Ana içeriğe atla
Submitted by Anonymous (doğrulanmadı) on 24 May 2008

İstiklal Marşı yok, `Ey Rakip' var
DTP Van il kongresinde konuşmacılar Abdullan Öcalan'dan `sayın', PKK'lı teröristlere `Gerilla' derken, İstiklal Marşı okunmadı Kürt marşı diye bilinen `Ey Rakip' marşı söylendi.

Osman BEKLEYEN/VAN, (DHA)
--------------------------------------------------------------------------------

Gençlik Spor İl Müdürlüğü Salonu'nda yapılan kongreye, Van F Tipi Cezaevinde tutuklu bulunan Abdurrahman Doğar tek aday olarak gösterildi. Kongreye katılanlar polis kontrolünden geçtikten sonra içeri alındı. Kongrede İstiklal Marşı okunmazken, sözde demokrasi şehitleri adına 1 dakikalık saygı duruşu sırasında Kürtçe Marş okundu. Kongreye DTP Genel Başkan Yardımcısı Bayram Altun, DTP Van Milletvekilleri Özdal Üçer, Fatma Kurtulan, bazı DTP'li belediye başkanları ve 1000 kadar DTP'li katıldı.

DTP Van Milletvekili Özdal Üçer, Kürtçe yaptığı konuşmasına başlarken salonda bulunanlar `Kürdistan seninle gurur duyuyor' sloganı attı. Üçer, terör örgütü PKK'ya yönelik Türk Silahlı Kuvvetleri'nin sürdürdüğü operasyonları durdurmasını istedi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın kendileriyle el sıkışması için PKK için `terör örgütü' demelerini istediğini belirten Üçer, şunları söyledi:

"TERÖRİST SUÇSUZ OLANLARI ÖLDÜRENDİR"

"Biz tek devleti kabul ediyoruz. Ama tek milleti kabul etmiyoruz. Başbakan PKK'ya `terörist' demediğimiz için bizi muhattap almadı. Terörist, suçsuz olanları öldürenlerdir. Terörist, Şemdinli'yi bombalayanlardır. Terörist, yöresel elbise giyip nevruzu kutlamak isteyen kadınları coplayanlardır. Tüm dünyanın gözü önünde 13 yaşındaki çocuğun kolunu kıranlardır. Biz bu kirli savaşın durmasını istiyoruz. Biz askerlerin de gerillaların da ölmesini istemiyoruz."

Türkçe konuşan DTP Van Milletvekili Fatma Kurtulan ise, Türkiye'nin Suriye ile İsrail arasında barış için aracılık yaptığını hatırlattı. Kurtulan, şöyle dedi:

"ÖNCE İŞ BARIŞINIZI SAĞLAYIN"

"Siz önce kendi iç barışınızı sağlayın. Hergün asker ve gerilla yaşamını yitiriyor. Operasyonlar sürerken hala `Eve Dönüş Yasası'ndan medet bekleniyor. Böylesi çatışmalı ortamda kimse eve gelmez. Onlar ailelerine küstükleri için orada değiller. Onlar devlete küstükleri için ordalar. Onlar demokratikleşme adımları atılmadığı için oraya gitti. Eğer onları getirmekte samiyseniz, öyle bir siyasetiniz varsa önce onları dağlara gönderen koşulları gözden geçirmeniz gerekir. PKK, Kürt sorununu yaratmadı. Var olan, devam eden bir çıkmazın sonucunda PKK oluştu. Ben sayın Öcalan'ın Kürt sorununun demokratikleşmesinde önemli olduğunu ve sıradan bir mahkum olmadığını söylüyorum. Ayrıca çok önemli şeyler söylüyor avukatları aracılığıyla. Bunlar gözardı edilmeden diyalog geliştirilmesi gerekiyor. Bizim ortaya koyduğumuz demokratik özerklik projesi çok önemli. Bu önemli projemiz bazı safsatalarla içi boşaltılmaya çalışılıyor. Bu proje ülkemizin önünü açacaktır. Gelin bu projeyi tartışalım."

Konuşmalar sırasında PKK terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan lehine de sloganlar atılırken, seçime Van'daki nevruz olayları nedeniyle Van F Tipi Cezaevi'nde tutuklu bulunan İl Başkanı Abdurrahman Doğar'ın tek listesi halinde gidildi.

`Ey Rakip'

SOVYETLER'in desteğiyle 1946 yılında kurulan ve ömrü bir yıl bile sürmeyen Mahabat Kürt Cumhuriyeti ile bugünkü Kuzey Irak'taki Kürt yönetiminin `Milli Marşı' kabul ettiği `Ey Rakip', Kürt marşı olarak biliniyor. Marşın sözleri şöyle:

"Dinle düşman, Kürt Halkı hala yaşıyor

Top ateşinden ve felaketlerden hiç yılmayacak.

Kürt gençliği aslan gibi şahlanıyor,

Sarsılmaz cesaretiyle,

Hayat tacını kanıyla kazanıyor.

Kim söyleyebilir Kürdün yok olduğunu !.

Kürt yaşıyor, bayrağı yeniden dalgalanacak.

Biz ki, Medler'in ve Keyhüsrev'in çocuklarıyız..

Kürdistan'dır daima inancımız ve yasamız

Devrim çocuklarıyız kızıl renkle kutsandık.

Korkmuyor musun ey düşman, kanlı geçmişinizden !

Kürt gençliği daima kurban vermeye hazır.

Ölüme hazır, ölüme hazır, ölüme hazır."

PKK ye salriranlar iyi okuyun. türklerin babasi altemur kilicla ayni yerdesiniz. Apo ile guru duyuyorum bir kürt olarak 'Büyük Kürd'-istan- oyunu “Güneydoğu Sorunu“ nasıl çözülecek? Şu sırada, Türkiye'yi bölücülükle, PKK ile bu mücadeleden vazgeçirmek için “sözde barışçı“ çözümle, “ölümü gösterip sıtmaya“, mesela, APO'nun “Türk-Kürt Federasyonuna“ eyalet sistemine razı etmek için çeşitli boyutlu bir satranç oyunu oynanıyor. “Barzani ve Talabani PKK'yı dışladılar. Barzani artık dostumuz oldu; Türkiye'ye davet edilmeli, Irak ve Türkiye arasında her türlü işbirliği ’yeni açılım' yapılmalı“ efsaneleri bir tarafta; diğer taraftan, DTP'liler ve öteki sicilli Kürtçülerin, mesela Şerafettin Elçi'nin “Le Monde“ ve “International Herald Tribune“ gazetelerinde yayınlanan, güya “barış“, aslında “savaş çağrısı“, sorunu ünlü “uluslarası arabulucularla“ ve sonra da BM Barış Gücü'yle uluslarası platforma taşımak çabaları var! Ancak, bu kadınlar -adamlar, DTP'liler, Leyla Zana vb. APO'yu önder kabul etmekten ve PKK'dan asla vazgeçmiyorlar. Türkiye'yi “sözde barışçı çözüme“ aslında “teslimiyete“ zorlamaya yönelik , “birçok “ iyi “ ve “ kötü polisli “ bir oyun bu! Karşı taraf ne istediğini, ne yaptığını biliyor da acaba biz biliyor muyuz? Asıl, “AB-ABD bağımlısı“ AKP iktidarı biliyor mu? Hiç sanmıyorum! Asıl talihsizliğimiz de burada! Babacan övünüyor: “Irak'taki yerel unsurlarla müzakereler iyi gidiyor“ diye... Ve Başbakan Erdoğan da herhalde gözleri iyileştikten sonra Irak'a, Talabani'ye gidecek. Fakat orada ne verecek, ne alacak? Mesele bu! Nasıl çözüm? Evet; bu “sorun“ nasıl çözülmeli? Ne yapmalı? Teslimiyetçilerden Mehmet Ali Bırand “Terörist gençleri dağlardan indirmek, Türkiye'ye geçişlerini engellemek yerine, dağa çıkışları durdurmalı“ diyor... Ona göre, Kuzey Irak'a operasyonlar boşuna, hamasi kahramanlık masalları boşuna övünme! Birand bir yerde haklı... Ben de geçenlerde yazdım; “PKK'nın son çırpınışları, PKK panik içinde, ha dağıldı, ha dağılacak“ derken, PKK içerde ve dışarıda ayakta, şenaatine devam ediyor, öldürüle öldürüle bitirilemiyor! Kısacası, bu artık, “şu kadar terörist bu kadar terörist öldü“ rakamlar savaşı değil ve sadece operasyonlarla bitirilecek bir şey de değil! Karşımızda, artık “hayal“ olmaktan çıkmış ve bir daha geriye, şişesine sokulamayacak bir “Büyük Kürdistan“ realitesi var! Bu realite durdukça, ki duracak ve Irak bölününce de Büyük Kürdistan Devleti Talabani tarafından mı - muhtemelen Barzani tarafından mı muhakkak kurulacak... Ve o zaman da Kürt Gençleri dağa çıkmayacaklar. “ Büyük Kürt Devleti “ tarafından cezbedilecekler! Buna karşılık, milli ve siyasi iradeye ve de muhakkak askeri güce dayalı radikal ve çok kapsamlı bir mücadele gerekiyor! Kürt sorunu Türk sorunu Bu “sorun“ konusunda nerede yanlış yapıldı? Özenle, “Kürt Sorunu“ demiyorum; Türkiye Cumhuriyetine hatta “Türklüğe“ bağlı büyük bir vatandaş çoğunluğunu terörden ve bölücülükten tenzih etmek için; son tahlilde, “sorunun“ çözülmesi için umut onlar! Onları kaybetmememiz, açıkçası “asimile“ etmeye devam etmemiz lazım. APO ve PKK! Bugün 68'lilere, 70'li yılların Devrimcilerine övgüler yağdıran, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarına ağıtlar yakanlar, bu hareketlerdeki “Türk ve Kürt Halkları“ söylemlerinin, bölücülüğün işaretleri olduğunu ve “Büyük Kürdistan“ hayalinin boyutu olduğunu unutuyorlar, unutturuyorlar! Kısacası bilinmeli ki, bugün bu sorun Türkiye'nin sorunu Kürtler değil, Kürtçülük -Türkiye'nin bölünmesi sorunudur: Türkiye topraklarını içerecek “Büyük Kürdistan“ sorunudur. Kürtçüler bu emellerinden asla vazgeçmeyeceklerdir ve Türkiye, bu konuda teslimiyetçi oldukça, Amerikalıların, Avrupalıların telkin ettikleri, bizim sözde aydınların “Barışçı Çözüm“ önerilerine itibar ettikçe, “Büyük Kürdistan Hayali“ Kürtlerimizi, hele gençleri cezbecek! Hasan Cemal, “Türkiye demokrasi ve hukuk yolundan sapar, AB şemsiyesi altından uzaklaşırsa, çözüm olmaz“ demek istiyor... Aslında Kürtçülük bu “yollarda“ ve bu bahanelerle “AB ABD şemsiyesi altında“ azmakta! 1416 defa okundu

Yeni Yorum yaz

Düz metin

CAPTCHA This question is for testing whether or not you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.