Ana içeriğe atla

364 GÜNÜMÜ GERI ISTIYORUM !

Bugün 8 Mart, 21 yy. da 8 Mart kadınlar günü eminim bir yığın Partilerin ve örgütlerin dergi, gazete ve internet sayfalarında belkide erkekler tarafından kaleme alınmış bir dizi kutlama mesaj ve yazıları göreceksiniz.

Bu mesajlardaki ana başlıklar ve slogan vari kavramları görüyor gibiyim Kapitalizim, emperyalizim gibi......

Kadını anlatırken hep soyut kavramlarla soruna (neden Kadın sorunu deniyor bunu da anlamış değilim ) yaklaşilıyor ve esas olarak bu bakış açısı hakim.

Peki özel yaşamda kadının durumu ne, evli kadın, babanın abinin gölgesinde olan kadın sosyal kontrol altında olan kadın bu ulu kavramlar bu saydıklarıma ne kadar cevap veriyor?
Kız çocuklarimizi erkek çocuklarimizla ne kadar eşit yetiştiriyoruz?

Kadının namusunu hala kadının cinsel yaşamında görüyoruz. Kürdistandaki savaşda tecavüz yaşiyan kaç tane kadın bunu dışarıya haykıra bildi yoksa biz toplumuzun baskısı ve sosyal kontrol yüzünden bu kadınları yaşadığı travmayla yalnızmı bıraktık?

2003 yılında Terre des Femmes bir araştırması ilgimi çekmisti.Bu araştırma zorunlu evlillikleri konu almıştı. Zorunlu evlilikler ki bana göre zorunlu evlilik şu veya bu nedenle boşanma hakkı olmayan kadını da kapsar.

Zira oda zorunlu bir evlilik içersinde. Kürtlerle ilgili her zaman olduğu gibi ne yazıkki rakamlar yok ama bu bizim toplumumzda yok anlamına gelmiyor. Bu durumla ilgili Baden.Würtemberg eyaletinde bir toplantı yapıldı bunun insanın Temel hak ve özgürlügüne bir müdahale olduğu dolaysiyla ceza hukukuna alınması gerektiği tartışıldı.

Bildiğim kadarıyla kanun hazırlık aşamasında. Bavyerada, bu konuyu tartışıyor. Bunun yanısıra Namus cinayetleride söz konusudur.Siz hiç bir Annenin oğlunu namusunu temizlemek için öldürdügünü duydunuzmu? Ben bu konuda ne bir şeyler okudum nede duydum. Aynı şeyi babalar, amcalar için söyliyebilirmiyiz.

O nedenle siyasi abilerim kusuruma bakmasınlar 8 Mart kadınlar günününü alışageldiğimiz kavram ve kategorilerle ifade etmeyeceğim. Kürd kadını bir yandan, Kürdistanı işgal eden devletlerinin baskısı altında; diğer yandan sınıfsal ve son olarak erkeklerin baskısı altındadır.

Kadınlarımız bu üçlü baskı altında kişilik olarak büyük oranda kendilerinden yabancılaşmışlardır. Bu üç baskı neticesinde yaşam kadınlar için bir hapishane haline getirilmiştir. Tüm bunlar yetmiyor gibi, kadınlar kendi zindanlarının gardiyanları durumuna getirilmiştir.

Bu durum ise kadınlar tarafından içselleştirilmiştir. Var olan bu gerçek durumun aşilması için her günün 8 mart ve her kadının kendi iradesine sahip çikmasi gerekir.

8 martı erkeklere vererek 364 günümü geri istiyorum.

Önceliklen merhaba demek istiyorum. güzel düsüncelerinize katilmamak mümkün degil.gercektende güzel örneklerlen aciklamissiniz,bizim toplumumuzda ve bircok halkta bu gerceklikler yasaniyor.Istisnalar haric,kendini aydin ve cok demokratim diye disariya yansitip fakat aile icerisinde esine ve kizina daha farkli davranislar icerisinde olan insanlarimiz bihayli yogunlukta.. bende kadinlarin sadece 8 mart a anilmasini tasvip etmiyorum. umut ederim tüm kadinlar 364 gününü geri istesinler. saygilarimlan....

Yeni Yorum yaz

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.

Düz metin

CAPTCHA This question is for testing whether or not you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.