Ana içeriğe atla

Suriye nereye gidiyor? İbrahim GÜÇLÜ

Suriye halkları, Kürtler, Araplar, değişik mezhep ve görüşte olan topluluklar, 1946 yılında Fransızların Suriye’yi terk etmesinden sonra da özgürlüklerine kavuşamadılar. Suriye’nin bağımsızlığı için Araplarla omuz omuza veren Kürtlerin, Fransızların gidişinden sonra bütün ulusal haklarından mahrum edilmesi, iktidara ortak hale getirilmemeleriyle bir zulüm yönetimi ve sistemi yaratıldı.

Kürtlerin ulusal haklarından mahrum edilmeleri ve tutsak hale getirilmeler, aynı zamanda Kürtlerin dışındaki halk topluluklarını, Arap halkını da tutsak hale getirdi.

“Bir insanı ezen bir insanın, Bir halkı ezen bir halkın, bir ulusu ezen bir ulusun, bir sınıfı ezen bir sınıfın, bir görüşü ezen bir görüşün, bir dini ve mezhebi ezen bir dinin ve mezhebin özgür olamayacağı” ahlaksal ilkesi Suriye için de geçerli oldu.

Suriye’de 1960’lardan sonra iktidarın cunta yoluyla Baas’ın eline geçmesinden sonra, Suriye’de tipik bir askeri diktatörlük, faşist bir yönetim, elitik bir sulta, azınlığı oluşturan küçük bir mezhebi yapı egemen hale geldi. Askeri diktatörlük ve faşist yönetim, küçük bir sınıfsal ve mezhebi elit, Suriye halklarına en büyük işkenceleri çektirdiler.

Buna karşılık, iktidara egemen olan askeri ve faşist mezhebi elitin dışındaki herkes ve her topluluk, zulüm ve zorbalığa son vermek, demokratik bir yönetim kurmak, özgürlüklerini yaşamak; Kürtler, Kürdistan’da özgür ve otonom/özerk olmak için mücadele ettiler.

Arapların ve Kürtlerin mücadelesi büyük bir zulüm ile karşılaştı.

*****

Suriye’deki muhalefet, hak ve özgürlükler için mücadelesinde, Arap Baharı döneminin başlamasından sonra yeni bir noktaya geldi. 2011 yılının Mart ayının ortalarından itibaren Suriye’deki muhalefet, ayaklanma dönemine girdi.

Suriye’de ilk ayaklanma, Ürdün sınırına yakın olan küçük bir Arap kentinde başladı. Bu ayaklanma kısa bir zaman içinde Suriye’nin birçok kentine, özellikle de muhalefetin geçmişten beri güçlü ve diri olduğu bölgelere yayıldı.

Baas’ın askeri ve faşist yönetimi/diktatörlüğü, muhalefetin bastırılması için akıl almaz şiddet yöntemlerini uygulama alanına koydu. Baas askeri ve faşist diktatörlüğünün bu acımasızlığına rağmen, muhalefet sindirilemedi. Yönetimin her bir yeni baskısı, muhalefetin daha da gelişmesine yol açtı.

Suriye’de günde ortalama 10-15 kişi katlediliyor. Uluslararası ve yerel insan hakları örgütlerinin saptamalarına göre, 4000 kişi katledilmiş durumda. Bu katledilenlerden biri de Kürtlerin ünlü ve mücadeleci lideri Mişel Temo’dur.

Suriye’deki ayaklanmalardan sonra toplu tutuklamalar ve işkenceler yapıldı. Binlerce insan, Suriye’yi terk ettiler. Türkiye’ye ve Kürdistan’a sığındılar.

*****

Geline aşmada askeri ve faşist diktatörlükle muhalefet arasındaki çatışma, yeni bir karakter kazanmış durumda. Yönetim ile muhalefet arasındaki mücadele, silahlı bir karakter kazandı.

Hür Suriye Ordusu,Baas ordusunda bulunan sunilerin kopuşu ile oluşmuş durumda. Bu ordunun taraftarları, Şam’ın göbeğinde Hava Kuvvetlerine ait İstihbarat Dairesine saldırı yaptı. Hür Suriye Ordusunun bu saldırısı, muhalefetin mücadele tarzında bir değişikliğe yol açtığının işaretlerini veriyor.

Karşılıklı bu silahlı çatışmanın, iç çatışmayı derinleştireceği, “silahların eşitliği ilkesinin” gerçekleşmesi için yeni olanakların olgunlaşması yorumlarına yol açmakta. Bu durumda, Suriye’deki muhalefeti destekleyenlerin, Beşşar Esad ve rejiminden tümden umut kesen devletlerin ve uluslar arası güçlerin Hür Suriye Ordusunu güçlendirmek için çaba içine girecekleri öngörülmekte.

Suriye muhalefeti toparlanmak için çaba göstermekte. Değişik muhalefet kesimleri arasında yeni ilişkiler gelişmekte. Uluslararası güçler muhalefetin tekleşmesi ve bütünleşmesi için çaba göstermekteler. Muhalefetin kısa bir süre içinde toparlanacağı, farklı bir yapı kazanacağını güçlü verileri ortaya çıkmış durumda.

*****

Suriye’de sivil ayaklanmaların başlamasından sonra, Güney-Batı Kürdistan’da (Suriye’deki Kürdistan’da), bu ayaklanmaları destekleyen yumuşak ve radikal olmayan destekleme hareketleri gelişti. Bunun iki nedeni vardı. Nedenlerden biri, 12 Mart 2004 deneyinden yola çıkararak, rejime karşı muhalefetten yalnızlaşmaktan ve Arap desteğinden mahrum kalma korkusu. Yalnız kalınması halinde, Suriye’deki askeri ve faşist diktatörlük tarafından büyük bir zulüm ve yok etme eylemiyle karşı-karşıya kalınacağı öngörüsü. İkinci neden, Kürt muhalefetinin ve örgütlerinin kendi içinde birlik ve bütünlük içinde olmamaları; örgütlerin yapısal olarak döneme uygun örgütler olmaması, farklı amaç ve stratejilere sahip olunmasıydı.

Suriye’de Baas rejimi de bu gerçekleri görerek, Kürtlerin ayaklanma içine girmemeleri için farklı bir strateji izledi. Kürtlere karşı yumuşak bir davranış içine girdi. On yıllardır vatandaşlıktan mahrumiyete son vermek için adım attı.

Kürt muhalefeti ve örgütleri bugün, dünden daha farklı bir noktadalar. 10 Kürt örgütü, Kürtlerin gençleri, aydınları, toplumsal kanaat önderleriyle birlikte bir “Suriye Kürtleri Ulusal Kongresi” yaptılar. Bu kongrede tam olmazsa da strateji ve amaç birliği sağladılar. Ama kongreye 6 Kürt örgütü katılmadı. Bu örgütlerle de birliğin sağlanması için adımlar atılmakta.

Kürt muhalefeti uluslararası ilişkilerini, bölgede Kürtler arasındaki ilişkilerini geliştirmek için yeni bir girişim içindeler.

Kürt muhalefeti, Kürt lideri Mişel Temo’nun öldürülmesinden sonra, mücadele biçimi olarak da ileri bir düzleme doğru tırmanmaya başladı. Büyük kitle gösterileri organize edilmeye başlandı.

*****

Suriye rejimi, ayaklanmaların başladığı, yayıldığı ilk dönemlerdeki durumu ile bugünkü konumu mukayese edildiği zaman, Suriye’deki rejiminin giderek yalnızlaştığı da açıkça görülmekte.

Arap Birliği, katliamların durdurulmasını rejimden istedi, Demokratik adımların atılması için bir reform programının hayata geçirilmesini talep etti. Bu yaklaşım, Arap Birliği’nin Suriye rejimine bir uyarısıydı. Buna rağmen, Baas rejimi, zulüm ve zorbalığından vazgeçmedi. Buna karşılık, Arap Birliği Suriye ile ilişkilerini askıya alacağı uyarısını yaptı. Beşşar Esad ve Baas Yönetimi yine yaptıklarına devam ettiler. Buna karşılık da, Suriye’nin Arap Birliğindeki üyeliğine son verildi.

Suriye ile Türkiye arasındaki çelişkiler daha da keskinleşti. Türkiye, Suriye muhalefetine açıkça destek verme aşamasına geldi. Suriye’deki muhalefetin bir kesimi Türkiye’de Dış İşleri ve diğer yetkililer tarafından kabul edildiler. Türkiye’de toplantılar yaptılar. Bu kabulün geçmişteki ilişkilerden farklı olduğu her yanıyla ortadadır.

Suriye ile uluslararası camia arasındaki açı da fazlasıyla açıldı. Daha önce reform talep eden uluslararası güçler, bu aşamada Beşşar Esad’ın ve Baaas’ın yönetimi bırakması gerektiğini açıkça ifade ediyorlar. ABD ve Batı Dünyasının diğer kesimi Türkiye üzerinden Suriye’yi tecrit etmeye, kendi siyaset ve stratejilerini Suriye’de uygulamaya çalışıyorlar. ABD, Türkiye’nin Suriye konusundaki politikalarını açıkça destekliyor.

*****

Suriye rejimi, meşruiyetleri tartışmalı olan ittifakçılarla ayakta durmak istese de, başarılı olmayacağı giderek açığa çıkmaya başladı. Suriye, bölgede büyük bir zulüm makinesi olan teokratik diktatörlüğe sahip olan İran, Hizbullah, PKK tarafından desteklenmektedir.

Suriye’ye yapılan bu destekler, Suriye’de askeri ve faşist diktatörlüğün yaşaması için yeterli olmayacaktır.

*****

Bütün bu verilerin bir sentezi yapıldığı zaman, Suriye’deki diktatörlüğün ömrünün uzun olmayacağı görülmektedir. Suriye’de geri sayım başlamış durumda. Uluslararası müdahalede gündemde.

Amed, 21. 11. 2011

İbrahim GÜÇLÜ
([email protected])

Yeni Yorum yaz

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.

Düz metin

CAPTCHA This question is for testing whether or not you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.