Ana içeriğe atla

„Türklerle Kürdler birlikte yaşamak zorundamıdır“?

Yukarıya taşıdığım başlık „Cumhuriyet“ gazetesinden Orhan Bursalı ve „Hürriyet“ yazarı Ertuğrul Özkök'e aittir.
Bu çevreleri tüm Kürd yurtseverleri çok yakından tanıyorlar.
Kürdlere ilişkin en basit tartışmanın ve sesli düşünmenin yolunu tıkayan, Kemalist rejimin en katı taraftarı ve Kürd düşmanı olan bu çevrelerin bu son söylemlerini nasıl değerlendirmek gerekir?

Bu yazarlar Kürdlerle Türklerin „birlikte yaşamasından“ sözediyorlar..
Aslında böyle bir şey yok.
Bu söylem a la Turca bir yalandır.

İttihat ve Terakki ile birlikte ve özellikle Kafkasya'dan ve Balkan'dan kaçıp gelen devşirmeler „Türk Kimliği“ adı altına Türkiye Cumhuriyeti kurduktan sonra Anadolu ve Kürdistan halklarını procust çarkına yatırarak biçmeye başladılar.

Birinci Dünya Savaşı esnasında İttihat ve Terakki tayfası „Turan Ülkesini“ kurmak için Ermenilere, Asurilere ve Potnos gibi halklara karşı jenosid uyguladılar ve milyonlarca insanın kanına girdiler.
Kafkasya'ya ulaşmak içinde en büyük engellerden biri olan „Kürdlerden 700.000 kişiyi ölüm yolculuğuna çıkardılar“(Aziz Yamulki)

Savaş ta Osmanlı devletinin yenilgi almasından sonra ise geriye kalan halklarda yollarını ayırmaya başladılar.. Türkiye Cumhuriyetini kuran kadronun Türk devletini yeniden inşa etmek için tek çaresini kalmıştı: Kürdlerle işbirliği
Mustafa Kemal dahil olmak üzere daha sonra T.C'nin temelini atacak olan kadro en zor durumda Kürdlere sığındılar.. „Kürd-Türk kardeşliği“, „islami kardeşlik“ ve „Ermeni-Rus tehlikesi“ gibi şiarlarla Kürdler içinde serbest hareket etme ortamını buldular.
Bu kadro Kürdlerin sayesinde Erzurum ve Sivas kongelerini toplayabildi...
Kürdler istememiş olsaydı bu kongelerin hiç biri toplanamazdı..

Acaba Kürdler bu desteği sunarlarken aptalmıydılar?

Sanmıyorum..
„Büyük Ermenistan“ ve „Küçük Ermenistan“ devletleri projesi ve savaş esnasında „Kürd katili Adrianik Paşa'nın“ Kürdlere karşı kıyımları ve işgal ettiği tüm şehirlerde Kürdlere yönelik yaptığı „etnik arındarma“ çok canlıydı hafızalarda... (Aris Arda arkadaşın çevirisini yaptığı Rus-Kürd ilişkileri yazı serisine bakınız) Ayrıca Ermeniler Kafkasya'dan Amed'e kadar olan bölgede „Büyük Ermenistan“larını, Antep , Urfa ve Maraş'ında dahil olduğu Çukurova'da „Küçük Ermenistan“larını kurmak istiyorlardı.. Fransızlar bu son bölgeyi işgal ettiği zaman Kürd aşiret ileri gelenleri onlarla sıkı ilişkilere giriyorlar. Daha sonra Fransa alana yüzbinlere varan Ermeniyi bölgeye kaydırınca Kürdler Türklerle işbirliği yaparak Fransızları Antep, Maraş ve Urfa gibi yerlerde kovmuşlardır. Kemalistler Fransa'ya karşı savaş boyunca „Kürd-Türk kardeşliği“ ve „ortak devlet“ olayını son noktaya kadar kullanmışlar..(Bu konuda bugüne kadar yayınlanmayan bir dizi belge var.. İmkan buldukca yayınlamaya çalışacağım.)
Kazım Karabekir'de Anılarında „Ermeni tehlikesi vurgusunun Kürdlerin üzerindeki etkisinden“ sözediyor..
Birinci Dünya Savaşı boyunca Kürdler kend vatanlarını işgalci güçlere karşı korumaya çalışırlarken, pozisyonları Türklerle çakışıyor..
Kemalistler iktidarı aldıktan sonra o topraklarda kendilerine ve „Türk Projesine“ karşı koyabilecek tek ulusal gücün Kürdler olduğunu tespit ediyorlar.
T.C'nin kuruluşundan 1940'lara kadar Kürd halkı soykırıma tabii tutuldu. Şeyh Said, Ağrı, Sason ve Dersim gibi direnişler esnasında yüzbinlerce Kürd soykırımından geçirildi ve Kürdistan harebeye çevrildi..

Soykırımdan kurtulan Kürdlerin tüm ulusal gasp edildi ve köleleştirildiler.

İşte „Türklerle Kürdlerin birlikte yaşamı“ bu noktadan başlıyor.

Bu Türk yazarlarının „Türklerle Kürdler birlikte yaşamak zorundalarmı?“ sorusunu gündeme getirmelerinin esas nedeni Kürdlerin eskisi gibi köle olarak yaşamak istememesinden kaynaklanıyor.

Eğer Kürdler köle olarak yaşamak istemiş olsaydı bu „efendilerimiz“ dünyanın en mutlu insanları olurlardı..

Şimdi bu sorularıyla Kürdleri tehdit etmeye çalışıyorlar.

Çünkü herkes Türklerin „birlikte yaşamadığı halkların başına ne getirdiğini“ çok iyi biliyor.

Efendi yazarlarımız yanılıyorlar.. Artık geçen yüzyıl boyunca yaptıkları Kürd soykırımını yapamazlar.. Buna ne güçleri var ve ne de dünya halkları böyle bir kıyıma izin verir..

Ayrıca bugün Avrupa'da milyonlara varan bir Kürd kitlesi var..
Dün yaptıkları soykırımların hesabını veremiyenlerin ve dünyaya rezil olanların yeni bir Kürd kıyımına kalkışması pek mantıklı değil..

Kürdler bu kadar soykırım ve katliamlardan sonra Türklerle birlikte yaşama diye bir dertleri yok.. Çünkü Kürdler sunni sınırlarla parçalanmış Kürdistan'ın diğer bölgelerindeki kardeşleriyle birlikte yaşamak isterler. Aileler bölünmüş, aşiretler bölünmüş, köyler, kazalar ve şehirler bölünmüş...

Sen bir asır boyunca sana soykırım uygulayan ve sana ait her şeyi yasaklayan birileriyle mi birleşirsin yada aynı dili konuştuğun, akraba olduğun ve aynı aşirete mensup olduğun insanlarla mı birleşirsin?

Elbette ikincisini tercih ederim.

Yazarlarımızın bu sorusunu görünce aklıma pratik bir çözüm geldi..

Bu son savaşta Kürdler 50, 60 yada 70 bin kayıp verdiler.(Kürdistan'da Türk vahşetinin hesabını tutmak akıl karı değil)

Kürdlerin bu son savaşta verdiği kayıplar kadar nüfusu olan devletler var..
Dağa çıkan Kürd gençleri bugün bazılarının iddia ettikleri gibi „Dil ve Diş“ için çıkmadılar..
Onlar Türk işgalci ordusunu Kürdistan'da kovmak için ve defetmek için çıktılar..
Bu uğurda büyük kayıplar verdiler.

Türkler birileriyle birliktemi yaşamak istiyorlar?

İlk önce Kürdistan'da bulunan tüm ordusunu, polisini, memurunu, öğretmenini ve diğer katil sürülerini, Atatürk'ün tüm heykelleriyle alıp defolsunlar..

O zaman Dicle ve Firat eski uygarlıklarına kavuşacaklar.. Kürdistan ormanları yeniden yeşerecek, Şafaklar ve Beritanlar yeniden Zozanlarına açılacaklar... Çobanlarım dağlarda ve zozanlarda Türk askerlerinin kurşunlarına hedef olmaksızın kavallarını çalacak ve Kürdçe stranlarını haykıracaklar..
Koyun sürülerimiz kavalların sesleriyle özgürce toplandığı an Türklerin sultasının bittiği moment olacak... İş o an Kürdistan'da bayram anı olacak... Kürdler her yıl o gün Kürdi renkleriyle sokakları şenlendirecekler.

Kürd katili Türk ordusunun Kürdistan'da cirit attığı bir ortamda yazarlarımız Kürdlere „birlikte yaşamaya ilişkin karar verin“ diyorlar.

Bunun ismi düpe düz sahtakarlıktır ve Kürdleri yeniden soykırım ile tehdit etmektir.

Siz bir asır boyunca Kürdlerin dilini ve kültürünü yasaklamanıza rağmen, Kürdler stranlarıyla sizin tüm vahşetinizi belgelediler.. Miro, Mirê Min, Ferzende, Seyidxan, Broye Heske Telo, Seyid Rizo, Şeyh Said, Xalid Cibri, Geliye Zilan vs vs üzerine söylenen stranların hepsi sizin vahşetinizi anlatıyor..

Bu stranlardan bir kaç tanesini dinliyen her hangi bir Kürd yurtseveri hemen size : SON YÜZYIL BOYUNCA KÜRDİSTAN'DA NE KURDUYSANIZ HEPSİNİ ALIN VE DEFOLUN!!! DEFOLUN!!! DİYECEKTİR!!

Kendi milletinin katiliyle yaşamak milyonlarca Kürd şehidinin anılarına hakarettir..

Hala mezarları bile ortada yok..

Şimdi hemen Defolun!

Aso Zagrosi

Not: Özür!!

Yine yazıyı ikinci defa kontrol etmeden yayınlıyorum..

Yeni Yorum yaz

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.

Düz metin

CAPTCHA This question is for testing whether or not you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.