BILIMIN YÜZKARASI “BILIM ADAMLARI ve MADAMLARI“!
******************************************************
(2. Yazim)
Bilim nedir?
Bilim; bilimsel metotlarla, bilimsel dogrulari ve gercekleri arastirip ortaya cikaran deneysel ve sistematik bilgiler toplulugudur...
Peki “bilimci“, yani “bilim insani“ kimdir ve nasil olmalidir ?
Bilim insani; bilimle ugrasan, yani bilimsel gercekleri arastiran, haktan adaletten yana olan, tarafsiz, bagimsiz kisi ve kisilerdir...
Diplomali olmasi sart midir? HAYIR !
Üniversite nedir?
Bilimsel arastirmalar yapilan ve bilimci yetistiren, özel bütce, özel yönetim ve statüye haiz devlet kurumlaridir...
Peki, mâdem ki devlet/ler “egemen siniflarin emekci siniflar ve mazlum halklar üzerindeki baski ve sömürü mekanizmasidir“; öyleyse böylesi emek ve halk düsmani bu kuruluslara ait kurumlar “özerk“, yani devlet politikasi ve stratejisinden bagimsiz ve tarafsiz olabilirler mi ?
HAYIR, ASLA ve KAT'A !!!
O hâlde, bilim/ler, devletlerin resmi adamlari-parali usaklari- ve sivil savas stratejistleri olan “ögretim üyelerine“birakilmayacak kadar önemli ve ciddi degerlerdir...
...........
Bu nedenle, Türkiye'deki “Bilim adami“ veya “Bilim kadini“ kisvesindeki, bilimin yüzkarasi, savas kiskirticisi, militarist sarlatanlari if$aya devam ediyoruz!
................
Tarih: 26 Aralik 2007
Kanal: Tv 8, Haberaktif programi.
Konu (cok önemli): Genelkurmay Iletisim Stratejisi: SAVAS GÖRÜNTÜLERININ TASIDIGI MESAJLAR ve YARATTIGI PSIKOLOJI...
Bombardiman edildigi söylenen yer: Güya PKK kamplari... (Aslinda tüm dünya basininin yazdigi/yayimladigi gibi, bombalanan yerler yoksul Kürt köyleri, mezralari !)...
Ekranda Türk Bayragi bandrali, ABD yapimi (!) savas ucaklari (jetleri) sorti üstüne sorti yapiyorlar !
Her yeri ve ekrani defalarca “Ates-toz-duman-kan!“ kapliyor !
Ve bu korkunc görüntüler milyonlarca yetiskin, ya$li, genc ve coluk-cocugun beynine, ruhuna ve bilinc altina bir daha hic cikmayacak sekilde kaziniyor !!!
Böyle bir “toplum“ saglikli ve normal bir toplum olabilir mi ?!...
................
Bu korkunc görüntüler karsisinda, kir sacli genc sipiker soruyur ekranda resmi olan kisiye:
“Peki siz Genelkurmay'in bütün tv kanallarinda yogun bir bicimde yayimlattirdigi bu savas (bombardiman) sahneleri/görüntüleri icin ne düsünüyorsunuz ?“
Cevap aynen $öyle:
“Maalesef cok gec kalinmis !“
“Genelkurmay'imizin veya büyük medyanin simdiye kadar böyle görüntüler yayimlamamasi cok büyük bir hata! Ne mutlu ki, nihayet “Medya-Siyasetci ve TSK üclüsü“ ilk kez bu kadar birlikte oldular...“ diyor ve “insanlik“ orada bitiyor !!!
................
Peki militarizmin ve savas kiskirticiliginin en alcakcasini yapan bu inanilmaz sözlerin sahibinin,
1. Bir “bilimci“ oldugunu !
2. Onun bir kadin(!) - belki de bir anne!- oldugunu söylersek, tepkiniz nasil olur acaba ?!...
3. Üstelik de “Tanklar ve Sözcükler“ isimli bir kitap yazmis ki, evlere senlik degil, evleri yuvalari ocaklari söndüren, militarizme övgüler yagdiran, yakilmasi gereken, fasist bir kitap müsveddesi !!!
..............
Evet, ekranda boyali/makyajli/küpeli resmiyle arz-i endam eden bu “kadin!“, Ankara Üniversitesi'nde yardimci bir docent ! Yani ögretim üyesi ! Yani kendi kafasinda/kendisi gibi on binlerce savas yanlisi, fasist-irkci-kafatasci “yaratik“ yetistiriyor !!!
Böyle bir “üniversite ögretim üyesi“, Bati ülkelerinde olmus olsa, tüm diploma ve mazbatasi-aninda- elinden alinip, sokaga atilirdi !!!
.............
Fakat burasi Türkiye !
Anormaller ve anormallikler, yani militarist, hamaset ve “Bayrak Manyaklari“ Ülkesi !!!
Dahasi, göreceksiniz, bilimin yüzkarasi bu “kadin“ - tipki diger meslektaslari gibi- yalakalik ettigi Genelkurmay Baskanligi tarafindan, en kisa zamanda yardimci docentlikten kurtarilip docentlige, belki de direkt olarak “Prof'luga terfi ettirilecektir !!!
..........
Baris ve kardeslik yanlisi Dünya mazlum halklari olarak, ellerimiz âlenen “savas ve insanlik sucu“ isleyen (!); ve bizlerden kesilen harac ve vergilerle semiren (!) bu canilerin pis ümügünde olup, haklarinda davaciyiz, biline !
Tüm hukuk merciileri ile, insanî kurum ve kuruluslarin dikkatine !!!
............
TARIH AVCISI
27 Aralik 2007
XXX
Erdogan Aktas adli militarist bir fasistin "TANKLAR ve SÖZCÜKLER" kitabi hakkindaki övücü yazisi:
"TANKLAR ve SÖZCÜKLER" KITABI HAKKINDA
Genelkurmay Başkanlığı, Kandil'e düzenlenen operasyonla ilgili spekülasyonların arttığı ve sivil hedeflerin vurulduğu şeklinde propaganda yapıldığı anda, operasyon anının görüntülerini yayınladı.
Bana göre de, bu zamana kadar en büyük sorunu ’doğru iletişim' olan TSK, bu tavrıyla iyi bir hamle yapmış oldu.
Yeterli mi? Tabi ki değil. Ancak şunu da belirtmek gerekir ki, Türkiye'de bu zamana terörün artmasında en büyük neden iletişimsizlik ise, bunun tek sorumlusu da TSK değil. Bunun için tüm Türkiye'nin son çeyrek yüzyıla bakıp, özeleştirisi sürecinden geçmesi gerekir. Son dönemlerde yapılan açıklamalara bakarsanız, bu özeleştiri de
eksik olmasına rağmen zaten yapılıyor.
Sınır ötesi operasyon nedeniyle Türk Ordusunun her zamankinden fazla gündeme geldiği, dünyanın gözünün üzerinde olduğu şu günlerde, Türk Ordusu üzerine müthiş bir kitap çıktı. Yrd. Doç. Dr. Nuran Yıldız'ın “Tanklar ve Sözcükler“ isimli kitabı TSK'nın iletişimini inceliyor. Daha ilk başka belirtmeliyim ki, son derece etkileyici bir çalışma.
Yani tam bu döneme uygun bir kitap. Çünkü bu kitap TSK'nın iletişimini inceliyor ki, bu zamana kadar “Çağdaş ülkelerde asker siyasete karışmaz“ türündün bir yaklaşımın dışında, bu konuyla ilgili bir çalışma yapılmamıştı. Bu bağlamda Nuran Yıldız önemli tespitler yapıyor.
Örneğin, “Bugün sadece siyasete değil, herhangi bir alana müdahalenin koşulları ve yöntemleri değişmiştir“ diyen Yıldız şöyle devam ediyor: “AKP örneğinde görüldüğü gibi başarılı siyasi örgütlenmeler, geçmişte askerin gerçekleştirdiği, halkla arasındaki iyi niyet ve güvenin temel nedenlerini oluşturan ’halkın sorunlarına sahip çıkma ve çözme' işlevini yerine getirerek askerden rol çalmaktadır. Öyleyse Türk Ordusunun uygulayageldiği klasik yollar dışında, halkla medya üzerinden ya da başka yollarla iletişim kurmanın yeni yollarını daha fazla gecikmeden yaşama geçirmesi gerekmektedir. Bu iletişimsel yenilenme, en az silah ve teçhizat donanımı kadar (hatta bazen daha fazla) yaşamsaldır.“
Kitapta vurgulanan bir başka nokta ise, “TSK'nın klasik yöntemleri olan açıklamalar yapmak, bildiriler yayınlamak gibi yöntemlerin bugünün iletişim ortamında zaman zaman istenilen sonuçları vermemesi.“
Tanklar ve Sözcüklerin üzerinde durduğu üçüncü bulgu ise, askerin siyasete müdahalesine gösterilen tepkilerde medya ve siyasetin tutarsızlığı. Bu tutarsızlığı Nuran Yıldız şöyle açıklıyor: “Kimi zaman askerin en küçük bir hareketini ’müdahale' olarak değerlendirip ortalığı ayağa kaldıran bu iki kesim, kimi zaman doğrudan müdahale durumlarında bile askerden yana tavır koymaktadır.“
Kitapta aynı zamanda Türkiye'de gerçekleşen darbelerin iletişim yönünden analizi de yapılıyor. Nuran Yıldız'a göre, “İletişimini gerektiği gibi yönetemeyen Türk Ordusu, 27 Nisan bildirisi hariç, tüm askeri müdahalelerde ’rıza üretme' konusunda stratejik ve iletişimsel başarısı açıktır.“
Bu konuyla Türkiye'de yapılmış ilk ve tek çalışma olan ’Tanklar ve Sözcükler'den şu alıntı çok şeyi açıklıyor: “Türkiye'nin temel iletişim sorunu olan ’savunmada kalmaktan anlatmaya geçemeyişi' her alanda hüküm süren bir talihsizliktir.“'
’Alfa Yayınları'ndan çıkına “Tanklar ve Sözcükler“ hem düne, hem bugüne, hem de geleceğe ışık tutuyor. Aslında devlet olarak Türkiye Cumhuriyeti'nin iletişim sorununun özellikle uluslararası arenada en büyük sorunu olduğunu düşündüğümüzde, “Tanklar ve Sözcükler“ özellikle siyasetçilerin başucu kitabı olmayı hak ediyor.
Once OGRENMEYI ogren !