi.

Ortaklık duygusu: Yani genel olarak mali sorunlarda ortaklık duygusunun geliştirilmesidir. Bu teze göre hiçbir Hakkalı üyesi olduğu toplumda kendisini servet ve toprak sahibi sayamaz ve sahip olduğu bütün mal ve servetini toplumun malı olarak sayar. Hakkalıların sahip olduğu ortak yaşam şekli, birlik duygusu, mala ve servete düşkün olmayışları, onların bir sosyalizme inandıkları görünümü verir. Çünkü hiç kimse, başkalarına danişmadan kendi mal ve mülkünden tasarrufta bulunamazdı. Hatta yemeklerin dahi topluca, ortak bir şekilde yenildiği birçok kez görülmüştür. Ayrıca Hakkacılar ihtiyaçlarını diger Hakkacılardan karşılarlardı.

Yardım toplamak: Haneka ve Tekkiye'nin idaresi ve giderlerinin karşılanması için bütün Hakkacılar ve her bir Hakkacı aile aylık bir miktar para vermek zorundaydı. Bu para köydeki Tekkiye'nin giderlerini karşılardı.

Düşünce alışverişi: Hakkacılar, attıkları her adımı birbirlerine danışarak atarlardı.Önlerine çıkan her problemi beraber çözmeye çalışırlardı. Bu çesit demokratik uygulamalara „Kardeşler arasında görüş alış-verişi“ derlerdi. Bu görüş alışverişlerinde kadın-erkek eşit söz hakkına sahipti.

Kadın özgürlügü: Hakka inancına göre kadın ile erkek arasında bir ayırım yoktur ve hepsi birbirilerinin kardeşidir. Kadın, aile ve toplumun idaresinde erkekle aynı haklara sahiptir. Eşini secmede özgürdür. Hiçbir şekilde kızın istemi olmadan evlilik yapılmaz. Hakkacılarda başlık olayı yoktur, kız ile erkegin birbirlerini istemesi yeterlidir. Hakkacılardaki kadın özgürlüğü, onları sevmeyenler için iyi bir anti-propaganda malzemesi yapılmıştır. Bu özgürlük başkaları tarafından farklı yorumlanmıştır. Bu yorumlara göre Hakkacılarda kadın yalnız kocasının değilde herkesin kadınıdır. Ama bu iftiralar gerçeklerden uzaktır. Çünkü Hakkacılardaki kadın özgürlüğü islam dininin kadınlara verdiği özgürlükten ibarettir. Ama bu özgürlük yıllarca ihmal edilmiştir. Bu özgürlük gericiler ve kadın tüccarlarının işine gelmiyordu. Genel olarak Kürt toplumunda kadının bir çeşit özgürlüğü vardır. Örnegin Kürt köylerinde kadınlar aba ile örtü kullanmazlar. Aile ve diğer tüm işlerde erkege ortaklık eder. Şehire gidip alış-veriş yapar ve misafirleri karşılar. Hatta bazen kadınlar erkeklerin yanında silah taşır ve aşiretiyle topragını savunur. Hakkacılar kadın özgürlüğü konusunda atılan iftiraların nedeni o dönemki toplumun geri kalmış olmasındandır. Toplum bu özgürlüğü kabullenemedi ve Hakkacılara iftira attı.

Ahlak: Hakkacılarda ahlak, herkesin saygı duymak zorunda olduğu bazı ögütlerden ibarettir. Bunun tersi hareket edenler ahlaksız olarak adlandırır para cezasına veya tecrit etme cezasına maruz bırakılırdı. Uyguladıkları bu ahlak ilkerinden birkaç örnek;

a) Dil ve el temizliği: hırsızliktan, yalancılıktan, ikiyüzlülükten ve iftiralardan uzak durmak. Hakka Cemiyetine girmek isteyen herkese bunlar ögretilir ve bunlara uyup uymadığı gözetilirdi. Bu ilkelere uymayan kişiler cemiyetten ihraç edilirdi.

b) Cismin korunması ve temizlik: Hakkacılar vucut temizliğine çok önem verir ve her zaman temiz elbiseler giyerlerdi. Kadınlar da ev temizliğine çok önem verir ve temiz elbiseler giyerlerdi.

c) Toplumun örf, adet ve kurallarına göre davranırladı. Kendilerinin dedikleri gibi kardeşlik saflarından çikmazlardı.

d) Çalışmaları ve işleri çok düzenliydi, Tamah ve sömürüden uzaktı.

e) Hem dini ve hem de dünyevi yönden şüpheli görünen kişilerden uzak dururlardı. Bu yüzden Hakkacı olmayanlardan uzak durur başkalarına karışmazlardı.

f) Birbirlerini ğördüklerinde tokalaşır ve „Ya Kerim Ya Rıza“ derlerdi. Bunu söylerken Allahı kastederlerdi. Bu tokalaşmayı kadın-erkek, genc-yaşlı herkes yapardı. Ve el öpme adeti Hakkacılarda bulunmaz. Herhangi birisi bir grupla tokalaştığı zaman sag taraftan başlar ve tokalaşanlar oturdukları halde diğerleri ayakta bekler.

Örgütlenme işleri: Hakkacıların bulunduğu köylerde bir ev, misafirlerin geldikleri zamanda veya herhangi bir meselede görüş alış-verişinde bulunmak için bir araya geldiklerinde orada toplanır, orada kararlar alırlardı. Bu Tekkiyetlerde zaman güzel ve yararlı bir şekilde geçirilirdi. Din meseleleri konuşulur, öğütlerde bulunulur, bazen espiriler yapılıp fıkralar, şarkılar söylenir ve hikayeler anlatılırdı. Bu tekkiyeler çok temiz tutulurdu. İçeriye ayakkabı ile girilmezdi. Her köyde tekkiyeye bir sorumlu atanırdı. Bu kişiye „tekkiye başkanı“ denirdi. Görevi; tekkiyeyi idare etmek, tekkiye için gerekli işleri yapip Hakkacılardan tekkeye verilecek olan yardımı toplamak, tekkiyeye gelen misafirlere hizmet etmek, tekkiye'nin karar ve emirlerini Hakkacılara bildirmekti.

„Hakka Cemiyetin´in düzeltilmesi için Mame Rıza´nın Programı“

(Dipnotları)

a) Şeyh Hüseyin Haneka'nın ismi, birçok defa kitabın dipnotlarında geçmektedir.

b) Mela Selam, şimdi Kerkük´te yaşamaktadır. Ve 85 yaşındadır. Hakka hareketi döneminde Darewa Köyünün imamıydı. Kendisinin Şeyh Settar'a verdiği bilgilere göre Hakkacılık yüzünden 29 gün hapse mahkum edilip 10 dinar para cezasına çarptırılmıştır. Şözlerinden çok zeki, uyanık ve Hame Sur karsıtı biri olduğunu anlıyoruz. Şeyh Abdülkerim´in ölümünden sonra hiçbir Hakka şeyhini takip etmemiştir. (M.M.K.)

c) Hatta Edmonds gibi kültürlü bir Avrupalı da bu iftiralara ve Hakkacıları sevmeyenlerin yalan ve antipropagandalarına alet olmuştur. Ve bunları Kitabında yazmıştır. Ama yine de söylediği sözlere sahip çikmak istemez. (Bakınız, C.G. Edmonds, adı geçen kaynak, s: 187-188)

d) Şeyh Hüseyin haneka: „Hakkacılar okumaya rağbet etmezlerdi“ der.
Bana göre Hakkacılar başkalarıyla ilişki kurmak istemedikleri için okumaya ragbet etmemişlerdir. Çünkü okumak onları başka kimselerle ilişki kurmak zorunda bırakır, köylerinde okulların açılmasına neden olurdu. Ayrıca okullarda Hakka düşüncesiyle bağdaşmayan düsünçelerin çocuklarına öğretilmesini istemezlerdi. (M.M.K.)

e) Bu tokalaşmada el sıkmak yoktur. Yalnızca parmak ucları birbirlerine değdirilirdi.

f) Bence „Kerim“ ve „Rıza“ dan kastedilen Şeyh Abdülkerim ve Mame Rıza'dır. Ama her ne olursa olsun bunu halk içine yayanlar zeki kimselermiş. Çünkü “Kerim“ Allah için kullanılır ve “Rıza“ da imam Ali Rıza imam Musa Kazım´dır. (M.M.K)

g) Hamza Abdullah Hoca bu konuda: „Hakkacılar, kendi merkezlerine ve tekkiyelerine“ Polishane diyorlardı. Herhalde bu adlandırmadan amaçları tekkiyelerinde polishaneler gibi köylerde emir verme ve yerine getirme merkezleri olmasıdır. (M.M.K.)

„Hakka Tarikatının mesajlarını yayanlar“

Hakka Hareketi'nin başlangıcında, Şeyh Abdülkerim'in bazı müritleri, koyu tarikatçılığa girdiklerinden dolayı işlerinden ve ailelerinden olmuşlardı. Bunlar köyleri dolaşarak sofuluk ve Hakka tarikatını halka anlatırdı. Mame Rıza'da Hakkacıların başkanı olduktan sonra, bu grubu Hakkacılar içinde kendisine temsilci seçti. İkişer kişiyi Hakka tarikatını yaymak için gönderirdi. Böyle adamlara gezici denirdi. Bunların içinde çok zeki, sözbilen ve uyanık insanlar vardı. Örneğin „Kek Dine“, „Şeyh Bekir“ ve „Şeyh Selim“ gibi kişiler Sergelu köyündendi. Ayrica „Şeyh Arif illellah“, „Seyit Abdullah“, „Seyit Ali Kani Henciri“ ve „Ahmet Şerbey Helledın“ da bunlardandı. Bu kişiler içinde köylere yerleşenlere „Muhlis“ denirdi. Bu kişiler işlerini içtenlikle yaparlardı. Bunlara örnek verecek olursak: Haci Ahmet Sergelu, Haci Mahmut Heledın, Sofu Nebi Şile, Ali Salih Kalacuğa, Mustafa Sarmond, Hame Kurbani Kuzlu, Haci Ahmet Piraspan, Haci Muhammet Xosnaw, mam Ali Karadere, Hame Bori Kerküki, Hame Emin Arap ve daha birçok kişi. Şehirlerde de böyle insanlardan çoktu. Mesela Süleymaniye'nin Kani Askan mahallesinden Mela Sabir Sofu Muhammet gibi.

Hamza Abdullah Hoca bu konuda söyle demektedir: „İlk defa Hame Sur bu yöntemi uygulamış, müritlerinden Hakka tarikatını yaymaları için köylere ve çeşitli bölgelere gitmelerini istemiştir.“ Bana göre böyle kişileri çeşitli bölgelere gönderip sahip oldukları düşünceleri yayma metodu islam hareketlerinde uygulanmış bir metoddur. Bu metod oldukça da etkili olmuştur. Hakkacılar da müslümanların daha önce uygulanmış oldukları bu metodlardan faydalanmak istemişlerdir. (M.M.K.)

Adı gecen Mela Sabir daha sonra barışsever grubuna katılmış ve barış yolunun çalışkan bir adamı olmuştur.

„Hakkacıların Toplumsal Tutumları Hakkında“

Hakka cemiyeti üyelerinin çoğu; köy emekçi ve çiftçilerinden meydana gelmekteydi. Başlarında yetenekli insanları vardı ama okumuş insanları az olduğu için, hareketlerini hızlı bir şekilde ileriye götüremediler. Ayrıca hükümetle başları derde girip de hapishanelere düşünce kendi bölgelerinde muhalifleri ortaya çıktı. Bu nedenle de yapmak istedikleri işleri düzenli bir şekilde yerine getiremediler ve halka yapmak istedikleri hizmetleri de yapamadılar. Ama yine de birlik, beraberlik ve ortaklıktan çokça söz ederlerdi. Hakka hareketini incelediğimizde; olgunlaşmamış, yarı-sosyalist bir hareket olduğunu görürüz. Hakkacıların en belirgin inançlarından biri maddi açıdan veya toplumsal mevki ve yetki açısından kimseye ayırımın yapılmamasıdır. Yani sınıfsal ayrıma karşıydılar. Ve yoksulların birleşmesini istiyorlardı. Birbirlerine, özellikle de yoksullara çok yardım ederlerdi. Bu inançlarından dolayı birkaç üyeleri öldürülmüştür. Örneğin Mam Hüseyin Kiwérekani ve mam Salih Gomesini bu yolda çok eziyet çekmiş ve işkence görmüşlerdir. Ama yine de inançlarından ve mücadelelerinden vazgeçmemişlerdir.

Hamza Abdullah Hoca bu Konuda şunları söylemektedir: „Şeyh Abdülkerim de tarım işleriyle uğraşır ve bir köylü hayatı yaşardı. Hata 1917´de Osmanlılar tarafından ona verilen nüfus cüzdaninda çiftçi olarak tanımlanmaktadır“.

Hakka hareketine; tarımsal bir toplumun ütopik sosyalist hareketi denebilir. Ama belirgin bir programları yoktu.

„Hakkacılar ve Dini Uygulamaları“

Çoğu Hakkacı namaz kılmaz oruç tutmaz, birçok dini ödevi yerine getirmezdi. Çevredeki halk da bunu dinsizlik olarak yorumlardı. Ama gerçekte Hakkacılar dinsiz olmayıp Allah´a, peygambere ve Kuran'a güçlü bir inancları vardı. Onlar kendilerini gercek müslüman olarak görürlerdi. Şeyh Abdülkerim ve Mame Rıza'nın ögütlerinde namaz kılmamak, oruc tutmamak ve diğer dini görevleri yerine getirmemek gibi bir şey söz konusu değildi. Hakkacılar bu dini ödevlerini yerine getiriyorlardı. Yalnızca geziciler bu ibadetleri yapmıyorlardı. Gezginler; dini ödevlerden, ailelerinden ve diğer dünyevi şeylerden vazgeçmiş deliler gibi köy köy dolaşan insanlardı. Hatta birçok yerde onlara “deliler“ de denirdi. Mame Rıza döneminde de Hakkacıların çogu oruç ve namaz gibi dini ödevleri yerine getiriyordu.

Burada “Hakkacılar“ kelimesiyle anlatılmak istenen Hakka köylerinde oturan genel halktır. Yani sadece Şeyh Abdülkerim veya Mame Rıza´nın izinde olan ve onların tarikatında yeralan kimseler demek degildir. (M.M.K.)

Şîroveyeke nû binivisêne

Plain text

CAPTCHA This question is for testing whether or not you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.