Ana içeriğe atla
Submitted by Anonymous (doğrulanmadı) on 22 January 2009

Ali İncesu*/ Kürt Kültürünü Araştırma Vakfı (KÜRT-KAV) kurucu ve üyeleri, sunacağımız düşünce ve prensipler ışığında, vakfımızı sahiplenmek üzere bir çalışma başlatmanın elzem hale geldiğini düşünüyoruz diye, 24 kişinin imzaladığı Ekim 2001 yılında bir broşür veya kitapçık yayınladık. Hepimizin ortak görüşü 9 madde şeklinde sıraladık adı da “YENİDEN YAPILANMA GİRİŞİMİ“ idi.

1) Cumhuriyet tarihi boyunca “Kürt“ adını resmen tescil ettirmiş tek kuruluş olan vakfımız, içinde bulunduğu edilgen durumdan kurtarabilir ve ya daha atak bir yapıya kavuşabilir. Bu edilgen duruma layık değildir.
2) Esas alınacak her kurucu ve üyenin yönetime gelme hak ve hukukunun peşinen kabulü ve bu anlamda kurucu üyelerin her hangi bir gruba dahil ya da hariç oluşlarına göre kategorize edilmeleri prensibi doğrultusunda vakfımız yönetim kademelerinin olabildiğince ehil, gönüllü ve sivil toplum örgütü ruhuna uygun kadrolaşma oluşturması.
3) Yeniden yapılanma gereği olarak vakfımızı yeni mali ve entelektüel güçlere açmak, taze soluk getirecek ve kültürel çalışmalarımızı güçlendirecek anlamlı tespitler yapabilecek kişileri üyeliğe davet etmek.
4) Amacımız, üyeleri gönüllü ve profesyonel kadrolarla ciddi bir kurumsallaşma sağlamak olması gerektiğine inandığımız aydınlarla ve sanatçılarla görüşmek, öte yandan çabalarımızın kapalı olmaması açık yürütülmesi diye kısaca etkin sivil kuruluş mantığı doğrultusunda hareket eden güçlü bir Kürt-Kav yaratmak v.b istemlerdi.
Vakfın kurucu ve üyelerine tartışmak üzere kitapçık yayınladık.

Hemen bunun akabinde 15.30 Haziran 2001 tarihli Dema Nü'de yayımlanan ve yeniden yapılanma girişimini eleştiren bir kısım kurucu ve üyelerin deklarasyonunu içeren metin.

“Kürt-Kav'a sahip çıkalım“ başlığı ile şu görüşlere yer verildi:

“Kürt varlığını besleyen bütün değerlere peşi sıra saldırıların sürdüğü bu alandaki inkarcılığın çeşitli araç ve yöntemlerle bir kampanyaya dönüştüğü bir süreçte Kürt-Kav'a sahip çıkmak her zamankinden daha da önem taşımaktadır. Bu sorumluluk değil bir görevdir.
Oysaki söylenenler bir yana, söz konusu girişimin niyeti ne olursa olsun, çabaları Kürt-Kav'a hizmet etmekten uzaktır.

Öte yandan kendileri dahil kurumun tüm üyelerine güvensizliğin ifadesidir.
Vakfımızı yeniden mali zorluklarını gidermek ve entelektüel güçlere açmak ve anlamlı kişileri üyeliğe davet etmekten amaçları nedir?

Bu aydınları ve anlamlı kişiler bunca özelliklerine rağmen enerjilerini harcayacak bir yer bulamıyorlar da Kürt-Kav'a üyeliğimi bekliyorlar?

Kendi sanatçı ve aydınından korkan bu arkadaşlar çabaladıkça battılar. Bu iyi niyet çabalarımız, Kürt kamuoyunda onay gördükçe başka yollara başvurdular.

Kurucu üyelerimizden İzmir'den bu görüşlerimizi ve bu çalışmayı destekleyen bir açıklamanın gelmesi şiddetle karşı çıkmaları ve yayınladıkları deklarasyonun mantığını anlamak çok zor olmasa gerek.“

08. 08. 2001 tarihli noterden bize ihtarname çektiler:
“ ihtarname metni şöyle: “ vakıf adına yayın yaptığınız tarafımızdan tespit edilmiştir. Gerek basılı yayınlarınız gerekse Internet türü web siteleri aracılığıyla yaptığınız yayınlar tamamen yasa dışı olup vakfımızı da ileride telafisi olmayan hukuki sorunlarla karşı karşıya bırakabilir. Yine bu konu ile ilgili vakıf yönetimimizin aldığı karar gereği hakkınızda yasal yollara başvurabiliriz. Bu tür yayınlarınıza son vermeniz dileği ihtaren bildirir.

Sayın noter iş bu üç nüshadan ibaret. İhtarnamenin bir nüshasını ilgililere PTT ile tebliğini arz ederim.“

Bu ihtarnameyi tek tek, isim isim bizlere gönderdiler ve yukarıda açıkladığımız (broşürün) ruhunu tartışmayı seçmediler. Başka yolları denemeye devam ettiler. Yine her ağızları açıldığında ’demokrasi, diyalog, tartışma“ diye ağızlarına sakız eden dema n ve demokrasiyi içlerine sindirmeye açık olmadıkları bir duruşu sergilediler. Tabi ki bu gün olduğu gibi o zaman da pek çok samimi ve inançlı insanı yaralamışlardı.

İstenmeyen bütün yol ve yöntemleri denediler. Başka bir bahane bulamayınca bu sefer de “demokratik cumhuriyetçilere “teslim edecekler Kürt-kav'a sahip çıkalım diye yayınlara başladılar.

Yeni bir deklarasyon daha yayınladılar:

Temmuz 2007 Tarihli “Kürt- Kav' a Sahip çıkalım“ başlıklı yayında;

Kürtler dil, kültür, tarih ve benzeri kimlik değerlerinin ağır saldırılarla yüz yüze bulunduğu bir süreçten geçiyor.

Kürtler adına konuştuğunu söyleyen kimileri bu süreci “barış“ ve “demokratik cumhuriyet“i inşa süreci olarak perdelemeye çalışsa da rejimin kirli yüzü ve bunu gizlemeye çalışanların niyeti her geçen gün biraz daha açığa çıkıyor.

Kürtlere reva görülen hak tanımazlığın yoğunlaştığı alanlardan biriside Kürt-Kav'dır. Kürt -Kav son zamanlarda içinden ve dışından gelen kuşatmanın etkisi altında. Bir kısım vakıf üyesi geçtiğimiz günlerde yönetimin etkisi dışında “Kürt-Kav da bir yeniden-yapılanma başlatmak için“ adıyla, Kürt-Kav'ın ad ve logosunu kullanarak bir broşür yayınladı. Bu tutumun vakıfa yönelik yeni bir saldırı olduğunu düşünen bir kısım vakıf kurucu üyesi de buna karşılık “Kürt-Kav'a sahip çıkalım“ başlığıyla kamuoyuna bir açıklama yaptılar

Söz konusu açıklamayı kamuoyunun bilgilenmesine katkıda bulunmak amacıyla yayınlıyoruz.
DEMA NÜ/TEMMUZ 2007

Vakıf kuruluşunun 17. yılındadır. Bu güne kadar bir adım ileri gitmemiştir. Bu güne kadar söz konusu gurup ileri bir adım attırmadılar. Bu gün de daha başladığımız yerdeyiz.

Kürt - Kav yönetim kurulu olarak, iki senelik çalışmalarımız sonunda vakfımızı yeni mali ve entellektüel düşüncelere açmak, taze soluk getirecek ve kültürel çalışmalarımıza güç katacak kişileri üyeliğe davet etmek ortak kararımızdı. Bu sayı, kalitenin de daha çok düşürülmemesi için 25 kişi ile sınırlı olacaktı!

Bilinen aydın, yazar, yayıncı ve sanatçılarla görüşme kararı aldık. 6 aylık çalışma sonucunda vakfımızın kuruluş senedine uygun olarak, kendi bilgi ve birikimleri ile katkı sunacak, elini taşın altına koyacak, herkesin bildiği, tanıdığı ve Kürt toplumunun her kesimine kendilerini kabul ettirmiş, her kes ve her kesim tarafından kabul gören 25 kişi tespit edildi. Bu kişilerle görüşmeler başlatıldı. Onlara bu teklifimiz sunuldu. Onların da kabulü ile bu kişilerin üyeliğe alınma süreci başlatılmış oldu. 16.01.2009 tarihli son yönetim kurulu toplantısında yeniden tartışıldı ve bu arkadaşların isim listeleri yönetim kuruluna sunuldu. Bu kişilerin üyeliklerine karar alındı. Amacımız 17.01.2009. tarihinde yapacağımız 9. Olağan Kongre'de kurucu ve üyelerin onayı ile ve Kongre Kararı olarak bu kişilerin üyeliklerinin resmen başlatılması idi.

Bu altı aylık zamanda, içinde hiç kimsenin karşı çıkmadığı tartışma konusu bile yapılmadığı bu konuyla ilgili olarak. iki senedir yönetim kurulu toplantılarına gelmeyen. Bir yönetici, 20 arkadaşının dilekçelerini alarak son gün, son dakikada “bunları da üye yapacaksınız“ diye yönetim kurulu toplantısına kendi düşünce yapısını temsil edecek kişilerin listesini dayatmıştır. Bu dayatma yönetim kurulunca kabul görmedi. Son olarak yönetim kurulu bu kişilerin üyelik durumu bir daha ki yönetim kurulun da görüşülmesi hususunda karar alındı. Üyelik dayatmaları kabul edilmeyince;

17.01.2009 tarihin de yapılan Kürt- Kav Olağan Kongresi'nde, gündem maddeleri görüşülürken yeni üyeliklerle ilgili gündem maddesine geçildiğinde bu maddeyle ilgili olarak karşılıklı olarak söz almalarla yapılan tartışmalar sonucunda, yeni üye olacak arkadaşlar kendi isimleri üzerinde tartışılmasını doğru bulmayarak müracaat dilekçelerini yönetim kurulundan geri çekmeye başladılar. “Biz sizlerin daveti üzerine buraya geldik Bu tartışmalar etik sınırlarını aşmış ve kişilik haklarımızı, onur ve gururumuzu rencide eder hale gelmiştir. Bizler bu durumda üyeliklerimizi geri çekiyoruz!“ demişlerdir. Bu durum üzerine bir kısım yönetim kurulu üyesi ile birlikte olağan genel kurul salonunu terk etmişlerdir.

Zaten HAK-PAR Genel Başkanı Bayram Bozyel'ın, “Vakf'ın dengesi bozuluyor. Bunu bozdurmayız!“ konuşmasından sonra salon boşaldı.

Bir partisinin genel başkanı vakfın genel dengesiyle ilgileniyorsa, kendi aydınından, yazarından korkuyorsa, Kürt ulusal mücadelesini grup çıkarlarına feda ediyorsa, ahlaki olmayan bu durum aşikar olmuştur. Ve kongremiz sözün bittiği bir kongreye dönüşmüştür. Böylece kendi kendilerine kongreyi sonlandırmış oldular. Gaziosmanpaşa 1. As.Huk.Mah.si 2007/572E. sayılı dosyasıyla Vakıf ve Vakıf Yönetimi hakkında dava açan bir kişiyi de yanlarına alarak yönetim kurulunu oluşturdular.

Dünya genelinde tabular yıkılırken, demokratik kitle örgütleri kendi doğallığına ve özgürlüğüne kavuşurlarken, kendi grup çıkarlarına geçmişten daha da çok sarılan kesimlerin ülkemizdeki varlığı dikkat çekici olduğu kadar esef vericidir de.

Ulusal, toplumsal bilincin dönüşüme uğraması, ön yargılardan kurtulmasına bağlıdır. Bu nedenle grup(parti) ruhunun özgürleştirilmesine acilen ihtiyaç vardır. Bilerek ve bilinçli olarak meydana getirdikleri travmalar önlem alınmadıkça, aydınlar arasındaki uçurumun daha da derinleşmesine hizmet etmiş olurlar. Hangi taraftan olursa olsun, bağnaz değerlerini hovardaca kullanmak, devrimci, demokrat ve aydınına saygısızca yaklaşmak, bu kurumu yıkmaya, kapısına kilit vurmaya çalışmak ile özdeş olur. Bu bir ilkelliğin ürünü olabilir ki bu ezilen, horlanan, yok sayılan bir halkın tarih ve kültürünü araştırmayı, ortaya çıkarmayı hedefleyen bir Vakfın ruhuna yakışacak bir durum olmazsa gerek ve değildir!

Herkesin geçmişi ile hesaplaşması ve şu ana kadar başarısızlıklarının nedenini ortaya koymaları gerekir. Kürt siyasal durumu ve darlığının tahlile ihtiyacı vardır.. Bunun geleceğe ertelenecek hali de kalmamıştır.

Zira ertelemeci mantık, akıp giden tarih karşısında “hiç“ olmayı getirdiği hep kanıtladı..
Arkadaşlarımıza sorasım gelir,
Kürt-Kav'ı hile ile aldınız..
Nasıl işlevli kılacaksınız?
Bunu hiç hesaplaya bildiniz mi?
Eğer Kürt- Vakfı'nı, küçük grupsal çıkarlarınızın bir parçası haline getirdiyseniz! Bu size de yaramayacak. Zira şu ana kadar çok şey vardı sizin elinizde ve tamamını heba ettiniz. Şimdi de “heba etme sırası Kürt- Kav'a geldi“ diyorsanız, şimdilik “Alın size! ’Beş para gibi harcayın' demekten başka bir şey diyemiyeceğim!
Bir Kürt özdeyişi var. “Divê em bimînin û bibînin!“

*KÜRT-KAV
Eski Yön.Kur.Üyesi
Ali İNCESU

Kürdlerin birlikte çalışma kültürü yok. Yıllardan beri orada çalışıyordunuz. Şimdi ayrılmak zorunda kaldınız. Birlikte çalışma kültürü olmayan çevrelerde ya darbe kurbanı olurdun yada darbe yaparsın. Siz darbe yapmayi bilmediğiniz için, darbe yediniz. Bu bir kültür sorunudur.. Kürd Kav!ın başkanı gitti. Sekreteri gitti. Bir dizi yönetim kurulu üyesi gitti. Getirdiğiniz yeni 20 aday üye gitti.. Arkadaşlar arındılar. Tüm yönetimi kendileri devraldı.. Küçük olsun bizim olsun dediler!! Belki yarın bir heyet Güneye doğru yolla çıkar. Bir kaç kapıyı çalmak için. Ne de olsa kendi malları tepe tepe kullansınlar. Sahi siz bu geleneği tanımıyormusunuz? Silahsız Apo olduklarını bilmiyordunuz.. Bunlar adamı okşarken bile öldürebilirler.. Canını sıkma.. Bize yeni bir kültür lazım. Yeni kafalar gerekir. Eski kafalar hep eski duvarlara tosluyorlar. Alışkanlıktır ne yapsınlar. Yeniden toslanmaya gidiyorlar. Hürmetlerimle M. Qersî

Yeni Yorum yaz

Düz metin

CAPTCHA This question is for testing whether or not you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.